|
ŞİMDİ GENÇ MİYİZ? Selim Gündüzalp Yazımıza Hz. Ömer'den bir hatırayla girelim: Devlet reisi iken, her sabah "ÖLÜM VAR YA ÖMER" diye, seslenip ikaz eden ücretli bir memur tutuyor. Ancak bir gün âniden vazifesine son verilen bu memur sebebini sorduğu zaman: "Bu sabah aynaya baktığımda, saçımda sakalımda beyaz kılları gördüm. Onlar bu vazifeyi senden daha iyi yapıyorlar" cevabını alıyor. Evet dostlar. aynalar bizi bekliyor, bir görünelim ondan sonra karar verelim veya isterseniz bırakalım da onunla otuzbeş yaş şâiri konuşsun: Benim mi
Allah'ım bu çizgili yüz? "Dost acı söyler" sözünün hikmetini anlar gibi oluyoruz değil mi? Ne yapalım kabahat aynalarda değil ki... Onların bir şey ilâve ettikleri yok... Biz nasılsak sadece aynen aksettiriyorlar. Hem dört mevsim bahar olmaz yâ... Herşey gibi, güzelliklerde solacak. Zira herşeyin bir sabahı, bir de akşamı var. Bursa'lı şâir Cenâni'nin söyleyişiyle: "Dehr içinde hangi gün gördük ki, akşam olmaya". Aslında akşamın olacağını, o kaçınılmaz saatin geleceğini hepimiz biliriz. Ama gene de gelip geçici şeylerle avunur ve kendimizi aldatıp, zihnimizi başka şeylerle meşgul etmeye çalışırız. Biz durmadan değişen, ama etrafındaki şeylerin de durmadan değişmesinden yakınan insanlar olarak kendi bencilliğimiz içinde herşeyi unutuveriyoruz. J.J. Rousseau'nun deyişiyle "Yeryüzünde herşey devamlı bir akış halindedir. Hiç bir şey kararlı ve kesin bir şekilde muhafaza edilemiyor ve dışımızdaki şeylere karşı duyduğumuz sevgiler de, ister istemez onlar gibi geçiyor, değişiyor." Tiryakisi olduğu ve zararını bildiği halde elindeki sigarayı son dumanına kadar yudumlayan insan, hayrettir ki, aynı titizliği sayılı nefeslerden örülü gençliğine gösteremiyor. Herhalde gençliğimizi parayla satın almadığımız için kıymetini tam takdir edemiyoruz. Halbuki hayatta insanın başına bir defa gelen gençliğin sıhhat ve boş vakit gibi ne büyük bir nimet olduğu, ancak elden gidince anlaşılıyor. Asrın doktorunun
günümüz gençliğinin hastalığına uzattığı reçetede: "Gençlik damarı
akıldan ziyâde hissiyâtı dinler. His ve heves ise kördür. Âkıbeti görmez.
Bir dirhem hazır lezzeti, ileride bir batman lezzete tercih eder"
yazılıdır. Bunu bilmezlikten gelmek, tedavi ve teşhiste mutlaka yanlışlıklara
sebebiyet verecektir. Evet bu çağda, bu yaşta, uğruna "ebedilik"
yeminleri edilmiş nice sevgiler ve sevgililer vardır ki, kısa bir müddet
içinde arkasında bir ümit ışığı, hattâ titrek bir pırıltı bile bırakmadan
sönüp tükenmiştir. "Hakikî zevk ve elemsiz lezzet, yalnız îmanda
ve îman ile olabilir" sırrınca, gençliğini kıymetsiz şeylerin peşinde
harcamayanlar, yapraklar gibi rüzgârlara oyuncak olmaktan kendini koruyanlar
ve gençlikten ihtiyarlığa gün çalmış olan bahtiyârlar, Efendimizin (s.a.v)
"Gençlerinizin en iyisi, temkinde ve sefahatlerden çekinmekte
ihtiyarlara benzeyenlerinizdir." şeklindeki mübârek sözlerine
mazhar olmuş demektirler. Öyleyse yolun neresinde olup olmadığımızı anlamak için, yazımızın başındaki "ŞİMDİ GENÇ MİYİZ?" sualine hemen cevap aramaya başlayabiliriz. |
||
|
kubacami
webteam
|
||