Ders 29

 

ŞİİR27

 

 Bİsmillahirrahmanirrahim

     

   İnsanlar! Kadın ve erkek ruhların yaradılışı, Rabları ile akitleşmesi bakımından yaşları aynıdır.

 

Dünyaya gelişleri, dünyada kalışları ve ayrılışları bakımından ayrılırlar.

Adem (a.s.) ve Havva anamız hariç her insan bir ana ve babaya emanet çocuklar olarak dünyaya geldiler.

İsa (a.s.) müstesna O Yüce Allah’ın muradı olarak, bir babaya emanet edilmemiştir.

Dünyaya gelen her erkek ve kadına emanet verilir.

Ana, baba olur diye bir kaide yoktur.

Allah (c.c.) dilediği kullarını bu görevle vazifelendirir, kimine bir kız, kimine bir erkek, kimine çifter çifter veya daha ziyade, kimi kullarına da rahmetinden hiç vermez.

İnsan, Rabbinin ifadesi ile en güzel surette yaratılmıştır.

Acizdir, muhtaçtır.

Yavaş bir değişimle içten dışa doğru en ufak hücresine kadar kendini yenileyen,

Ruh, nefis ve akıl elbisesi bebeklik, çocukluk, gençlik, olgunluk ve ihtiyarlık (Erzeli ömür) devrelerine girer.

Ruh ihtiyarlamaz, değişen beden ve aklın idrak, hafıza, şuur şubelerinde gerileme olur.

Bu bütün insanlar için kaide değildir.

Bu güne kadar görülen, Allah’ın tarif ettiği şekilde bu dünyada korunabilen insanlar bedenleri güç ve kuvvetlerini kaybetseler dahi,

aklın, idrak, hafıza ve şuur şubelerini kaybetmedikleri gibi, aranan canlı kütüphaneler,

ilim, irfan, tecrübe olarak insanların aydınlanabileceği nur kaynaklarıdır.

         Her insan dünyaya bir doğru çizgisi üzerindeki bir noktaya basmak sureti iye gelir.

Basılan noktada akıl en büyük nimettir.

Aklın mükemmeli bu basılan noktada mülkün sahibini bilmesi ile belli olur.

Yüce Allah (c.c.) beni ancak akıl sahipleri bilir buyuruyor.

İşte bu insan Rabbini bildi ise ileri, bilmedi ise geri, yani insan şeytanı olur çıkar.

Nefsi Hayvanide kalmış üstelik aklı olduğu halde kötülüklerini bu aklı kullanarak yaptığından Hayvandan da aşağı mertebededir.

Tasavvuf da bu mertebeye Nefsi Emmarenin  Emmaresi de denir.

         Şeytan, işte bu insanları kendi ordularına katmış, kendisi gibi kibir ve gurur içinde, diğer insanları doğru yollarından saptırmak için onların üstüne göndermektedir.

Rabbimiz “ Nefsini bilen Rabbini bilir ” der.

Akıl nefsin dünyadan olduğunu,

Dünya içindeki süslü şeylere meylini helal haram demeden sahip olma temayülünü,

Allah (c.c.) buna rızası olmadığını bilir ve ona mani olmaya çalışır.

Mücadele verir Allah (c.c.) yardımı da erişirse nefsini her türlü dünya kirinden temiz tutar.

İşte bu ilme temiz manasına gelen İslam (İslam ilmi hali) bu ilimle nefsini temiz tutan insana, Müslüman (Mü’min ve Mü’mine) denir.

Bu vasfı ile elinden, dilinden ve belinden emin olunan kişidir.

Bu üç vasfı cem edemeyen, etmede zorlanan kişinin noksanlığı nispetinde ;

fasık (günahkar) hiç birini nefsinde toplayamadığı halde toplamış gibi görünüp dünya çıkarları için Müslümanlar arasında dürüst- kafirler arasında onlardan gözüken kişilere de

münafık denir.

Bu nefsin de temizliğinden söz edilmesi de mümkün değildir.

         Bastığı noktadan ileriye doğru hareket eden insanın önüne sağında ve solunda iki yol daha açılır.

İşte günümüzde ortanın sağı (merkez sağ) ortanın solu (merkez sol) bu yollardır.

Ortanın sağı; camiler, medreseler, kur’an kursları, finans kurumları, kolejler, ticarethaneler, eğlence yerleri, İslam adı altında türlü kuruluşlar.

İnsanın aklına vurup nefsi ile mücadele ortanın solundaki insanlar ile yarışma hırsı.

         Ortanın solunda ki yolda ise;

kiliseler, havralar, sinagoglar, barlar, pavyonlar, kumarhaneler,

büyük satış merkezleri, domuz çiftlikleri, çıplaklar kampları,

kolejler, plajlar, bankalar, stadyumlar, askeri birlikler,

 türlü güvenlik güç ve birlikleri, türlü insani kuruluşlar, tüm insanlara hükmetme hırsı.

         Bütün insanların yaşadığı dünya üzerindeki üçüncü yol ise orta ve doğru yol (Sıratı müstakim) inişli, çıkışlı, engebeli, sabırlı,kanaatkar insanların gideceği bir yol.

Rabbin rızkınıza kefilim sözüne inanmış, Allah (c.c.)’dan gelene razı olmuş insanların gittiği, gideceği ve bütün insanların da gitmeleri tavsiye edilen bir yol Peygamberlerin Allah (c.c.) dostlarının NUR’lardırdığı bir yol.

Bu yol dünya yükü ile gidilecek bir yol değil, dünyanın kendisine verilen emaneti

“ al bunu beni bundan kurtar benim yükümü hafiflet ” diye yalvarıp Allah’ın kullarının peşinden koştuğu bir yol.

Çok yokuşlu, inişi de çok, engebeli, yürünmesi oldukça zor, fakat zikzaklı değil.

Sağında, solunda uçurumlar olan bir yol.

Sağındaki ve solundaki yolların sahte ışıklarına, sahte süslerine aldanıp ta ayağı kayanın, kolay kolay çıkış bulamayacağı bir yol.

Meğer ki, Allah’ın yardımı olmazsa. Ne var ki, hiçbir zaman Allah’tan Ümit kesilmez.

Rabbimiz, Gafurdur, Rahimdir. Sonsuz lütuf ve kerem sahibidir.

         Şeytan ve şeytanın tayfaları, hele hele, insan şeytanı bu yolun ortasındaki menzile kadar Rabbimiz tarafından insana musallat olma yönünden serbest bırakılmış olup,

O, menzile kadar insanı hiç bırakmadan, ayağını kaydırıp sağa ve sola uçurumdan yuvarlamak için fırsat kollar en ufak bir gaflette Allah’ın da yardımı gelmezse vazifesini yapar insanın helakine sebep olur.

Biz onun şerrinden Allah’a sığınırız. Bütün insanlara da aynı şeyi tavsiye ederiz.

          

Başlıklara dön                              ders 28   Ana sayfa ders 30