|
PEYGAMBER
EFENDİMİZİN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ YENİLİKLER
İslâm'ın özelliklerinden biri de onu tebliğ eden Hazret-i
Muhammed (s.a.s.)'in son peygamber oluşudur.
İslâmiyet, bütün beşeriyete şâmil bir dindir. Bundan sonra
ne bir din ve ne de bir peygamber gelmeyecektir. Sevgili Peygamberimiz "Alemlere rahmet olmak için,
gönderilmiştir."
İslâm'ın temel kaideleri ilk zamandan zamanımıza kadar hiç bir değişikliğe
uğramadan gelmiştir. Kıyamete kadar
da devam edecektir. İslâm Dini fıtridir. Bütün insanların dinidir. Tabidir,
umumidir. Çünkü bu din İnsan tabiatına en uygun olan dindir.
İslâmiyetin bize getirdiği yeniliklerden biri de, kuşkusuz, adalettir.
Adalet, herkese hakkını verdiren bir fazilet kaynağıdır. Bir toplumun ve devletin temel taşıdır.
İslâm'ın
zuhuruna kadar, Arabistan'da can, mal, şeref emniyeti yoktu, adalet ve
insaf çoktan gitmişti.
Zulmün
fena şekillerinden biri, babaların günahlarından çocukları sorumlu tutulmalarıdır.
Zira bir baba günah işlerse onun çocuklarından biri cezaya müstehak olurdu.
Yahud babanın suçundan dolayı oğulları asılır veya katl olunurdu. Bu hali
yalnız Arabistan'da değil, bütün Dünya'da da görmek mümkündü.
İşte
Kur'ân-ı Kerim, "Hiç bir vebali başka bir kimseye yüklemeyin"
diyerek bu fenâ âdeti adaletsizliği ortadan kaldırmıştır, Resul-i zişan
efendimiz de : "Her câni, kendi cürmünden kendisi sorumludur"
buyurmuşlardır. Artık bu durum karşısında Arabistan hidayet nuru ile müslümanlığın
ışığından aydınlanmıştır.
Hak, insanlar arasında eşitliği emreden, sınıfsız ve imtiyazsız
bir mefhumdur. Hesap, nesep, ırk ve renk söz konusu değildir. Bunun da
miyarı; Allah korkusudur. Vicdan muhasebesidir. Hakkı kabul etmek ve bildirmek
bir müslümanın yaşantısıdır. Çünkü müslümanlık bunun üzerine kurulmuştur.
İslâmiyet yardımlaşmayı ve dayanışmayı getirmiştir.
İslâmiyet ahlâkı yüceltmiştir. Zira ahlâk, 'huluk'un cemidir. 'Huluk',
huy, âdet demektir. İnsani nefisten kolaylıkla sudüruna sebep teşkil eden
bir melekedir. İnsan bu tarz üzerine kökleşmiştir. Fıtri ahlâk beşerin
yaradılışında meknuzdur. Beşikten itibaren yapılan eğitim ve telkin ile
tabiatta husule gelen huylara, kazanılmış ahlâk nâmı verilir.
Bunda harici
tesirlerin önemi vardır. Fakat bununla beraber bir çocuk temel eğitimini
baba ocağında ve ana kucağında alır. Bu hususta Resul-i zişan efendimizin
bir çok hadisleri vardır. Bunlar meyanında şunları zikredebiliriz :
"Güzel ahlâk, Allâh'ın yüce ahlâkıdır",
"Müslümanlık huyun güzelliğinden ibarettir''.
"Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim".
"Allah'ım! Yaradılışımı güzel yaptığın gibi ahlâkımı da güzelleştir".
Hazret-i Ömer (r.a.) da şöyle der :
"İnsanın şerefi aklı ile, asâleti diniyle ve şahsiyeti
de ahlâkı iledir".
Ahlâk dinin kabıdır. Ahlâk libâsı ile insanların en iyi
olanı din bakımından da en güzelidir. Müminlerin iman yönünden en olgun
olanları ahlâken üstün olanıdır.
Yüce Allah, insanları toplu bir halde yaşamaları için
yaratmıştır. Müslümanlar birbirinin kardeşidir.
Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de Hucurat süresinin 13. âyetinde
: "Ey nâs! biz sizi bir erkek bir dişiden yarattık. Sizi milletler
ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz
Allah katında en değerliniz ona karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah,
bilendir, herşeyden haberdardır" buyurmuştur. Bunun için insanların
birbirine karşı bir takım vazifeleri vardır.
Kur'ân-ı Kerim'de İsrâ süresinde iyilik yapmayı ve fenalıktan
sakınmayı âmir ahlâkı esaslar şunlardır :
1) Allah'a şerik koşmayınız.
2) Anaya, babaya hürmet ve itaatta bulununuz,
3) Haklı olanlara hakkını veriniz.
4) İsraf etmeyiniz,
5) İfrat (haddi tacavüz) ve tefritten sakınınız. İtidallı
davranınız.
6) Çocuklarınızı öldürmeyiniz.
7) Zinaya yaklaşmayın.
8) Haksız yere, kimseyi öldürmeyin.
9) Yetime iyi muamele gösteriniz,
l0) Ölçü ve tartılarınız doğru olsun.
11) Bilmediğiniz şeyleri körü körüne takip etmeyiniz.
12) Yeryüzünde gururlu ve böbürlenerek yürümeyiniz.
|