3/3







 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ YENİLİKLER 

 

İşte bu 12 emir esas düsturdur. Dünya âleminde bütün hayır ve şer binasının temelini bunlar teşkil eder. Ahlâk kitabı yazmak istenilirse dünyanın neresinde bulunursanız bulunun; bu on iki emirin dışında bulunamazsınız.

Hazret-i Peygamber, herkes gibi bir beşerdîr. Fakat bize Allah yolunda bir örnek ve rehber olmuştur. O da bizim gibi tatlı ve acı hatıralarla yaşamıştır. O'nun doğumu ile beşeriyette bir ışık her tarafı sarmış, şirk ve cehalet bulutları dağılmış, binlerce seneden itibaren yanmakta olan ateşin söndüğü, putların yerlere serildiği Kisrâ sarayının temelinden sarsıldığı gün onun doğduğu gündür. Artık bu gidişle firavunların bâtıl dâvâları ve Nemrud'ların azgınlıkları sona erecektir.

İslâm'ın amacı şüphesiz beşerin hidâyet ve saadetidir. Bunu tahakkuk ettirmek için bütün gücü ile uğraşan Resul-i zişan efendimiz Mekke'de onüç yıl kalmıştı.Müşriklerin zulmünden bıkmış olan müslümanları Resul-i Zişân efendimiz Medine'ye hicret etmeye teşvik etmişti.

Resul-i Zişan Efendimiz Medine devrinde de insanlığın saadeti ve kurtuluşu için bir çok yenilikler getirmiş ve beşeriyet tam manâsı ile dalaletten hidayete, zulmetten nura, sefahatten saadete ulaşmış, cehalet ve taassubu yenmiştir. Tüm beşeriyetin hakkı hayatını tanıtmış, dünyayı nurlandıracak hakk-ı hayatın sağlam yollarını göstermiştir. Cehâlet ve taassup zeval bulmuştur. Adalet zulme ve işkenceye, ilim ise cehle galip gelmiş, yeni bir ufuk belirmiştir.

Resul-i Zişân Efendimiz, İslâmiyetin temelleri hususunda şöyle buyurmuştur

“Rabbınıza ibadet ediniz, beş vaktinizi kılınız, oruç ayında orucunuzu tutunuz. Emirlerime itaat ediniz.”

İslâmiyetin zuhuru ile bütün Arabistan bir Allah'a inanmış, cinayet, hiyanet, zulüm yırtılmış; hakikat güneşi, ışıklarını bütün dünyaya saçmıştır. İfta ve kaza teşkilâtı kurulmuş, peygamberimizin nâmeleri ve dâvet mesajları her tarafa gönderilmişti.

İslâmiyetin hedefi; bütün insanlar arasında, toplum içinde çıkması muhtemel kavgaları izale etmek, ızdırap ve elemleri gidermektir. İslâmiyetin ana temellerinden biri olan zekât, zengin sayılan bir müslümanın, malından kırkta birini yıldan yıla müslüman olan fakire temlik etmesidir. Temlik; menfaatı, tamamı ile kendinden keserek malının bir miktarını fakire vermektir. Böylece zekât; zengin ile fakir arasında bir köprü kurmaktır. İçtimai bir yardımdır. Allah'ın vermiş olduğu sayısız nimetlere karşı bir şükran borcudur.

Hayat, içtimai yardım ile kaimdir. İslâm'da yardımlaşma içtimai bir usuldür.

İşte İslâmiyet zenginin malları ile, muhtaç olanları gözetir, İslâmiyet, işte böylece "kuvvetli olanlar yaşar, zayıflar kalkar" düsturunu ortadan kaldırmıştır. Onun yerine sevgi ve kardeşliği koymuştur. İçtimaî nizamı getirmiştir.

Sözün özü; zekât, içtimai yönden büyük menfaatı olan malî bir ibadettir.

İslâmiyet istibdâdı yıkmış, insanlığın hür olmasını sağlamıştır. Ferdi saltanatı kaldırmıştır. Çünkü müslümanlık danışmayı öngören bir nizâmdır. Şürâ ile iş görür Rey ve intihâp esastır.

 

Yazımızı Yunus Emrenin, Resülü Ekrem'e olan aşkını ifade. eden şiiriyle bitiriyoruz :

 

Araya araya bulsan izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni.

 

Bir mübarek sefer olsa da gitsem

Kâbe yollarında kumlara batsam

Hub cemalin bir kez düşte seyretsem

Ya Muhammed canım arzular seni.

 

Arafat dağıdır bizim dağımız

Orda kabul olur duâlarımız

Medine'de yatar Peygamberimiz

Ya Muhammed canım arzular seni.

 

Yunus metheyledi seni dillerde

Dillerde dillerde hem gönüllerde

Ağlaya ağlaya gurbet ellerde

Ya Muhammed canım arzular seni.

 

Yunus EMRE

   
  2. sayfa
index sayfası