MUT'A
NİKAHI
Nikahın
gayesi toplumun temelini teşkil eden huzurlu bir aile yuvası kurmak,
geleceğin teminatı olan temiz bir nesil yetiştirmek, böylece hem
dünyanın, hem de ahiretin saadetini elde etmektir. Bunun tek yolu
da nikahtır. Çünkü nikahta meşruiyet, samimiyet ve devamlılık vardır.
Devamlılık arzetmeyen, temiz bir neslin devamını hedeflemeyen sadece
geçici zevklerin tatmini için yapılan geçici ve göstermelik nikah
ve mut'a her halükarda batıldır.(25)
Mut'a:
Bir miktar para veya mal karşılığında, şu kadar süre bir kadınla
bir erkeğin birbirinden yararlanma anlamına gelen kiralık ilişki
demektir, İslam'dan önce uygulanan ilişki usullerinden birisidir.
Cahiliye arapları arasında uygulanırdı. İslamın ilk dönemlerinde
bazı savaşlarda müsaade olunmuş ise de Hayber gazasında ve Mekke-i
Mükerreme'nin fethinde mut'a yasaklanmıştır.(26)
Tirmizi'de ibni Abbas (r.a.) dan rivayet edilen bir hadiste deniliyor
ki:
"İslam'ın
ilk dönemlerinde mut'a vardı: Birisi tanımadığı bir beldeye ayak
bastımı bir kadınla anlaşır, ona bir şey verir ve onun yanında kalırdı.
Bu kadın adamın eşyasını bekler ona yardımcı olurdu. Ne zaman ki:
"Onlar ki eşleri ve cariyeleri dışında mahrem yerlerini
herkesten koruyorlar. Doğrusu bunlar yerilmezler. Bu sınırı aşmak
isteyen olursa işte bunlar haddini aşanlardır." (27)
mealindeki ayeti kerime inince, İbn-i Abbas ayette belirtilen meşru
evlilik ve o devirdeki esir cariyeleri kastederek: "Bu ikisi
dışındaki evliliklerin hepsi artık haramdır" demişti.(28)
Bir rivayete göre İbn-i Abbas bu husustaki belli (mutanın caiz olduğu)
görüşünden rucu' etmişti.
Gerçekten
ayet-i kerimeye bakılırsa mut'a ilişkisi bir evlilik ilişkisi değildir.
Zira nikahla kurulan evlilik ilişkisinin getirdiği karı-koca sorumluluğu,
veraset, talak, iddet gibi dini ve hukuki yükümlülükler, mut'a ile
kurulan ilişkide sözkonusu olmadığından ayette belirtildiği üzere
mut'a, nikahla kurulan meşru ilişki sınırını aşmak demektir.(29)
Yukarıda
da belirtildiği üzere mut'a, bir kimsenin bir kadına bir miktar
mal vererek "senden bir müddet faydalanmak istiyorum"
demesi, kadının da bunu kabullenmesi sonucu meydana gelen bir cinsel
ilişki demektir. Müddetin söylenmesi ve sözleşmenin şahidler huzurunda
yapılması sözkonusu değildir. Mut'ada, nikahda kasdedilen aile kurumu
evlad yetiştirme, karı-koca samimiyeti gibi kudsi değerler yoktur.
Sözü edilen müddet-bir gün, birkaç gün, bir saat, bir kaç saat da
olabilir- sona erdi mi erkek elini kolunu sallayarak kadını terk
eder gider. Mut'ada kadın haftalık, günlük, saatlik eşya gibi alınır-satılır,
elden ele dolaşır durur. Arkasından doğacak çocuklar, tesadüflerin,
yanlış ilişkilerin kurbanı olmanın ayıbını ve acısını yüklenir,
bir taraftan baba diyeceği birisini ömür boyu arayadursun, bir taraftan
da bir insanın küçük dünyası cenneti, tahassungahı; sığınağı, ilk
terbiye ve eğitim yeri olan aile yuvasından, baba ocağı, ana kucağından
mahrumiyetine mahkum bırakılmanın hesabını soracağı ve yakasına
yapışacağı, bu nevi gayri meşru ilişkilere müsade edenleri, o nefret
dolu bakışlarıyla arar durur. Heyhat! Onları ancak mahkeme-i kübrada,
"Bilgisizce, beyinsizlikleri yüzünden çocuklarını ölümün
kucağına atmanın" (30)
hüsranıyla kıvrandıkları zaman bulacak ve yaşasın cehennem diyecek.
25-
el-İhtiyar c.3, s. 89, Hidaye ve Şerhi, Fethül Kadir, c.2, s. 384-385
26- Buhari, c.6, s.129, Tuhfet'ul Ahvezi c.4,
s. 225, H.No: 1130 Umdet'ül Ahkan li İbn-i Dakik c.4, s. 36.
27- Bkz. Mü'minün Süresi, 23/6-7
28- Tuhfet'ul ahvezi c.4, s. 226 Hadis No: 1131
a.bkz. Fethül Kadir ve kenarı İnaye c. 2, s.385.
29- Bkz. El ihtiyar c.3, s. 89.
30- El-Enam: 6/140
|