KÖPRÜ

Temelle Dursun kamyona 6 metre yuksekliğinde eşya yüklemişler. İstanbul'a götürüyorlar. Giderken 100 metre ileride bir köprü gözlerine çarpmış."Köprü yüksekliği 4.50 m" .Temel köprüye 15 metre kala yavaşlamış. Dursun etrafa bakmış. Temel'e:
- Gazla etrafta polis falan yok.

ÜTÜ
Temel karısına yardım etmek için perdeleri ben ütüleyim demiş. Ve perdeleri ütülerken aşağı düşmüş, ölmüş.


GİZLİ SERVİS
Bir gün dünyanın gizli servisleri arasında yarışma yapılacakmış Yarışmaya katılanlara, bir odaya girecekleri ve odadaki çuvalı kullanarak kendilerini gizleyecekleri soylenmiş. Önce CIA'ninki odaya girip paketlemiş kendini. Peşinden giren jüri uyesi çuvalı tekmelemiş çuvaldan:
- Hav hav diye bir ses gelmis. Juri üyesi köpek taklidi yaptığını kabul edip odadan çıkmış. Arkadan KGB'ninki girmiş, aynı şekilde kendini paketlemiş. Juri üyesi gene tekmelemiş çuvalı, bu sefer:
- Miyav Miyav, diye ses gelmiş Tamam demiş adam, kedi taklidi yapıldı. Arkadan bizim Temel girmiş aynı şekilde yapmış. Adam gene tekmelemiş, ses yok. Bi kaç defa tekmelemiş gene ses yok. Çuvalı duvarlara vurmaya başlamış en sonunda çuvaldan zayıf bir ses gelmiş:
- Patatees.


ASLAN
Bir gun temel ve dursun ormanda kamp kurmuslar. Bir sabah bir aslanin kükreme sesiyle uyanmislar.Temel hemen kaçmaya başlamış. Dursun
- Ula Temel ne bu telas aslani gecebilecegini mi dusunisin" deyince Temel "Ula SENI GECSEM YETER" demis.
 


FREN

Temel kamyonuyla yokuş aşağı inerken frenleri patlamış. Yolun sağına bakmış yüzlerce kişinin bulunduğu bir pazar, soluna bakmış tek başına oynayan bir çocuk. Bari fazla zaiyat verdirmeyelim diye arabayı çocuktan tarafa kırmış. Ertesi günkü gazeteler 50 kişinin öldüğü kazayı yazarken Temele bu işin nasıl olduğunu sormuşlar, o da anlatmaya başlamış:
-Her şey o çocuğun pazara doğru koşmasıyla başladı
.


TREN
Temel ve iki arkadaşı İstanbul'dan Trabzon'a gitmek üzere tren garına giderler. İlk Trabzon treni 1 saat sonradır, bileti alıp, yemeğe giderler. Yemekte sohbet, muhabbet saate bir bakarlar ki 1 saati geçmiş. Hemen koşarlar tren garına ama tren gitmiş. Yine bilet alırlar 1 saat sonrası için. Ne yapalım vakti nasıl geçirelim derken kahveye giderler. Çaylar kahveler sohbetler uzar da uzar ve saate baktıklarında 1 saat olmasına 5 dakika vardır. Hemen koşarlar gara ama trene yetişemezler. Gişeye gidip sorarlar yine Trabzon'a gidicek tren var mı diye. Gişedeki adam ''Bakın bu son tren eğer bunu da kaçırırsanız Trabzon'a bugün dönemezsiniz'' demiş. Bileti almışlar, pastaneye gitmişler. Pastalar, kekler, çörekler muhabbet derken saate bir bakmışlar ki 1 saat olmak üzere hemen koşmuşlar gara.Tren yeni hareket ediyor, içlerinden biri uzun ilk vagonu yakalamış, diğeri orta boylu son vagonu tutmuş. Temel uzanamamış. Trenin arkasından bir müddet bakan Temel oturmuş yere başlamış gülmeye. Gişe memuru yanına gelmiş.''Sen ne garip adamsın. 3 treni kaçırdın, arkadaşların gitti,sen kaldın, ağlayacağına gülüyorsun be adam.'' Temel :''Uy hemşerum, Trabzona asıl pen gideceğidim, onlar beni geçirmeye geldiydu pen ona güleyrum''demiş.


MUCİT
Temel  elinde "U" seklinde küçük bir demir ve iki ucu arasında gözle görülmesi çok zor bir kil testere ile buluşlara patent veren özel bir şirketin kapısını çalmış...Görevliler pek ciddiye almamakla beraber bulusunun ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatmasını isterler. Mucidimiz baslar anlatmaya:; " Bu gördüğünüz alet son model bir fare kapanıdır. "U" seklindeki bu kapanın uçlarından birine beyaz diğerine de kasar peynir yerleştirilir. Daha sonra kapan farelerin umumi olduğu bir yere konulur. Peynirleri gören fare kapanın altına gelip, "Beyaz peynir mi yesem, kasar peynir mi yesem" diyerek seçim yaparken, basını mütemadiyen sağa ve sola çevirmek durumunda kalır. Bu esnada göremediği kil testere başını keser ve fare Ölür." Bu açıklamalardan sonra zeki mucit kendini bir anda kapı dışında bulur tabi ki...Herneyse, çabuk pes etmez ve birkaç hafta içinde şirket yetkilileri ile bir buluşma daha ayarlar. Baslar anlatmaya: " Bu sefer fare kapanından peynirleri kaldırdım, böylece daha ekonomik hale gelmiş oldu. Kullanımı ise ayni kolaylıkta. Kapan farelerin umumi olduğu bir yere yerleştirilir, ve kapanın altina gelen fare , kendi kendine sorar ve düşünür " beyaz peynir nereye gitti?, kasar peynir nereye gitti?" iste tam bu sırada kafasını sağa sola çevirirken, kil testere tarafından başı kesilir ve fare ölür."

AKVARYUM
Temel bir gün bir hayvanat bahçesine gitmiş. Akvaryumların yanında birini görmüş. Adam elini akvaryumun neresine götürse balık da takip ediyormuş. Temel sormuş:
- Ula bu nası oliyi?
Adam:
- Her zaman daha zeki olan yaratıklar kendinden daha az zeki olanları yönetebilirler demiş.
Adam oradan uzaklaşmış. Bir kaç dakika sonra geldiğinde bir de ne görsün? Temel akvaryuma ağzını yapıştırmış. Balık gibi bir açıyor bir kapıyor.

YARIŞMA

Temel ile Dursun bir yarışmaya katılırlar. Bu yarışmada en çok yerli öldürene, 100.000$ verilmektedir. Bunlar yerli avlamak için Amerika'ya giderler 3-4 gün aramalarına rağmen bir tane bile yerli öldürememişlerdir. Bunlar bir gün sabah kalktıklarında etrafların da 100'ü aşkın yerli bulurlar.
Temel Dursun'a: La Dursun kalk zengin olduk!

GEYİK AVI

Temel ile Dursun Trabzon'un dağlık bölgesinde ava çıkmışlar. Uzun uğraşlardan sonra elleri boş dönmek üzere iken oldukça iri ve heybetli bir geyiğe rastlamışlar. Her ikisi de epeyce uğraştıktan ve kovaladıktan sonra köye 5-6 kilometre kala geyiği vurmuşlar. Aslında küçük hayvan avına çıkmış olan iki arkadaşın yanında geyiği taşıyabilecekleri herhangi bir araç veya alet olmadığından düşünce üretmeye başlamışlar. Temel ,Dursun'a "Ula dursun habu hayvanın bir boynuzunu sen tut diğerini ben diyerek çektirmeye başlamışlar. Tahmin edileceği gibi çok zor olan bu şekilde köyün yolunun başına kadar kan ter içerisinde gelirlerken köyden birine rastlamışlar. Onların bu halini gören arkadaşları "Yahu siz deli misiniz bu böyle taşınır mı? Sizin kafanız hiç çalışmıyor kardeşim, ikiniz bir olun şu hayvanı kuyruğundan çekin daha rahat taşırsınız " önerisini yaparak yola devam etmiş. Bu fikri çok uygun bulan iki kafadardan biri olan Temel yaklaşık yarım saat sonra Dursun'a dönerek :

"Ula dursun bu hayvan böyle çok kolay çekiliyormuş.Ama anlamaduğum pir şey var bunu kuyruğundan çektuğumuzdan beriköyden gittikçe uzaklaşayruk."

 

 



Geri