Ders 28
Bismillahirrahmanirrahim
Bu niyet üzerine yazılan
bu kitapçık tamamen ticari gayeden uzak,
yeryüzünde yaşayan ve yaşayacak olan insanlara bir
nasihat, bir kılavuz,
gerek dünyalarını, gerekse ahretlerini nurlandırmaları
niyetini taşımaktadır.
Arzu edilir ki, her dilde basılsın, ücretsiz dağıtılsın.
İnsan ... Dünya...
Kainat... Cemi mahlukat – Yaratıcısı...
Allah (c.c.) ifadesi
böyledir.
Başka hiçbir kelime
ile ifadesi mümkün değildir.
Bin bir esma’nın cem’i tek bir kelime ile
ifadesidir.
Allah (c.c.) bütün mahlukatını ilmi ile kuşatmıştır.
Bütün yaratıklarının madde yapısı aynısıdır.
Muradı ilahisi ilmi
ile hepsi için aynıdır.
Yüklediği mükellefiyet yönünden katında efdaliyet,
Muradı ile Rızasını cem etmek ile olur.
Üzerinde gezindiğimiz Dünyamızda iki bin yılına girerken ilim de
bilgisayar ekranlarında can çekişiyor.
Sözlerimiz sizlere tuhaf gelebilir. Birden itiraz
etmemenizi, biraz düşünmenizi tavsiye ederiz.
İnsan
da dahil olmak üzere cümle mahlukatın yaratıcısı Allah (c.c.)’dır.
İnsan ve Cinler,
Melekler, Cemadat, Nebatat, Hayvanat ;
bunların madde yapıları
aynıdır.
Toprak, su, hava ve ateş (dört ana sır).
Bu dört sır öylesine kaynaşırlar ki, her biri
kendilerinin ve her şeyin maddesini yani Ruh’larının kılıfını meydana
getirirler.
Dış görünüşleri itibari ile Cemadat cansız derler,
fakat (Molekülleri kendi iç alemlerinde hareket halindedir).
Nebatat ve hayvanat hepsinin bir Ruh’u ve
kendilerine has nefisleri vardır.
Akıldan yoksundurlar.
Melekler, yapıları itibarı ile Ruh ve akıl, akıl ve
nefisten yoksundurlar.
Mükellefiyetleri yoktur.
İnsanlar ve Cinler ; Ruh, akıl ve nefisten teşekkül
etmiştir.
Cinler şekilsiz ve dumansız ateşten, insanlar ise
topraktan yaratılmışlardır.
Bunları insanın bu dünyada yalnız olmadığının
bilinmesi bakımından faydası vardır.
Kainatta ne varsa bir dişi ve bir erkekten çoğalır,
insan, kadın ve erkeğin sularının karışımından tertemiz kadının
rahminde bu üç görünmeyen (akıl, ruh ve nefs) in elbisesi teşekkül eder.
Ana rahmine düşen bu su bir cazibe ile birleştiğinde
her zerresi ile kaynaşır.
Cazibe ve muhabbetin ulaşmadığı noktalarda geliştikçe
noksanlıkların olduğu görülür.
Evveli muhabbet ve
zevk olan su,
sonra bir kan pıhtısı,
bir et parçası
halinde iken şekillenmesi dört aylık devresinde Yüce Yaratan ile yapmış
olduğu ahdi ile birlikte kader levhası boynuna asılmak sureti ile aslı
olan ruh fıtratı ile canlanmaya başlar.
Ana rahminde duruşu,
günümüzde dünyayı terk edip uzaya giden astronotların uydu kabinlerine, et
ve kemikten giydiği ruh elbisesi ile uzay elbisesine , (İnsanın beden
elbisesi yalnız dünya için Yaratan tarafından ana rahminde topraktan gelen
malzeme ile emir alan işçiler tarafından emsalsiz bir ilim ve sanat mucizesi
ile gerçekleşir)
bu elbisenin
malzemesinin taşınması ise anneden uzanan bir kordon ile bu canlanan elbiseye
bağlanması ise,
uzayda araçtan,
araca yakıt ikmalinin projelerine ilham kaynağı olmuştur.
Bu bir elbisedir.
Ana rahminde olsa da,
şartları yerine getirilmiş bir tüpte de olsa bu elbise böyle dikilir.
Esas olan elbise değil
elbiseye ihtiyacı olan Allah’ın emri ile asli vatanından çık emrini alan
ruhtur.
Erkek ve dişi, diğer
deyim ile tohum ve tarla olduğu belirlenir.
Artık dünyaya gelmiş
dünya hayatı başlamıştır.
Dünyaya gözünü açsa
da, açmasa da ayak bassa da, basmasa da artık o bir dünyalıdır.
Ana ve babasına (Dünyaya
gelmesine sebep olan kişilere) emanet edilmiştir.
O artık dünya yaşamı
boyunca bir kader aracıdır, kendisinin olduğu kadar hayat dairesi içinde
kaynaştığı bütün mahlukatın kaderinin de hazırlayıcısı olur.
Belki O, Allah’ın
sevdiği bir kuludur, cennetlik veya Allah’ın asi bir kuludur, Cehennemlik.
Aklı ve Nefsi ile
yapacağı bütün işleri bu insanın hangi cepheye hizmet ettiğinin göstergesidir.
Doğuşta masumdur, temizdir, bütün sorumlulukları onun yaşamını üstlenen
diğer insanlara aittir.
Çünkü onun bedeni
İslam fıtratı üzerine (temiz) dünyaya gelmiştir.
Rabbimiz onun için döşediği
bu alemi tertemiz yaratmıştır.
İslam temizlik
demektir.
Sıfır-beş yaşları
arasında bebek,
altı-on yaşlarında
çocuk,
sonraki gelişme yaşlarında
genç erkek ve genç kız vasıflarına haiz olacak,
yaratıcısına karşı
mükellefiyetlerinin başladığı,
amel defterlerinin açıldığı,
görülmeyen katiplerin sağ ve sollarında göreve başladığı, nefislerinin
yavaş, yavaş ruhlarının hakiki şekillerine dönmeye başladığı devreye
girerler.
Bütün
malzemeleri ;
Sıfırdan-dokuza on
rakam
A’ dan Z’ ye
yirmi dokuz harften (alfabe harflerinden ) ibarettir.
Bu malzemeler ile,
okusalar da, okumasalar da imalat yapacaklar,
meramlarını
anlatacak her kavim kendi lisanları ile bu dünya nimetlerinden istifade
edecekler. (yirmi dokuz harf Türk alfabesine göredir. Arap alfabesi yirmi
sekiz harftir.)