|
MEZARLIK
AĞACI
Fatih Demir Yeni taşındığı Apartmanın bahçesine, birkaç tane de mezarlık ağacı olarak bilinen selvi ağaçlarından dikmişti Ahmet Bey. Niyeti ağaca baktığında ölümü hatırlamaktı. Dünyasını kazanmaya çalışırken ahiretin varlığını da unutmamaktı. Daire komşuları da onun bu düşüncesinden memnun olmuşlardı. Bir gün, bu ağaçları sularken, yoldan geçen bir grup hanımdan biri, Ahmet Bey'e yaklaşıp sordu: -
Apartmanın üst kalında perdesiz camlar var, acaba bu apartmanda Ahmet Bey, soruyu soran hanıma, "sahibi taşınacak" demeye fırsat bulamadan, gruptaki hanımlardan birisi sinirli şekilde bağırdı: -
Ne yapıyorsun Türkan? Ve selvi ağaçlarından rahatsız olan kadın, son sözünü söyledi: -Yürü Allah aşkına! Memlekette kiralık daire mi kalmadı. Bahçesinde mezarlığı hatırlatan ağaçlar dikili bir apartmanda oturulur mu hiç? Onlar hızla uzaklaşırken, Ahmet Bey de, selvi ağacının altında, şaşkın halde kalmıştı. Gülmek mi gerek, ağlamak mı, bir türlü karar veremiyordu. Ahmet Bey bu olayı, yakın dostlarına ibret vesilesi olsun diye zaman zaman anlattı. Hatta dostları arasında, o kadını tanıyanlar bile çıktı. Yıllar yılları kovaladı. Bir gün öğle namazını kıldığı semt camiinde, Ahmet Beyin kulağına, cenaze imamının gür sesi geldi: - Hatun kişi niyetine! Ahmet Bey de, cenaze namazına iştirak etti. Namazdan sonra cemaatten biri, Ahmet Bey'in kulağına eğilerek şu sözleri fısıldadı: - Namazını kıldığın bu kadının kim olduğunu biliyor musun? Ahmet Bey nerden bilsin? -
Kim olduğunu bilmiyorum, dedi. Kulağına fısıldayan adam, derin bir nefes
alarak, şu şaşırtıcı açıklamayı yaptı: Ve şöyle tamamladı sözünü: - Şimdi onu, bir selvi ağacının dibine kazılan mezarına, gömmeye götürüyorlar. |
||
|
kubacami
webteam
|
||