Ders 29
Bİsmillahirrahmanirrahim
İnsanlar! Kadın ve erkek ruhların yaradılışı,
Rabları ile akitleşmesi bakımından yaşları aynıdır.
Dünyaya gelişleri, dünyada kalışları ve ayrılışları bakımından
ayrılırlar.
Adem (a.s.) ve Havva anamız hariç her insan bir ana ve babaya emanet
çocuklar olarak dünyaya geldiler.
İsa (a.s.) müstesna O Yüce Allah’ın muradı olarak,
bir babaya emanet edilmemiştir.
Dünyaya gelen her
erkek ve kadına emanet verilir.
Ana, baba olur diye bir kaide yoktur.
Allah (c.c.) dilediği kullarını bu görevle
vazifelendirir, kimine bir kız, kimine bir erkek, kimine çifter çifter veya
daha ziyade, kimi kullarına da rahmetinden hiç vermez.
İnsan, Rabbinin ifadesi ile en güzel surette yaratılmıştır.
Acizdir, muhtaçtır.
Yavaş bir değişimle içten dışa doğru en ufak hücresine
kadar kendini yenileyen,
Ruh, nefis ve akıl elbisesi bebeklik, çocukluk, gençlik,
olgunluk ve ihtiyarlık (Erzeli ömür) devrelerine girer.
Ruh ihtiyarlamaz, değişen beden ve aklın idrak, hafıza,
şuur şubelerinde gerileme olur.
Bu bütün insanlar için kaide değildir.
Bu güne kadar görülen, Allah’ın tarif ettiği şekilde
bu dünyada korunabilen insanlar bedenleri güç ve kuvvetlerini kaybetseler
dahi,
aklın, idrak, hafıza ve şuur şubelerini
kaybetmedikleri gibi, aranan canlı kütüphaneler,
ilim, irfan, tecrübe olarak insanların aydınlanabileceği
nur kaynaklarıdır.
Her insan dünyaya bir doğru çizgisi üzerindeki bir noktaya basmak
sureti iye gelir.
Basılan noktada akıl
en büyük nimettir.
Aklın mükemmeli bu
basılan noktada mülkün sahibini bilmesi ile belli olur.
Yüce Allah (c.c.)
beni ancak akıl sahipleri bilir buyuruyor.
İşte bu insan
Rabbini bildi ise ileri, bilmedi ise geri, yani insan şeytanı olur çıkar.
Nefsi Hayvanide kalmış
üstelik aklı olduğu halde kötülüklerini bu aklı kullanarak yaptığından
Hayvandan da aşağı mertebededir.
Tasavvuf da bu
mertebeye Nefsi Emmarenin Emmaresi de denir.
Şeytan,
işte bu insanları kendi ordularına katmış, kendisi gibi kibir ve gurur içinde,
diğer insanları doğru yollarından saptırmak için onların üstüne göndermektedir.
Rabbimiz “ Nefsini
bilen Rabbini bilir ” der.
Akıl nefsin dünyadan
olduğunu,
Dünya içindeki süslü
şeylere meylini helal haram demeden sahip olma temayülünü,
Allah (c.c.) buna rızası
olmadığını bilir ve ona mani olmaya çalışır.
Mücadele verir Allah
(c.c.) yardımı da erişirse nefsini her türlü dünya kirinden temiz tutar.
İşte bu ilme temiz
manasına gelen İslam (İslam ilmi hali) bu ilimle nefsini temiz tutan insana,
Müslüman (Mü’min ve Mü’mine) denir.
Bu vasfı ile
elinden, dilinden ve belinden emin olunan kişidir.
Bu üç vasfı cem
edemeyen, etmede zorlanan kişinin noksanlığı nispetinde ;
fasık (günahkar) hiç birini nefsinde
toplayamadığı halde toplamış gibi görünüp dünya çıkarları için Müslümanlar
arasında dürüst- kafirler arasında onlardan gözüken kişilere de
münafık denir.
Bu nefsin de temizliğinden
söz edilmesi de mümkün değildir.
Bastığı
noktadan ileriye doğru hareket eden insanın önüne sağında ve solunda iki
yol daha açılır.
İşte günümüzde
ortanın sağı (merkez sağ) ortanın solu (merkez sol) bu yollardır.
Ortanın sağı;
camiler, medreseler, kur’an kursları, finans kurumları, kolejler,
ticarethaneler, eğlence yerleri, İslam adı altında türlü kuruluşlar.
İnsanın aklına
vurup nefsi ile mücadele ortanın solundaki insanlar ile yarışma hırsı.
Ortanın
solunda ki yolda ise;
kiliseler, havralar,
sinagoglar, barlar, pavyonlar, kumarhaneler,
büyük satış
merkezleri, domuz çiftlikleri, çıplaklar kampları,
kolejler, plajlar,
bankalar, stadyumlar, askeri birlikler,
türlü güvenlik güç ve birlikleri, türlü
insani kuruluşlar, tüm insanlara hükmetme hırsı.
Bütün
insanların yaşadığı dünya üzerindeki üçüncü yol ise orta ve doğru
yol (Sıratı müstakim) inişli, çıkışlı, engebeli, sabırlı,kanaatkar
insanların gideceği bir yol.
Rabbin rızkınıza
kefilim sözüne inanmış, Allah (c.c.)’dan gelene razı olmuş insanların
gittiği, gideceği ve bütün insanların da gitmeleri tavsiye edilen bir yol
Peygamberlerin Allah (c.c.) dostlarının NUR’lardırdığı bir yol.
Bu yol dünya yükü
ile gidilecek bir yol değil, dünyanın kendisine verilen emaneti
“ al bunu beni
bundan kurtar benim yükümü hafiflet ” diye yalvarıp Allah’ın kullarının
peşinden koştuğu bir yol.
Çok yokuşlu, inişi
de çok, engebeli, yürünmesi oldukça zor, fakat zikzaklı değil.
Sağında, solunda uçurumlar olan bir yol.
Sağındaki ve solundaki yolların sahte ışıklarına,
sahte süslerine aldanıp ta ayağı kayanın, kolay kolay çıkış bulamayacağı
bir yol.
Meğer ki, Allah’ın yardımı olmazsa. Ne var ki, hiçbir
zaman Allah’tan Ümit kesilmez.
Rabbimiz, Gafurdur,
Rahimdir. Sonsuz lütuf ve kerem sahibidir.
Şeytan
ve şeytanın tayfaları, hele hele, insan şeytanı bu yolun ortasındaki
menzile kadar Rabbimiz tarafından insana musallat olma yönünden serbest bırakılmış
olup,
O, menzile kadar
insanı hiç bırakmadan, ayağını kaydırıp sağa ve sola uçurumdan
yuvarlamak için fırsat kollar en ufak bir gaflette Allah’ın da yardımı
gelmezse vazifesini yapar insanın helakine sebep olur.
Biz onun şerrinden
Allah’a sığınırız. Bütün insanlara da aynı şeyi tavsiye ederiz.