KASADAKİ MÜCEVHERLER

Doç.Dr. Sefa SAYGILI

En önemli ve hassas organımız, vücudumuzun idare merkezi olan beynimizdir.Bu yüzden en iyi korunan organımız yine odur.

İnsan beyni, 12-15 milyar sinir hücresi (nöron) olmak üzere 100 milyar civarında hücreden meydana gelmiş, yaklaşık 1900 gram ağırlığında yumuşak bir dokudur. Desteksiz olarak katı bir yüzeye bırakıldığında, muhallebi gibi yayılır.
Beynimiz, yumuşak bir zar (piamater) ve daha dışta sert, gevşemez bir tabaka (dnra mater) ile çevrilidir. Bu durumu ile kemiklerden yapılmış kalın bir kafatası içinde yer alır.

Anne karnındaki bebeğin kafatası, kıkırdak haldedir. Eğer kemikleşme olsaydı, dış aleme çıkmak için dar bir kanaldan geçmek zorunda olduğundan doğum anında çok güçlük çekilecek, hatta birçok çatlak ve kırıklar meydana gelecekti. Yaratan hiçbir noktayı eksik bırakmamış, bu geçişin kazasız atlatılması için kafatasının elastiki ve yumuşak olması sağlanmıştır.

Beynin büyümesi ilk aylarda çok hızlıdır. 2 yaşında erişkin bir beynin yüzde 60'ına, 6 yaşında ise yüzde 90'ına ulaşılır. Kafatası tam olarak kemikleşmediğinden elastiktir. Kemik aralarındaki dikişler de kapanmadığı için, beynin büyümesine imkan tanır. Ayrıca 18 aylıktan küçük çocuklarda bıngıldak dediğimiz ön fontanel açıktır. Bu da, beynin gelişmesi için plânlanmış harika bir tedbirdir.

Beynin büyümesi ancak 12-14 yaşlarında tamamlanır ve dikişler de bu yaşlarda kilitlenerek, kafatası kemikten bir kutu haline gelir.

Kafatası, tek bir kemik olmayıp sekiz kemiğin birleşmesinden meydana gelir. Bu kemiklerin aralarında dikişler olması, kafaya elastikiyet verir ve darbelere karşı dayanıklılığını arttırır.

Beyin en hassas organımız olmasına karşılık, konumu itibariyle çok sık yaralanır. Normal bir hastaneye acil cerrahî müdahale için başvuranların dörtte biri, baş yaralanmasıyla ilgilidir. Bu kadar hasta içinde yine de beyni hasar görenler pek seyrektir. Öyle ki, kafatasımızın çatlaması durumunda bile, genellikle beynimizde tesbit edilebilir hasarlar olmaksızın kurtuluyor ve bu sebeple de merkezi sinir sistemimizin sert zarı (dura mater) ile ince zarının (piamater) koruyucu özelliğine hayran oluyoruz.

Baş yaralanmalarının pek çoğunda beynimiz zarar görmez. İngiliz Birmingham İlkyardım Hastanesine baş yaralanmaları için getirilen her 5 hastadan 4'ünün hemen evine gönderildiği anlaşılmıştır. Bir yıl içinde gönderilmeyip hastaneye yatırılan 1000 yaralıdan yalnızca yüzde 70'i bir gün, yüzde 20'si ise bir hafta süreyle hastanede kalmıştır.

Bazı kafa darbelerinde görülen şuursuzluk hali de, hayret ve hayranlık uyandırmaktadır. Beynin bir tür istirahati olan şuursuzluk halinde, bu organımızda neler cereyan ettiğini, diğer haller gibi yine bilemiyoruz.

İngiltere hastanelerine çok ağır olmayan baş yaralanmaları ile müracaat eden 5.000 hasta incelendiğinde, bunların sadece 67'sinde kafatası çatlağı tesbit edilmiştir. Beyin kanaması geçiren ve kanın bir yerde toplanmasına yol açan travmalar ise, 5.000 hasta içinde sadece 1 kişiydi.

En hassas organımızın muhafazası da akla durgunluk veriyor ve ustasının büyüklüğünü gösteriyor.


KAYNAKLAR
1. İnsan Beyni ve Yaşamı. Anthony Smith. İnkilap Yayınevi.l986
2. Anatomi. Prof.Dr. Zeki EREN, 1972

 
ana sayfa
kubacami webteam