|
EN KIYMETLİ ŞEY! Doç.Dr.Mustafa NUTKU Bir vecizede: Buradaki "kim"lik elbette ki, isim, soyadı, cinsiyet, baba adı, ana adı, doğum yeri, doğum tarihi ve nüfusa kayıtlı olduğu yerle alâkalı bilgilerin yekûnu değildir; belki "meslek"tir. Fakat, bazı kimlik cüzdanlarında da yer alan ve umumiyetle anlaşılan sınırlı ve dar mânâda: sadece geçim için tutulan yol da değil: geniş mânâsıyla: dünyadaki ömür müddetini her safhasıyla yaşarken içine girilen yol, gidiş mânâsındaki "meslek" tir. Bu vecizeye göre, bir insanın dünyada yaşarken en çok kıymet verdiği şeyin ne olduğuna bakmak suretiyle kendisini tarif edici ve tanıtıcı en mühim sıfatının tesbit edilmesi mümkündür. Bu kıstas, aslında insanı değerlendirmekte çok farklı ve orijinal bir metot olmayıp, çeşitli şekillerde ifade edilmiş bir hakikatin ifade şekillerinden biridir ve hayatta en fazla kıymet verilerek yaşanan şeyle, yaşayanın "kim"liğinin çok yakın alâkasına dikkati çekmektedir. Bu vecizeyle ortaya konulan kıstası daha iyi anlayabilmesi için insanın bizzat kendi tercihlerini, meyillerini ve isteklerini kısa bir incelemeye tabi tutması kafidir. Meselâ, şu anda hiçbir mecburiyet altında olmadan, tercihini, irade-i cüziyesini, tabii meylini kullanmak suretiyle meylettiği şey nedir? Neyi yapmaktadır veya yapmayı en fazla istemektedir? Ömür sermayesinden sarfederek neye en fazla yatırım yapmaktadır? Ve, niçin? Bu tercihinin, meylinin, isteğinin, ömür sermayesi ile yaptığı en büyük yatırımının sebebi ve gerekçesi nedir? İnsan, kendi kendine soracağı bu neviden sorulara kendi kendini aldatmadan verebileceği cevaplarını tesbit eder ve bu cevaplarının doğru bir muhakemesini yapabilirse, Yunus Emre'nin de: "Bir ben vardır bende benden içeri" mısraında bahsettiği, hakiki benliğini keşfedebilir; böylece kendisini nüfus hüvivet cüzdanındaki bilgilerden daha ileri derecede tanıyabilir. İnsanın bu, kendi kendisiyle biraz daha iyi tanışması, çocukluğunu geride bıraktığı ve akil-bâliğ olduğu çağından itibaren, ihmal etmemesi ve geciktirmemesi icap eden çok mühim bir vazifesidir. Bu tanışma bir an önce yapılmalıdır ki, eğer hatalı ve islâhı lüzumlu haller tesbit edilirse, fazla geç kalmadan hayat yolundaki gidişe daha doğru bir istikamet verilebilsin; "Zararın neresinden dönersen kârdır." kaidesiyle, yanlış rota mümkün olduğu kadar erken düzeltilebilsin. İnsanın, ömür sermayesini kullanarak ebedî Cenneti kazanabileceği veya ebedi bir Cehennemde en büyük iflasla kaybedebileceği bu en mühim "ticaret"inde kesin bilânço, kâr-zarar hesabı, v.s., yıllık olarak değil; dünyadaki ömür müddeti tamamlandıktan sonra çıkarılmaktadır. Bu hâl, "hesabını bilmeyen tâcir" in gafletine sebeb olabilir. İş işten geçtikten sonra aklı başına gelse de, "Son pişmanlık fayda vermez." Kesin hesaplar görülüp iflâs hali belli olduktan ve kendisine tebliğ edildikten sonra, bu ticarete "sıfırdan" yeniden başlayabilmek ve yeni bir ticaret imkân ve fırsatını kullanabilmek artık mümkün değildir. İnsanın, ömür sermayesiyle yaptığı bu en mühim ticaretinin sonunda telâfisi olmayan o feci iflâs haline düşmemesi için bu ticaretine devam ederken kısa zaman aralıkları ile ticaretinin gidişatını kontrol etmeğe ihtiyacı vardır. Bu kontrolü yapabilmesinin bir şekli de, inşanın ömür sermayesinden sarf ederek yaptığı yatırımlarını ve bunların isabet derecelerini incelemesi kendi kendisine "hedef' olarak tespit ettiği şeyin ne olduğuna ve bu hedefe varabilmekte ne kadar başarı gösterebildiğini gerçeğe uygun olarak ortaya koyabilmesi ve "kesin hesap" la defterinin bağlanarak kapatılmasından önce bizzat yapacağı "ara bilanço"lardaki hesaplarının doğruluğunu araştırmakta, "senin için en kıymetli şeyin ne olduğunu söyle, senin kim olduğunu söyliyeyim" kıstasını bir "doğruluk sağlama metodu" olarak kullanabilmesidir. |
||
|
kubacami
webteam
|
||