NİKAHIN HUKUKİ TARİFİ VE ŞARTLARI

Nikah, evlenme ehliyetine sahip ve aralarında evlenmelerine dini bir engel bulunmayan bir kadınla bir erkeğin şahitler huzurunda evlenme hususundaki karşılıklı rızalarını beyan etmelerinden ibaret bir sözleşmedir.

Bu sözleşme ile taraflar arasında karı-kocalık ilişkileri meşru hale gelmiş, mehir, nafaka, miras neseb... gibi yükümlülükler ve haklar doğmuş olur.

Nikahın şartı tarafların icab ve kabulüdür.(5) İcab, nikah akdi esnasında ilk önce irade beyanında bulunan tarafın ifadesi, kabul de icaba bağlı olarak aynı mecliste diğer tarafın cevabı demektir, icab-kabul neticesinde artık nikah kesinleşmiş olur.

Nikahta icab ve kabul, beldelerin örf ve adetlerine göre evlenme ve nikahlanmayı ifade eden sözlerden ibarettir. Gelin güveğinin nikah masasına oturması, gelinliğin giyilmesi, nikah merasimi için toplanılmış olması gibi karineler karşısında nikah akdi için kullanılan sözler, akdin gerçekleşmesi için yeterlidir. Zira böyle bir ortamda bu sözlerle nikah kasdedildiğinde şüphe yoktur.

Bilindiği üzere, akidlerde itibar mebaniye değil meaniyedir. Yani akidlerde kelime kalıplarına değil bu kelimelerle kasdedilen manalara bakılır.

Nikahın şartlarından birisi de nikah akdinin şahitler huzurunda yapılmasıdır. Bu, nikahın meşruiyyet kazanmasının asgari şartıdır. Nikahla zinayı birbirinden ayıran unsur aleniyettir. Aleniyetin asgarisi de nikahın iki şahid huzurunda olmasıdır. Şahidler hür, akıl, baliğ ve müslüman kişiler olmalıdır. Allah ve Rasülünü şahid tutarak kıyılan nikah caiz olmaz. Hatta Rasülüllah'ın ölmediği, her zaman gaybı bildiğine inanılarak yapıldığı takdirde bunun küfür olacağı da ifade edilmiştir. (6)


5- Tuhfetül Fukaha; 2/118 Dar-ül kütüb-ül ilmiyye, 1993-1414
6- Damat, 1/320

   
içindekiler