Bismillahirrahmanirrahim
Öyle bir hikmeti Hüdadır ki,
biz Adem oğulları bu aleme yalnız Estağfirullah el Azim demeye geldik.
Arz’ dan (Azrail a.s.)’a getirttiği toprak ile kırk günde Kudret
eli ile yoğurduğu Halifesi olmasını murat ettiği Beşerin babası Adem
(a.s.)’ın kalıbını şekillendirdi.
Onun ruhuna emretti “ gir bu kalıbın
içine”.
Melekler Ey
Rabbimiz bizler senin kulların olarak seni her türlü sıfatlarınla senin
emrin ve tarif ettiğin şekilde tenzih ettik, varlığını, bir olduğunu gereği
kadar tespih ettik. Şimdi ise yer yüzünü fesada verecek bir varlık
yaratmandaki Muradını öğrenmek isteriz dediler.
Kainatın sahibi ALLAH (c.c.) onlara “siz benim neyi
murat ettiğimi bilemezsiniz. Onu şimdiye kadar yarattıklarımın en şereflisi
kıldım. Hepiniz ona secde edeceksiniz” buyurdu.
Meleklere eşyanın
isimlerini saymalarını emretti. O zaman melekler “Rabbimiz! Her şeyi bilen
sensin, biz ancak bize bildirdiğin kadarını biliriz” dediler.
Allah (c.c.) o zaman yarattığı Adem (a.s.)’a Kün
emrinin Nurunu bahşederek bütün eşyanın sırrını talim ettirdi.
Nurundan yarattığı Aklı, İman ve Hayayı göstererek
bunlardan istediğini almasını emretti.
Ruh, Aklı seçti.
Akıl, İman ve Hayayı görünce onlara hayran kaldı.
Rabbim bunlar ne güzel şeyler diyince, dilediğini
alabileceği hakkında serbest bıraktı.
Akıl İmanı seçtiğinde İman; “Rabbimiz bizi ikiz
yarattı Hayanın olmadığı yerde ben bulunamam” dedi.
Hayaya da teklif edince aynı cevabı alınca,
Rabbimiz hep
beraber O yarattığı imtihan sahasına göndermeden evvel on iki perde arasında
seksen dört bin sene terbiye etti.
İlahi emir ile Beşerin Adem(a.s.)’ın kalıbına gir
emrine uydu ve ona hayat verdi.
Rabbimiz Adem (a.s.)’a bütün eşyanın isimlerini öğretti
ve meleklerin sayamadığını ona saydırdı ve tüm meleklere ADEM (a.s.)’a
secde etmelerini buyurdu.
Bütün melekler de emre uydular ve secde ettiler.
Şeytan da meleklerdendi, çok alim, çok bilgili,
meleklerin hocası idi.
O sırada yeryüzünü işleyen cinler oranın cazibesine
kapılmışlar, aralarındaki peygamberlerini öldürmüşler, şeytan (azazil)
de onları imhaya gönderilmişti.
Dönüşünde Rabbimizin muradını öğrenince
kibirlendi. Diğer meleklere “eğer Rabbimin yarattığı benden üstün bir
varlık ise ben asla onu tanımam, yok ben ondan üstün olur isem onun nesline
hayat hakkı tanımam” dedi.
Rabbimizin “Ademe secde et” emrine “Ya Rabbi ben
senin kulun olarak yalnız sana secde ederim, senden başkasına etmem, hem sen
beni ateşten yarattın onu ise topraktan. Onun için ben ondan üstünüm”
dedi , kibir ve gurura kapılarak emre karşı geldi.
Rabbimiz tarafından lanetlenen şeytan cennetten kovuldu
ve şöyle dedi
“Ya Rabbi, madem ki ben lanetlenmiş olarak cennetten
kovuldum, bana da kıyamete kadar yer yüzünde serbestlik ver”.
Rabbimiz “kıyamete kadar yer yüzünde serbestsin”
dedi.
O zaman şeytan “ yemin ederim ki, kıyamete
kadar Adem neslinden gelen bir tek kişi bırakmayacağım ki azdırmamış
olayım.”
O zaman Rabbimiz “ya melun, Celalim Hakkı için, cehennem ateşini senin neslin ve sana
uyanlarla arttıracağım buyurdu.
Adem (a.s.)’a da yalnız kalmaması için sağ kaburga
kemiğinin alt üçünden Havva anamızın hamurunu şekillendirip ruh verdi,
“birlikte girin cennetime” dedi.
Şöyle buyurdu “burada her yer serbest. Dilediğiniz
gibi dolaşın, şu yasak ağacın meyvesi hariç diğerlerinden dilediğiniz
kadar yiyin, istifade edin” buyurdu.
Öyle bir hikmeti Hüdadır ki, en şerefli insan neslinin babası
Rabbinden ilk yasak emrini almıştı. Her şeyi bilen Rabbimiz en şerefli
mahlukunu, kendi nefsine zulüm edeceğini bildiği için bir imtihan olarak
koyduğu yasak ile ilk imtihan sorusunu sormuş oluyordu.
Kovulan şeytan bunu fırsat bilerek ilk Adem (a.s.)’a ilk iğvasını
vererek “Rabbimiz sizi ebediyen cennete bırakmayacak, onun için de bu yasağı
koydu. Ben nasıl olsa kovuldum, gelin bu ağacın meyvesini yiyin ki, ebedi
cennette mekan kılın” dedi.
Adem babamız “ben Rabbimin emrine karşı gelip
nefsime zulüm edenlerden olamam” dedi.
O zaman şeytan Havva anamıza aynı şeyi söyledi.
Havva anamızı kandıran kovulmuş şeytan böylece yalnız arzusuna kavuşmakla
almıyor, yeryüzünde ilk ortağını da bulmuş oluyordu.
Yasak ağacın meyvesinden yiyen Adem babamız ile Havva
anamızın o zamana kadar gizli olan, cinsiyetleri belli oldu ve açığa çıktı.
Yaptıklarının kötülüğünü anlayıp haya ederek
Rabbimizden af edilmeleri için yalvarmaya başladılar. Rabbimizin gazabına uğrayıp
“cennetten çıkın. Üçünüz bir birinize düşman olarak bir müddet yer yüzünde
kalmak üzere” emrini aldılar.
Böylece insan neslinin atası Adem babamız ve Anası Havva anamız ilk
nefis imtihanını Rabbimiz katında kaybederek ceza olarak ayrı ayrı yerlere
bırakılmak üzere hem cennetten kovulma, hem de ayrı yaşama cezasına çarptırıldılar.
Şeytan yapmış olduğu bu kötülüğün sarhoşluğu içinde
Rabbimizden insan neslini azdıracağı bütün melanetli yerleri mekan tutma müsaadesini
aldı.
Sevinçli idi. Zanlınca zafer onundu.
Adem babamız ile Havva anamız ayrı ayrı beldelerde üç yüz sene pişmanlıklarını,
Rabbimize yalvararak af edilmelerini bekleyerek geçirdiler.
Gafur ve Rahim olan Rabbimiz, Adem babamıza birkaç
kelime ile söyleyeceği duayı öğretti ve dedi ki, “Ya Adem, sana eşin
Havva’ yı da vereceğiz.
Birlikte evlatlarınız olacak. Size zaman zaman
Peygamberler ve kitaplar göndereceğiz, onlara uyun, tebliğlerini dinleyin.
Rabbinize yaptığınız bir hatadan dolayı hemen af
dileyin ki, Rabbiniz çok bağışlayıcıdır”.
Yine dedi ki; “Gizli bir hazine idim bilinmemi istedim,
beni bilecek, bana karşı suç işleyip hemen azametim karşısında korkup
benden af dileyecek kullar yarattım”.
Yine dedi ki; “Eğer o kullarım hiç günah işlememiş
olsalar onları helak eder, günah işleyen ve hemen tövbe eden, benden af
dileyen yeni kavimler yaratırdım”.
Şeytana da dedi ki; “Ya melun! Senin hilen, iğvan,
vesvesen ve azdırmaların, benim, beni bilen kullarıma cahilanedir. Ben onları
zulüm etmek için yaratmadım ve zulüm murat etmedim. Sen onlara dilediğin
gibi kendine uydurmak için yaklaş, kan damarlarında mekan kıl, ben de onlara
öyle bir silah verdim ki, sana uydukları anın hemen akabinde, benim yüceliğimi
ve gazabımı düşünüp Estağfirullah el azim diyen kulumun hiçbirini af
etmemiş bırakmayacağım” buyurdu.
Ya Rabbi! Senin lanetlediğin şeytanın, nefsimize yapacağı düşmanlıktan
sana sığınırız. Onun hilelerine karşı bize uyanıklık ihsan et.
Estağfirullah el azim diyecek kadar mühlet ver. Amin.