|
Burma'daki
Müslüman azınlığa yapılan zulüm
Dünyanın dört
bir yanında Müslümanların azınlıkta olduğu ülkeler bulunmaktadır.
Bugün Burma'da, Filipinler'de, Kamboçya'da ya da Tayland'da
azınlık konumunda milyonlarca Müslüman baskı altında yaşamaktadır.
Dünyaya seslerini
duyuramayan, ellerindeki tüm imkanları kaybeden, toprakları,
mal ve mülkleri gasp edilen müslümanlar çok zor şartlarda
hayatlarını devam ettirmeye çalışmaktadırlar. Yanda belirttiğimiz
ülkelerde yaşayan Müslümanların dinlerini yaşamaları engellenmekte,
ibadetleri yasaklanmaktadır. Bu halkları asimile etme çabaları
baskı ve zorbalıkla sürdürülmektedir.
Aşağıda size
Burma’da yaşanan baskı ve zulümler hakkında örnekler verecek
ve yardım talebinde olan bu Müslümanların seslerini biraz
olsun duyurmaya çalışacağız.
Budistlerin Vahşeti
48 milyon nüfusu
bulunan Burma'nın (yeni adıyla Myanmar'ın) %15'ini Müslümanlar
oluşturmaktadır. Geri kalan nüfusun büyük bir çoğunluğu
Budisttir. Müslümanlar, ülkenin Arakan adlı bölgesinde
yaşamaktadırlar.
Petrol ve doğal
gaz açısından bölgenin en zengin toprakları olan Arakan'da
1430 yılında bir İslam devleti kuruldu. Bu devlet 350 yıl
varlığını korudu. Ancak bu dönemin sonunda Budistler Arakan'ı
işgal ederek İsl am devletini ortadan kaldırdılar.
1783 yılında
Müslümanların siyasi iktidarı kaybetmelerinden hemen sonra
Burmalı Budistler, Müslümanları ezmeye, fiziksel olarak imha
etmeye yönelik bir politika uyguladılar.
20. yüzyılda
Müslüman karşıtı kampanya hızlandı ve 100.000 Müslümanın
ölümüyle sonuçlanan 1942'deki Arakan katliamı gerçekleşti. Bu
katliamda yüz binlerce kişi de sakat kalmış ya da
topraklarından göç etmek zorunda bırakılmıştı.
Burma, 1948
yılında İngiliz yönetiminin sona ermesiyle bağımsızlığını
kazandı. 1962 yılında askeri darbeyle iktidara gelen
komünist general Ne Win, devletin tüm imkanlarını Müslümanları
yok etmek için seferber etti. Hazırlanan "Burma Sosyalist
Parti Programı"nda, her türlü yol kullanılarak Müslümanların
dinlerinden uzaklaştırılması hedefleniyordu.
Sol taraftaki resimde, Burma'daki
toplu mezarları görmektesiniz.
Müslümanlar tüm siyasi haklarından mahrum
edildi. Ayrıca tüm İslami eğitim kurumları, camiler kapatıldı.
Hacca gitmek, kurban kesmek, toplu namaz kılmak ve diğer
ibadetler yasaklandı. Göçlere rağmen Arakan bölgesinde
Müslümanlar çoğunluğu oluşturmaktaydı. General Ne Win rejimi
keyfi tutuklamaları, işkence uygulamalarını arttırdı. Bu
uygulamaların sonucunda bir milyondan fazla Müslüman Burma'yı
terk etmek zorunda kaldı. Burma hükümeti, vahşetin gizli
kalması için ülkeye gazeteci ve hatta turist bile kabul
etmedi.
İnsan hakları
kuruluşlarının vermiş oldukları raporlara göre, 1962-1984
yılları arasında 20.000 Arakan Müslümanı öldürüldü. Yüzlerce
kadına tecavüz edildi ve Müslümanların tüm mal varlıklarına el
konuldu. Devletin iletişim araçları, İslam dini hakkında yalan
ve iftiralar yaymak için kullanıldı. 1978 yılının baharında,
200.000 Müslüman daha Bangladeş'e göçmek zorunda kaldı..
Ne Win'in 1988
yılında istifasının ardından değişik askeri ve sivil
hükümetler birbirini izledi, vahşet hiç azalmadı,
aksine şiddetlenerek arttı.
Ocak 1992'de Burma'da yaşayan Müslüman azınlığa mensup 700
kişinin Bangladeş sınırı yakınlarında boğularak öldürüldüğü
ortaya çıktı. 1994 yılında ise 1000'den fazla Müslüman
yargısız infaz yöntemiyle öldürüldü. (Harun Yahya, İslam'ın
Kışı ve Beklenen Baharı)
Burma'da yaşayan
savunmasız Müslüman halkın en büyük sorunlarından biri de dış
dünyayla iletişim kuramamak ve yaşadıkları vahşetin
detaylarını anlatamamaktır. Çünkü ülkeye kara yoluyla girmek
yönetim tarafından yasaklanmıştır. Hava yoluyla geliş
gerçekleşse bile, ülkenin birçok bölgesi yabancılara
kapatılmıştır.
1990'lardan sonra
Müslümanlar tekrar büyük bir kıyıma uğramış ve yine 200.000
kişi 1992 yılında Bangladeş'e sığınmak zorunda kalmıştır. Çok
fakir bir İslam ülkesi olan Bangladeş, Burmalı mültecileri
topraklarında ağırlamakta, ancak yiyecek ve barınma konusunda
yardım etmekte çok zorlanmaktadır.
Burma ve Bangladeş'ten
yükselen bu yardım sesini tüm dünya Müslümanları mutlaka duymalıdır.
Çünkü Allah, Kuran'da zorluk içinde olanlara, fakirlere, yurtlarından
sürülenlere yardım etmeyi emretmektedir. Yurtlarından sürülenlere
en rahat edecekleri ortamı hazırlamak, yardımcı olabilmek
için her türlü fedakarlıkta bulunmak, merhametle, şefkatle
ve sevgiyle destek olmak tüm Müslümanların üzerine düşen bir
sorumluluktur. Kuran ahlakını yaşayan Müslümanların yurtlarından
sürülen, hicret edenlere karşı tutumları ayetlerde şu şekilde
haber verilir: 
“(Bundan başka
bu mallar) Hicret eden fakirleredir ki, onlar, Allah'tan
bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resûlü'ne
yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından
sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar
bunlardır.” (Haşr Suresi, 8)
Ayetlerde de
tarif edildiği gibi iman edenler "sevdiklerinden infak
edenler" (Al-i İmran Suresi, 92), "kendilerinde bir açıklık
olsa bile kardeşlerini öz nefislerine tercih edenler"dir.
(Haşr Suresi, 9) Bu üstün ahlakın dünya üzerinde yaygın
olarak yaşanmasıyla birlikte, mültecilerin yaşadıkları büyük
sefalet de diğer pek çok sorun gibi çözümlenmiş
olacaktır. |