A'dan sonra ne gelir?

Kalabalık bir ilkokulun birinci sınıfında, kırk-elli öğrencinin gürültüsüne, yaramazlığına rağmen öğretmen hiç şikayetçi değildi. Çünkü hepsi de okuma-yazma öğrenmek için istekliydi. Harfleri tanıyor, kelimeleri sökebiliyorlardı. Ama bir öğrenci vardı ki, öğretmen ne yaptıysa çocuğa daha "a" harfini bile söyletememişti. Her defasında yaşanan aynıydı:

Öğretmen tahtaya koca bir "A" harfi yazıyor, sonra çocuğun yanına gelip "A" diyor, onun da tekrar etmesini istiyordu. Ama çocuk her defasında kollarını göğsünde birleştirip dudaklarını sıkı sıkı yumuyor, sonra da "hayır" dercesine başını öne arkaya sallayıp duruyordu. Öğretmen ne kadar yalvarırsa yalvarsın, ne kadar "A" demenin sana hiçbir zararı yok, sen çok akıllı bir çocuksun haydi..." dese de sonuç değişmiyordu.

Sonun da öğretmen pes edip çocuğun anne-babasını okula çağırdı. Üçü bir yandan çocuğu "a" demesi için ikna ya çalıştılar. Israrlara dayanamayan çocuğun ağzından nihayet bir "a" sesi çıktı.

Bu büyük başarı öğretmeni sevince boğmuştu! "Bak gördün mü, ne kadar güzel "a" dedin. Şimdi bir de "b" de bakalım.

Öğretmenin bu isteği cin bakışlı çocukta beklenmedik bir tepkiye neden oldu. Küçük çocuk yumruğunu sıraya patlattı. Ve bağırarak şöyle dedi.

"Biliyordum ben, biliyordum! 'A' dediğimde ardından 'B' nin, sonra da diğerlerinin geleceğini biliyordum. Daha sonra da benden okumamı-yazmamı isteyeceğinizi de biliyordum. "A" yı da o yüzden söylemek istemiyordum zaten!"

Murat Çiftkaya

 
ana sayfa
kubacami webteam