Ders 28

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

ŞİİR26

 

         Bu niyet üzerine yazılan bu kitapçık tamamen ticari gayeden uzak,

yeryüzünde yaşayan ve yaşayacak olan insanlara bir nasihat, bir kılavuz,

gerek dünyalarını, gerekse ahretlerini nurlandırmaları niyetini taşımaktadır.

Arzu edilir ki, her dilde basılsın, ücretsiz dağıtılsın.

         İnsan ... Dünya... Kainat... Cemi mahlukat – Yaratıcısı...

Allah (c.c.) ifadesi böyledir.

Başka hiçbir kelime ile ifadesi mümkün değildir.

Bin bir esma’nın cem’i tek bir kelime ile ifadesidir.

Allah (c.c.) bütün mahlukatını ilmi ile kuşatmıştır.

Bütün yaratıklarının madde yapısı aynısıdır.

Muradı ilahisi  ilmi ile hepsi için aynıdır.

Yüklediği mükellefiyet yönünden katında efdaliyet,

Muradı ile Rızasını cem etmek ile olur.

         Üzerinde gezindiğimiz Dünyamızda iki bin yılına girerken ilim de bilgisayar ekranlarında can çekişiyor.

Sözlerimiz sizlere tuhaf gelebilir. Birden itiraz etmemenizi, biraz düşünmenizi tavsiye ederiz.

         İnsan da dahil olmak üzere cümle mahlukatın yaratıcısı Allah (c.c.)’dır.

İnsan ve Cinler, Melekler, Cemadat, Nebatat, Hayvanat ;

bunların madde yapıları aynıdır.

Toprak, su, hava ve ateş (dört ana sır).

Bu dört sır öylesine kaynaşırlar ki, her biri kendilerinin ve her şeyin maddesini yani Ruh’larının kılıfını meydana getirirler.

Dış görünüşleri itibari ile Cemadat cansız derler, fakat (Molekülleri kendi iç alemlerinde hareket halindedir).

Nebatat ve hayvanat hepsinin bir Ruh’u ve kendilerine has nefisleri vardır.

Akıldan yoksundurlar.

Melekler, yapıları itibarı ile Ruh ve akıl, akıl ve nefisten yoksundurlar.

Mükellefiyetleri yoktur.

İnsanlar ve Cinler ; Ruh, akıl ve nefisten teşekkül etmiştir.

Cinler şekilsiz ve dumansız ateşten, insanlar ise topraktan yaratılmışlardır.

Bunları insanın bu dünyada yalnız olmadığının bilinmesi bakımından faydası vardır.

Kainatta ne varsa bir dişi ve bir erkekten çoğalır, insan, kadın ve erkeğin sularının karışımından tertemiz kadının rahminde bu üç görünmeyen (akıl, ruh ve nefs) in elbisesi teşekkül eder.

Ana rahmine düşen bu su bir cazibe ile birleştiğinde her zerresi ile kaynaşır.

Cazibe ve muhabbetin ulaşmadığı noktalarda geliştikçe noksanlıkların olduğu görülür.

Evveli muhabbet ve zevk olan su,

sonra bir kan pıhtısı,

bir et parçası halinde iken şekillenmesi dört aylık devresinde Yüce Yaratan ile yapmış olduğu ahdi ile birlikte kader levhası boynuna asılmak sureti ile aslı olan ruh fıtratı ile canlanmaya başlar.

Ana rahminde duruşu, günümüzde dünyayı terk edip uzaya giden astronotların uydu kabinlerine, et ve kemikten giydiği ruh elbisesi ile uzay elbisesine , (İnsanın beden elbisesi yalnız dünya için Yaratan tarafından ana rahminde topraktan gelen malzeme ile emir alan işçiler tarafından emsalsiz bir ilim ve sanat mucizesi ile gerçekleşir)

bu elbisenin malzemesinin taşınması ise anneden uzanan bir kordon ile bu canlanan elbiseye bağlanması ise,

uzayda araçtan, araca yakıt ikmalinin projelerine ilham kaynağı olmuştur.

Bu bir elbisedir.

Ana rahminde olsa da, şartları yerine getirilmiş bir tüpte de olsa bu elbise böyle dikilir.

Esas olan elbise değil elbiseye ihtiyacı olan Allah’ın emri ile asli vatanından çık emrini alan ruhtur.

Erkek ve dişi, diğer deyim ile tohum ve tarla olduğu belirlenir.

Artık dünyaya gelmiş dünya hayatı başlamıştır.

Dünyaya gözünü açsa da, açmasa da ayak bassa da, basmasa da artık o bir dünyalıdır.

Ana ve babasına (Dünyaya gelmesine sebep olan kişilere) emanet edilmiştir.

O artık dünya yaşamı boyunca bir kader aracıdır, kendisinin olduğu kadar hayat dairesi içinde kaynaştığı bütün mahlukatın kaderinin de hazırlayıcısı olur.

Belki O, Allah’ın sevdiği bir kuludur, cennetlik veya Allah’ın asi bir kuludur, Cehennemlik.

Aklı ve Nefsi ile yapacağı bütün işleri bu insanın hangi cepheye hizmet ettiğinin göstergesidir. Doğuşta masumdur, temizdir, bütün sorumlulukları onun yaşamını üstlenen diğer insanlara aittir.

Çünkü onun bedeni İslam fıtratı üzerine (temiz) dünyaya gelmiştir.

Rabbimiz onun için döşediği bu alemi tertemiz yaratmıştır.

İslam temizlik demektir.

Sıfır-beş yaşları arasında bebek,

altı-on yaşlarında çocuk,

sonraki gelişme yaşlarında genç erkek ve genç kız vasıflarına haiz olacak,

yaratıcısına karşı mükellefiyetlerinin başladığı,

amel defterlerinin açıldığı, görülmeyen katiplerin sağ ve sollarında göreve başladığı, nefislerinin yavaş, yavaş ruhlarının hakiki şekillerine dönmeye başladığı devreye girerler.

         Bütün malzemeleri ;

Sıfırdan-dokuza on rakam       

A’ dan Z’ ye yirmi dokuz harften (alfabe  harflerinden ) ibarettir.

Bu malzemeler ile, okusalar da, okumasalar da imalat yapacaklar,

meramlarını anlatacak her kavim kendi lisanları ile bu dünya nimetlerinden istifade edecekler. (yirmi dokuz harf Türk alfabesine göredir. Arap alfabesi yirmi sekiz harftir.)

 

Başlıklara dön                              ders 27   Ana sayfa ders 29