|
GÜCÜNÜZÜ KEŞFEDİN Kendinize hiç dışardan baktınız mı? Başkalarının gözü ile kendinizi hiç eleştirdiniz mi? Ne gibi yeteneklerinizin olduğunu hiç keşfettiniz mi? Geçmişinizi sorgulayıp, bunlardan aldığınız sonuçlar neticesinde neler yapabileceğinizi hiç duşundunuz mü? Peki mükemmel bir donanıma sahip olduğunuzun farkında mısınız? Eğer cevaplarınız hayır ise, biliniz ki sahip olduğunuz gücün farkında değilsiniz. Lâkin cevaplarınız evet ise büyük bir güce sahip olduğunuzun farkındasınız ve hayatınızın diğer insanlardan oldukça farklı olduğunu biliyorsunuz. Akıllara gelen ilk soru bu gücün ne olduğudur. Kimisi bu gücü, metabolizmada bulunan pozitif enerji olarak değerlendirir. Kimisi ise bu gücü, insanın aklını çok yönlü olarak kullanabilmesi şeklinde değerlendirir. Kimisi ise böyle bir gücün varlığına asla inanmaz. Bu öyle bir güçtür ki, hayatınıza en doğru şekilde yön vermenizi sağlar. Bu güç : insanın aklını çok yönlü kullanarak, için de bulunan pozitif enerjiyi yeteneklerinde sergilemesidir. Bu gücü keşfedenler birer kartal, keşfedemeyenler ise birer tavuk gibidir ve tavuklar her zaman kartalların arkasında yer alır. Bir kartal iseniz; biliniz ki dünyanın sizlere ihtiyacı var. Teknoloji ve medeniyet hep sizin gibilerin sayesinde ilerleme katetmektedir. Eğer hala bir tavuk iseniz; biliniz ki sizde potansiyel olarak bu güce sahipsiniz. Dolayısıyla kartalları imrenmekten vazgeçip, kartal olma yoluna koyulunuz. Tabii bu sanıldığı kadar kolay değildir. İçinizde ki gücü dışarı vurmanız elbette zor olacaktır. Lâkin bunu başaranlar var ise elbette siz de başarabilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan şey buna inanmak ve tevekkülü elden bırakmamaktır. Rivayetlerde Edison: 1000 deneme sonucu ampulü keşfedememesi üzerine, kendisine yöneltilen başarısızlık suçlamalarına şu cevapla karşılık vermiştir: ''Ben başarısız olmadım. Sadece icadıma varmayan 1000 ayrı yolu keşfettim'' 1001. denemesinde ampulü icat eden Edison insanlar için büyük bir örnek teşkil etmektedir. Yenilgi kabul edildiği zaman başarısızlık halini alır. Gerçek başarısızlık ise neticelerden ders almadığımız zaman ortaya çıkar. Eğer yenilgileri kabul etmeyip bunlardan ders çıkarırsanız asla başarısız olmazsınız. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Siz de 50 yıl sonra bu örneklerden biri olmak istiyorsanız, işiniz de sadece hedefe kilitlenin ve azmi elden bırakmayın. Zihinlerinizi gereksiz ve fuzuli şeylerle meşgul etmeyin. Şunu da asla aklınızdan çıkarmayın: HİÇBIR MAZERET BAŞARISIZLIK İÇİN GEÇERLİ DEĞİLDİR. Bir dünya şampiyonunu yenmek çoğumuza göre imkansız gibidir. Fakat her zaman açık bir kapı bulunur. Şampiyon da bir insan olduğuna göre mağlup olma ihtimali her zaman %50'dir. Dolayısıyla sizin galip olma ihtimaliniz de her zaman %50'dir. Lâkin önyargı ile işe koyularsanız ve kaybedeceğinizi bilinç altına yerleştirirseniz, ister istemez bu yüzde oranları değişecektir. Bu oranları korumanın tek yolu, şampiyonun kimliğini unutmaktır. İşte bunu başarırsanız rakibiniz ile aynı koşullarda mücadele etmiş olursunuz. Sonuç olarak kazanırsınız veya kaybedersiniz ama en önemlisi tavukluktan sıyrılmış olursunuz. Şunu da aklınızdan çıkarmayın: Eğer müsabakalarda şampiyon olmak gibi bir düşünceniz varsa tek ihtiyacınız olan şey şampiyon gibi hareket etmenizdir. Günümüz dünyasında, insanoğluna çeşitli morfinler vurularak yetenekleri geri plana itilmiştir. Bir kartal iseniz bu morfinlerden zaten uzaksınızdır ama bir tavuk iseniz morfinin etkisi tüm vücudunuza yayılmıştır. Mesela derler ki; insan beyninin en fazla %10'unu kullanır ve maalesef birçoğumuz bunu bu şekilde kabul ederiz. Tabiatta bulunan herşey ne az ne fazla yaratıldığına göre, niçin bize %90'lık fazla bir beyin verilmiş olsun? Yahut insanın düşünen bir hayvan olduğunu iddia ederler. Aklının %10'unu kullanabilen zavallı bakmış ki hayvan ile insan arasında ki tek fark düşünme olduğuna göre insan düşünen hayvandır demiştir. Üzücü nokta ise bu basit fikrin senelerce beğeni toplaması ve ayakta alkışlanması olmuştur. Oysa bitkilerde hayvanlar gibi ürüyor, besleniyor, irkilme hareketi gösteriyor...vs aynı mantıkla yola çıkılırsa denmelidir ki hayvan yürüyen bir bitkidir! Maalesef bu tür saçmalıklar insanların yıllarca önüne set çekmiştir. Bugün hala Piri Reis'in haritasını nasıl çizdiği, darwinizm doğru bir akım olup olmadığı, piramitleri uzaylılar mı yaptı...vs gibi saçmalıklar tartışılmaktadır. Şimdi soruyorum sizlere: Bu tur saçmalıklara ne kadar değer veriyorsunuz? Hayatınız size aittir. Yolunuzu çizecek olan kişi ta kendinizsiniz. Morfinlerin etkisinde normalize olup oyuncaklarla, magazinlerle, piyangolarla vakit geçirmek mi istersiniz yoksa önünüzde bulunan engelleri parçalayıp, taassup rüzgarını delercesine hareket etmek ve dünyanın ihtiyaç duyduğu biri mi olmak istersiniz? Seçim sizin. Eğer birinciyi kabul ettiyseniz zaman çok uzun, her istediğinizi bir gün yaparsınız lâkin ikinciyi tercih ettiyseniz zamanınız çok kısa! hemen kendinize bir hedef seçip harekete geçmelisiniz! Unutmayın şu andan itibaren zaman aleyhinize isliyor! Yazar: Countach |
||
|
kubacami
webteam
|
||