|
EVLİYA
CÜNEYT
SÜAVİ
Adamın
hastalığına çare bulamayan doktorlardan biri, kendisine Evliya denilen
bir ihtiyarın adresini vermiş. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın
duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde
cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan
6-7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle
kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.
Adam o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam
ederken, aniden duruverdi. Simitçinin üzerindeki eski tişört'ün üzerinde
bir E harfi yazılıydı. Ve bu E mutlaka evliyanın E si olmalıydı. Aradığı
evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan
sonra ;
- Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler, dedi. İyileşmem için bana
dua eder misin ?
Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi
sallarken ;
- Bende sık sık hastalanıyorum , diye karşılık verdi. Ama dedem, Allah'a
inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini
söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan.
Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına
bir öpücük kondururken ;
- Deden çok doğru söylemiş, dedi. Ama ben yine de yardım istiyorum senden.
Çocuk duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan
baloncuyu göstererek ;
- Size dua edeceğim diye cevap verdi. Ama eğer iyileşirseniz, bana 10
tane balon alacaksınız, tamam mı ?
Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi
istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahcubiyetten kızaran yanaklarını
elleriyle örtmeye çalışırken ;
- Uçan balon almanıza gerek yok, diye devam etti. Normalinden 10 tane
istemiştim. :))
Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara
geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde 6 ay sonraki Ramazan
Bayramında çocukla buluşacak ve her hangi bir sebeple gelemediği takdirde,
önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.
Adam küçük çocuğun adını ve adresini bir kağıda yazdıktan sonra, başını
okşayarak onunla vedalaştı.
Aradan soğuk bir kış geçip Ramazana ulaşıldığında, adamın hastalığından
eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle en güzel balonlardan
bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine
gitti. Küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler,
çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerdeki bakkala
sorduğunda, dükkan sahibi ;
- Ciğerleri hastaydı yavrucağın, dedi. Geçen hafta aniden ölüverdi.
Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü. Ve koşar adımlarla orayı terkederken,
önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp ;
- Şu an uçan balonlardan 10 tane istiyorum, dedi. Çabuk ol, gecikmeden
ulaşmalı yerine.
Adam satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten
sonra, onları besmeleyle gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi
baloncu da şaşkındı. Sonunda dayanamayıp ;
- Ne yaptığınızı anlayamadım dedi. Neden bıraktınız onları öyle ?
Adam, nazlı nazlı yükselmekte olan balonları buğulu gözlerle takip ederken
;
- Onları bekleyen küçücük bir dostum var , diye mırıldandı. Hem de evliya
gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece..!
|