DERS 23/B

Bismillahirrahmanirrahim

ŞİİR 20

ŞİİR 21

   

Geceler küllü Nur’un , Meleküt  ve Mülk alemlerini teftişidir.

Bu teftişte seçilmiş kullar ile lütuf ve ikrama uğramış kullar uyanık bulunurlar.

Gece karanlıktır, fakat göremeyen gözlere de gündüz de karanlıktır.

Gündüzün karanlığını göremedikleri gibi , gecenin de aydınlığını göremezler.

Gecenin aydınlığı, Rabbimizin nuru tüm mülk alemini kuşatmış, gündüz ise bu nur bütün Meleküt alemini kuşatmış olmasındandır.

Bu nur öyle bir nurdur ki, milyonlarca noktalardan girer, bir noktaya düşer.

Bu sırrın sırrıdır.

Gözün gündüz bir noktanın sırrı  ile gördüğü gibi, gece bu Nur’un bütün eşyayı kendi nur’u ile yüklemesi kuvvetlendirmesi gündüzü, maddenin şekillerini ve renklerinin canlılığını muhafaza etmesini temin eder.

Maddeye hayat verir.

Bu Rabbimizin öyle bir fiilidir, toprak, su, hava, ve ateş bu bir gecede ve devam eden gecelerde bulunduğu, yaşama güç ve kuvvetini, bütün gündüzlerde harcama ve bitirme özelliğine kavuşması demektir ki bu da hayattır.

Bu yük ile yüklenemeyen herhangi bir maddenin hayat bulma özelliği ortadan kalkar.

Bedendeki bütün kuvvetler oldukları yerden içe doğru çekilir.

O merkez olan tek noktada birleşir.

Yol bulur çıkar gider.

Uyanık olan bunu gece, gündüz seyir edebilir.

Çünkü bu renksiz ve şekilsiz bir dumandır.

Kişinin vücudunu meydana getiren hücrelerin nurları yediği gıdalarında yüklü olan aynı cins nurlar ile birleşmek sureti ile büyür ve gelişir.

Yaşantısı, yemesi, içmesi, gezmesi, oturması Allah’ın (c.c.) rızası için olan kişinin bu nuru kendini açığa vurur. Aynen, gece fosforun pırıl pırıl ışık saçtığı gibi.

         Vücuda giren yeni bir nur hakiki nuru görebilmek için diğerinin arkasından sıraya girer.

Bu sıralar çok yönlü gelişir, dokuları meydana getirir.

Bunlar da bir ordudaki taburlara benzer.

Onlar da bölüklerden meydana gelir, ta ki bir er’ e kadar iner.

 İşte bu yeni giren nurdur.

Madde de böylece gelen, sıraya geçiş ve duruş şekillerine göre, şekil alır.

Bu da Ruh’un bedenin şeklini alışıdır.

         Bu erler hakiki nurdan ayrılırken öylesine talimlidir ki, geliş zaman ve sırasının ne olursa olsun bir nizam ve intizam içinde işgal edeceği ve durması lazım olan yerini bilir.

Bu erler her zaman yapıcı vazife almazlar.

Bu bir emir ki tahrip etme vazifesini aldı ise gelir tahrip etme vazifesine başlar.

Bu  hemen olmaz, zamanla olması o kişide birleşme emrini alan Nur’un da o bedene girmesini beklemektir.

O da geldiği zaman ve başkada tayin yapılmamış ise, işte tahribatı yapanın açtığı yeri eldeki mevcut ile kapamaya çalışırlar.

Fakat emir kesin ise hiçbir kuvvet bunun önüne geçemez.

 

İnsan, kişinin yaptığı tüm işlerin kendisidir.

Amel, insanın yaptığı tüm işlerin kendisidir.

İnsan ameldir, amelde insandır.

İnsan, şeklen birdir, ameli ile sınıf ve cinslere ayrılır.

Akıl ameldir, amel de akıldır.

Akıl bölünmez, amel bölünür.

Hayır ve şer, bölünen ameldir.

Amelin bölünerek şekillenmesi, aklın derecesini gösterir.

En yüksek dereceye sahip olan akıl, amellerin en güzelini, en temizini işler ki bunun çoğu hayırdır.

En güzel hayrı işlemeye muktedir,

En yüksek derecedeki akıl, külli, akla en çok yaklaşan akıldır.

İnsan, kalıp olarak ve şekil olarak görülen, insan diye adlandırılan külli aklın evidir ki, sahibi kendi değildir.

İnsan, Hakkel Yakine erdiğinde ancak görülmeyen bir akılcık olduğunu anlar..

İnsan, Bu kalıp ve şekil olarak görülen, insan  diye adlandırılan külli aklın evini temizleyen veya temizlemekle görevli olan bir hizmetkardır ki, hizmetleri karşılığı kazancı İmandır..

Hakiki insan, görülmeyen bir varlıktır.

O, şekil değil, cisim değil zaman değil, bahşedilen bir nimettir, çünkü o.. tekamül etmiş cüz-i akıldır.

Tekamül etmiş cüz-i akılda tüm mülk alemine  hüküm edecek bir kuvvet güç sırrı mevcuttur.

Kazanılan imanın batında yani ahret aleminde geçeni hakiki imandır.Ahret aleminin zenginliklerine kavuşturur.

Batıl iman, yani  bu alemde geçeni, ancak bu alemin sahte zenginliklerine kavuşturur.

“ Ben insanın sırrıyım, insan da benim sırrımdır” sözünün izahı.

         Bu gün İslamiyet ve Tevhit ilmi yanlış bir uygulama ile izah edilmeye ve yaşanmaya çalışılıyor.

Allah c.c katında tek din İslam ;

Esas kural bu olduğuna göre kuralı koyan Yüce Allah (c.c).

Kurala uyacak ve uygulayacak insan, Allah’ın halifesi.

Pekala bu halifenin sırrını bilmek lazım;

İlk sır Allah c.c  ‘u temizdir. Temizleri sever.

İşte insan = Ruh + Akıl + Nefis bu üçlü görülmez,

Yüce Allah da görülmez. Yüce Allah fiil ve sıfatları ile zahir olur.

O belirli şekilden , zamandan mekandan münezzeh.

Bismillahirrahmanirrahim

Kul hüvallahu Ahad. Allahus-Samed. Lem yelid. Ve lem yüled . Ve lem yekun lehu küfüven ahad.

Sırrı ile bilinen muradı olan her şeyin Kün (ol) emri ile yerine getiren Rabbimiz!  Halifesi insan yeryüzünde görünmeyen üçlüyü Adem sıfatı ile şekillendirip gezdirmeyi murat eden Rabbimizin sırım dediği, yaratıcılık haricinde bütün sıfatlarının sırrının ikramına mazhar olmuş.

Yok var edilmiş Adem adı ile ilk dünyaya kendinden yaratılan eşi Havva ile ayak basan ilk insan.

Gezecek,dolaşacak, Allah’ın adı ile her eşyaya emir verecek ona şekil verecek yerini değiştirecek, çoğalmasını temin edecek.

İslam olarak gelen İslam olarak yaşamak, İslam olarak Rabbine kavuşmak mükellef insan ) 

İşte Hz. Ömer r.a halife Ömer zamanında Nil nehri kurur, haber verirler.

Nehrin kıyısına gelir ve seslenir; “ Ya Nil ! sen benim için akıyorsam, akma benim sana ihtiyacım yoktur. Eğer Allah c.c için akıyorsan ben de onun halifesiyim, o nun kullarının sana ihtiyacı var.

Allah c.c adına sana emir veriyorum akacaksın “

Bu emri alan Nil nehri akmaya başlar.

Hz. Ömer dedik, bütün Peygamberler (a.s) temiz gelir, temiz yaşar, temiz dönerler. Fakat (r.a) tövbe etmiş Rabbimiz tövbesini kabul etmiş, temizlenmiş, halifelik makamına yükseltilmiştir.

Sır. Sır. Sır. O ki, din Nasihattır.

Temiz olarak gelen insanın temiz kalabilmesinin nasihati . Tek din İslam sırra dikkat et.

Temiz teslim aldığın, temiz kullanman, temiz teslim etmen için, yapacak ve yapmaman gereken şeylerin tarifi neyi ? emanet aldığın bedeni yani görülmeyen üçlünün kılıfını. Anladınsa, nasihati tutarsan adın Müslüman yani elinden dilinden , belinden, emin olunan kişi . buna Müslüman denir,Müslümanlık değil.

Bu insanlar bir araya gelir aileri, aileler cemiyetleri, cemiyetler cemaatları. Cemaatlar devleti meydana getirir.

Her şey kendiliğinden aşikar oluyor.

İslam devletleri olmaz. İslam devleti olur.

Yani temiz gelmiş, temiz yaşayan, temiz gitmeye gayret sarf eden emanetler devleti.

Vatanları bir.

Temiz kalabilmek için temiz tutulan toprak parçası.

Bayrakları bir.

Mülkün sahibi olmadıklarını, kendileri de dahil olmak üzere  yoktan var edildiklerini,

Her insana ilan ettikleri alametleri “ LA İLAHE İLLALLAH ” tevhidini taşıyan bayrak.

Bugün yaşadığımız bu dünya üzerinde böyle bir devletin teşekkülü yaşayan altı buçuk milyar insan tarafından mümkün değildir.

Çünkü bu günkü insan idraki bu sırdan uzak bulunmakta.

Ancak münferit olarak bu sırdan nasibini almış,

Yüce Allah’ın bir gün bunun olacağını bildirmesine inanarak, olan hadiseler, ibret nazarı ile  seyreden,

Yaşadığı günlerini insanların bu sırrı anlamalarını temin için hiçbir menfaat beklemeden hatta kendi imkanlarından da ferağat ederek, sarf ederek çalışan Yüce Allah’ın kulları vardır.

Kim onlara rastlarsa inkar ettikleri Yüce Allah hemen akıllarına gelir.

“ İnsan sırrına eremeyen benim  sırrıma eremez ” der, bizi bizden iyi bilen Yüce Rabbimiz.

Fakr olmadan fakirlik olmaz .

Fakir hiç bir şeyi olmadığı halde kimseye sırrını bildirmeyen ve ya çok şeye sahip olduğu halde hiç bir şeye benim diyemeyen Allah’ın kullarıdır.

Devamlı İslam’i amel ancak İmanı kuvvetlendirir.

İman öyle bir nimettir ki, kuvvetlendiği nispette temizlenir.

Kuvvetle temizlenen imanda gözle görülen bir nur halini alır.

Bu nur Allah’ın (c.c ) bir hediyesidir.

Bu nurda Allah’ın  hikmeti, ilmi,  hilmi, sırrı ve sırrının da sırrı mevcuttur.

Kur’an insan denen Allah’ın en güzel, temiz, şerefli yaratığının ,

bu güzel hasletlerini muhafaza edebilmesi için bir yol gösterici,

yaklaşması için lüzumlu olanlar ile, 

uzaklaşması gereken kendisi için zararlı olanların tarifesi,

güzel ahlakın müjdecisi,

ahlaksızlığın korkutucusu,

insan ile Rabbi arasında bağlayıcı bir nur, bir tercüman.

Korku insanlarda derecelerine göredir.

Bu korkuyu Kur’an’ı anlama derecelerine göre duyarlar ve hissederler. 

Kur’an olan bir yerde kimi insanlar onun varlığından habersiz dilediğini yaparken

kimi insan da ondan hayasında ayaklarını dahi uzatamaz.

Kur’an yüce Allah’ın nurudur.

Bu nur ile ona sımsıkı sarılan ve onu kendilerine rehber edinen, insan arasında hiçbir fark yoktur.

Doğru yol ( sırat-ı müstakim) ;

Kur’an’ın ışığında,

Allah Resulü Hz.Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in  yolunda İslam'ı tam manasıyla yaşayıp ecdada uymak ve o şekilde amel etmekle kolay bulunur.

Nefis denen varlık insan bedeni ile kabre kadar beraber olacaktır. 

 

 

Başlıklara dön                              ders 23_A   Ana sayfa ders 24