|
PEYGAMBER
EFENDİMİZİN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ YENİLİKLER
İşte bu 12 emir esas düsturdur. Dünya âleminde bütün hayır
ve şer binasının temelini bunlar teşkil eder. Ahlâk kitabı yazmak istenilirse
dünyanın neresinde bulunursanız bulunun; bu on iki emirin dışında bulunamazsınız.
Hazret-i Peygamber, herkes gibi bir beşerdîr. Fakat bize
Allah yolunda bir örnek ve rehber olmuştur. O da bizim gibi tatlı ve acı
hatıralarla yaşamıştır. O'nun doğumu ile beşeriyette bir ışık her tarafı
sarmış, şirk ve cehalet bulutları dağılmış, binlerce seneden itibaren
yanmakta olan ateşin söndüğü, putların yerlere serildiği Kisrâ sarayının
temelinden sarsıldığı gün onun doğduğu gündür. Artık bu gidişle firavunların
bâtıl dâvâları ve Nemrud'ların azgınlıkları sona erecektir.
İslâm'ın amacı şüphesiz beşerin hidâyet ve saadetidir.
Bunu tahakkuk ettirmek için bütün gücü ile uğraşan Resul-i zişan efendimiz
Mekke'de onüç yıl kalmıştı.Müşriklerin zulmünden bıkmış olan müslümanları
Resul-i Zişân efendimiz Medine'ye hicret etmeye teşvik etmişti.
Resul-i Zişan Efendimiz Medine devrinde de insanlığın saadeti ve kurtuluşu
için bir çok yenilikler getirmiş ve beşeriyet tam manâsı ile dalaletten
hidayete, zulmetten nura, sefahatten saadete ulaşmış, cehalet ve taassubu
yenmiştir. Tüm beşeriyetin hakkı
hayatını tanıtmış, dünyayı nurlandıracak hakk-ı hayatın sağlam yollarını
göstermiştir. Cehâlet ve taassup zeval bulmuştur. Adalet zulme ve işkenceye,
ilim ise cehle galip gelmiş, yeni bir ufuk belirmiştir.
Resul-i
Zişân Efendimiz, İslâmiyetin temelleri hususunda şöyle buyurmuştur
“Rabbınıza ibadet ediniz, beş vaktinizi kılınız, oruç ayında orucunuzu
tutunuz. Emirlerime itaat ediniz.”
İslâmiyetin
zuhuru ile bütün Arabistan bir Allah'a inanmış, cinayet, hiyanet, zulüm
yırtılmış; hakikat güneşi, ışıklarını bütün dünyaya saçmıştır. İfta ve kaza teşkilâtı kurulmuş, peygamberimizin nâmeleri ve dâvet mesajları
her tarafa gönderilmişti.
İslâmiyetin
hedefi; bütün insanlar arasında, toplum içinde çıkması muhtemel kavgaları
izale etmek, ızdırap ve elemleri gidermektir. İslâmiyetin ana temellerinden biri olan zekât, zengin sayılan bir müslümanın,
malından kırkta birini yıldan yıla müslüman olan fakire temlik etmesidir.
Temlik; menfaatı, tamamı ile kendinden keserek malının bir miktarını fakire
vermektir. Böylece zekât; zengin ile fakir arasında bir köprü kurmaktır.
İçtimai bir yardımdır. Allah'ın vermiş olduğu sayısız nimetlere karşı
bir şükran borcudur.
Hayat,
içtimai yardım ile kaimdir. İslâm'da yardımlaşma içtimai bir usuldür.
İşte
İslâmiyet zenginin malları ile, muhtaç olanları gözetir, İslâmiyet, işte
böylece "kuvvetli olanlar yaşar, zayıflar kalkar" düsturunu
ortadan kaldırmıştır. Onun yerine sevgi ve kardeşliği koymuştur. İçtimaî
nizamı getirmiştir.
Sözün
özü; zekât, içtimai yönden büyük menfaatı olan malî bir ibadettir.
İslâmiyet istibdâdı yıkmış, insanlığın hür olmasını sağlamıştır. Ferdi
saltanatı kaldırmıştır. Çünkü müslümanlık danışmayı öngören bir nizâmdır.
Şürâ ile iş görür Rey ve intihâp esastır.
Yazımızı
Yunus Emrenin, Resülü Ekrem'e olan aşkını ifade. eden şiiriyle bitiriyoruz
:
Araya araya bulsan izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ya Muhammed canım arzular seni.
Bir mübarek sefer olsa da gitsem
Kâbe yollarında kumlara batsam
Hub cemalin bir kez düşte seyretsem
Ya Muhammed canım arzular seni.
Arafat dağıdır bizim dağımız
Orda kabul olur duâlarımız
Medine'de yatar Peygamberimiz
Ya Muhammed canım arzular seni.
Yunus metheyledi seni dillerde
Dillerde dillerde hem gönüllerde
Ağlaya ağlaya gurbet ellerde
Ya Muhammed canım arzular seni.
Yunus EMRE
|