SONUÇ

Anlaşılıyor ki nikah gelişigüzel bir formaliteden ibaret ve alalede bir akid değildir. Nikah, Allah'ın emridir. Nur süresinde şöyle buyuruluyor: "İçinizdeki bekarları, köle ve cariyelerden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler Allah lutfuyle onları zengin eder. Hem Allah'ın lütfü boldur. Her şeyi bilendir." (34)

Nikah Hz. Adem'den başlayıp, peygamberimize kadar gelen bütün peygamberlerin şeriatında bulunan, en son islam şeriatında da en medeni, en hukuki şekilde varlığını koruyan ve kıyamete kadar devam edecek olan önemli bir sünnettir. Hadis-i şerifte şöyle buyurulur: "Nikah benim sünnetimdir. Ey Ümmetim evlenin. Ben öteki ümmetlere karşı sizin çoğunluğunuzla övünürüm. Gücü olan nikahlansın. İmkan bulamayan da oruçla korunsun. Çünkü oruç, onun için bir kalkandır."(35)

Müstakbel eşini seçmede ümmetine bazı ölçüler de sunan efendimiz (s.a.s.) şöyle buyururlar: "Kadın dört özelliğinden ötürü nikahlanır: Malı, soyu-sopu, güzelliği ve dini için. Sen bunlardan dindar olanını araştır, bul ki, mes'ud olasın (yoksa ümidin boşa çıkar)"(36)

Bilhassa gençliğin ateşli ve tecrübesiz dönemlerinde, insan fıtratındaki cinsi temayüle kapılarak tesadüfi hayat arkadaşı seçmelerine, bir de gençlerin birbirlerini beğendirmedeki başvurdukları cilve ve kurnazlıklar eklenirse geleceğin huzurlu yuvasını kurma hususunda gençler birçok hatalar yapabilirler. Bu konuda gözükara karar vermek, dönüşü olmayan felaketlere sebeb olur. Nitekim bugün tahsil dönemindeki gençler arasında "sözlü" adı altında birçok genç bir araya geliyor, yaşıyor, eğleniyor, zevkini tamamlayınca veya tasarladığı beklentisi gerçekleşince sözlüsünü yüzüstü bırakıyor. Bundan en çok zarar gören de kız oluyor.

O halde ülkemizde hem dinimize, hem hukuk sistemimize, hem de toplum yapımıza, aile adabı ve milli haysiyetimize yakışır bir evlilik yapabilmek için şu hususlara dikkat etmek gerekir:

a) Geçici zevk ve tutkulara kapılmadan müstakbel hayat arkadaşını, İslami ölçüler dahilinde seçmeli.
b) Önemli bir engel yoksa, bu hususta ailesinin de iznini ve onayını almalı.
c) Tecrübeler değerlendirilmeli.
d) Müstakbel eşini mahremiyet ölçülerine riayet ederek önceden görüp beğenmeli. Hatta konuşup anlaşmalı.
e) Nikaha dini ve hukukî kimlik kazandırmak için tescilini yapmalı.

Resmen tescili yapılmayan nikah, bugün kendisinden beklenilen hukuki sonucu vermediğinden kadın ve erkeğin tüm hakları zayi olmakta, kendileri karı koca sayılmadığı gibi, çocukları da nesebi sahih sayılmamaktadır. Kadına barınma, tedavi ve mehir gibi haklar tanınmamakta, kocası öldüğü takdirde kendisi kocasına, çocukları babalarına mirasçı olması mümkün olmamaktadır. Böylece birtakım insan hakları çiğnenmekte, dini bakımdan da büyük bir vebal altına girilmektedir.

Yukarıda da izah edildiği gibi nikah akdi bir yönüyle devleti de ilgilendirmektedir. Devlet, kimin kiminle evlendiğini bilme ve yetişen gençlerin askerlik tahsil ve vatandaşlık görevlerine çağın imkanlarında ve bütün vatandaşlık haklarından yararlanmalarında resmen nüfus siciline kayıtlı olmalarını isteme hakkına sahiptir.

Devletin bu düzenlemesi dine aykırı değildir. Nikah hususunda dinin özüne, yani Kur'an ve Sünnet'e aykırı olmayan düzenlemeler de yapabilir. Nitekim tarih boyunca bu yapılagelmiştir. Mesela: Osmanlıların son döneminde 1917 tarihli bir aile hukuku kararnamesi düzenlenmiştir. Bu kararnamenin 33. maddesinde nikah akdinden önce keyfiyetin ilan edilmesi, 37. maddesinde ise nikahın, taraflardan birinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakimin veya yetkili kıldığı kişinin huzurunda kıyılarak akidname düzenlenmesi ve tescili şart kılınmıştı. Ayrıca erkeğin evlenme yaşı 18, kızın 17 olarak kabul edilmiştir.

Bugün resmi nikah akidlerinde dinin istediği icab-kabul vardır. Şahidler huzurunda yapılmakla nikahda istenilen aleniyet de mevcuttur. Hanım ve erkeğin nikah akdini imzalarıyla teyid ve tekid etmeleriyle artık geri dönüşü mümkün olmamak üzere nikah resmiyet kazanmış, akde bağlı haklar gerçekleşmiş olmaktadır. Artık ayrıca bir dini nikah kıyılmasına ihtiyaç kalmamakla beraber, bir din görevlisinin, çiftlerin mutlulukları için dua yapması, kendilerine nikahın kudsiyetini ve bundan sonraki görevleri hakkında dini nasihatta bulunması da yerinde bir davranıştır.


34- Nur Süresi: 24/32.
35- Keşful Hafa: c.2, s. 324
36- et-Terğıb: c.4, s. 45. Tecrid Terc. H.No: 1793

   
içindekiler