Ders 2
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
1.
Bismillahirrahmanirrahim
2.
Estağfirullah el Azim
3.
La ilahe İllallah
4.
Allahümme Salli ala Seyyidina Muhammedin Abdüke ve Nebiyyüke Rasülüken
- Nebiyyül Ümmiyyü ve ala Alihi ve Sahbihi ve Sellim
Bu dörtlü Kadiri ve Rufai tarikatında günlük derslerinin bir bölümüdür ki !
1-
Bismillahirrahmanirrahim : Rabbimizin bir ismi azamıdır, onun katından her ne çıkarsa
Bismillahirrahmanirrahim der.
Rabbimizi zikreder. kainata saçılır bu alemde gözle görülen,
görülmeyen, yenilen, yenilmeyen, içilen, içilmeyen her ne varsa Besmele
ile Rabbimizi zikreder.
Biz insanlar gafletimizden çok seyrek söyleriz besmeleyi keseriz
devreyi,
madem ki, Hak’tan gelen Hakka gider bu devreyi gafletle kesenler
kendilerini günahtan kurtaramazlar.
Bismillahirrahmanirrahim’ de Rabbimizin bütün fiil ve sıfatlarının
sırrı gizlidir (B) nin noktasında.
Rabbimize yapılacak
en büyük ve en güzel dua, “Ya Rabbi bana Besmele-i şerifin sırrının
(nasip olduğu kadarının) ilmini bahşet” demektir.
Bismillahirrahmanirrahim ağzımızdan
bilerek çıkarsa önce Cehennem kapılarını kapatır,
Rabbimize giden bütün yollar açılarak yaptığımız her iyi amel
ve dua da Rabbimize sunulur.
Oradan Rasulullah Efendimize sunulur, kıyamete kadar saklanır.
Bismillahirrahmanirrahim
‘de ibadet gizlidir.
Rabbimize sunulan her
ibadetin başında Besmele-i şerifin bulunması Zata mahsus mana sırrını
taşır.
Bizim sırlarımız
bu ibadetimizde gizlidir.
Bu sırlar ile
Rabbimizden Af-Nimet-İlim ve her türlü ihtiyacımızı istiyor ve gizli zarf
gönderiyoruz.
Bismillahirrahmanirrahim
ile insan her yaptığı işte,
her yediği nimette
ve her işlediği hayır amelde,
Besmele-i şeriften
gafil olmazsa bir müddet geçtikten sonra o kulun tüm vücudunu Besmele-i şerifin
nuru kaplar.
İşte bu hal
Rabbimizin bir sırrıdır.
O kul, bu sırrın
ilmini alırsa Besmele-i şerifin sırrına nasibi kadar vakıf olur.
2-
Estağfirullah el azim :
Bu güne kadar gafil olarak devresi kesilen bütün Besmele-i şerifler için
istiğfar etmiş olur ki, kişi günahlarını, hata ve noksanlarını ayrı ayrı
hatırlaması da aynıdır.
Günahlar, hata ve noksanlar, unutulabilir, fakat
devresini kestiğim bütün Besmele-i şerifler için Estağfirullah el azim
derse gaflet içinde işlemiş bütün günah, hata ve noksanlardan tövbe etmiş
olur.
Günah, hata ve noksan, bunların üçü ayrı şeylerdir,
üçü de inanıp iman ettikten sonra olan hallerdir.
Günah Avamda, hata Havas da, noksan ise Havas-ül Havas
da zuhur eden hallerdir. İnanmayan insanlar bu üç halde inatlarından olduğu
için hepsine birden Küfrü inadi denir.
Bu halde evvela Şahadet sonra Tevbe etmesi gerekir ki,
İstiğfara devam edebilsin
3-
La
ilahe illallah : Tertemiz bir
istiğfardan sonra Allah (c.c.)’in birliğini,
Ondan başka İlah
olmadığını tasdik etmek, cüzi aklı külli akıl ile birleştirmek olur.
Öyle olur ki, kul (LA)
dediğinde kendisi de içinde olmak üzere bütün alemler silinir ve yok olur.
(İLAHE) dediğinde korkulacak, sığınılacak, yardım görülecek
hiçbir varlığın olmadığını kalben ve lisanen tasdiki, şek ve şüphenin
ortadan kalkması,
batıl ilahların ve
tabuların yıkılmasına vesile olacak hareketlerin,
inanç ve görüşlerin
yıkıldığı mahal ve ifadesi.
Buradan da kurtuluş Allah (c.c.)’ın lütfü ile geçildiğinde (İLLALLAH)’a
geçilir ki, burada da (İLLA)’yı yok icap eder.
Çünkü İLLA denildiğinde ortada kıyas yapılması gereken şeylerin
de varlığı anlaşılır ki, bunların da yok edilmesi, gönülden
temizlenmesi şartlılığı vardır.
Bunlar da yıkıldığı an YÜCE ALLAH (c.c.)’a ulaşılabilsin.
Yapılan ibadetler azimet kazanır...
Ulaşılan nimetler, fevkalade haller insanı yeniden varlık alemine götürür...
Allah (c.c.) lütfeder, Nefsi Safiyyenin Emmaresinden sonra, Levvame, Mülhime ve Mutmainne basamaklarına da ulaşıldığında,
bunların da hakiki sahibini bilir ve tam teslimiyetle ALLAH der...
İşte burada La ilahe illallah kelime-i tevhidinin Nur’ una ulaşır
ki, bundan sonra ulaşılan haller ki, bu Nur ışığında tamamen sırdır...
Safiyyenin safiyyesine ulaştığında Vahdet makamında Hayrete daldığında gördüklerin seni yanıltırsa
; ya meczup ya da lal olursun...
Çünkü orası hakikatler alemidir. Orada ne zaman, ne mekan, sarhoşluk
alemi, Hu.Hu.Hu. (O.O.O.) esmasına geçiş
Hu’ nun Nur’u - Hu’ nun Esrarı.
İzahı mümkün değil.
Tek kelime ile Zikri Azami zahir olur...
Yüce Rabbimizin aynasında Habibi Resulü Mahmud makamının Ahmedi Muhammed Mustafa sırrı
zahir olur...
Kulluk nuru aslı ile
birleşerek Hayret makamından çıkar...
Kainatın var olmasının sebebinin Ruhu’ nun sırrı ile Muhammedun
Resulüllah şahadetini kalp ile tasdik, dil ile ikrar eder...
Bu şahadet ve tasdik, bu kulu Kesret
alemine iade eder.
Alemi Ervahta bu NURU tanımayan hiçbir mahluk yoktur. Bu nuru görüp te Allah (c.c.)’ı hatırlamamak
mümkün değildir. Tanımak başka, tasdik başkadır. Tanıdığı halde
tasdik edemeyenler (ve bil kaderi) sırrı ile perdelenmişlerdir....
Vahdet’ den Kesrete yolculuğa
geçişte “İnnallahe ve melaiketühü yusallune alen nebi ya
eyyuhelezine amenu sallu aleyhi ve
sellimu teslima ” emrini alan Melaike-i Kiram selatu selamları arasından
Ceberut ve Melekut alemlerini
geçerek Mülk aleminde Kader çizgisindeki
görevlerine geri döner...
Aldığı emrin şahadeti ile, kalp ile tasdik, dil ile ikrar
ederek....
4- Allahümme salli ala
seyyidina muhammedin abdüke ve nebiyyüke rasülüken nebiyyül ümmiyyü ve
ala alihi ve sahbihi ve sellim
Salavatı şerifinin zikrine devam ile Allah (c.c.)’ın birliğine
inanmış kullarının Onun Resulüne, Peygamberine de (s.a.v.) inanmışlığın
tasdiki, maksut olan Muhabbete ’e ulaşır...
Çünkü bu Allah (c.c.)’ın ulaşılmasını emrettiği yüce bir
makamın zirvesidir.
Bu kulluk makamıdır ki, bunun zirvesinde Kainatın yaratılmasının
sebebi,
Levlake levlake lema halaktul Eflake sırrının zahir oluşuna duyulan
muhabbetin zahir oluşunu,
Yüce Rabbimiz “Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber
gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün Mü’minlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.”
Ayeti kerimesinin Nuru tecelli eder.
Allah Resulü “ Bana selatu selam getirildiğinde Allah (c.c.)
benim ruhumu cesedime iade eder ben de cesedim ve ruhum ile anında size
mukabelede bulunurum” buyurur.
Aynı zamanda ismi azamı içinde bulunduran bu salavat-ı şerife,
Rabbimiz, Peygamberimiz ve biz ümmeti arasındaki bu muhabbet zinciri
“ Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin” sırrını cem eder.
Mülk, Ceberut ve Lahut alemlerinin bu sır ile kıyamete kadar baki
kalmasına vesile olur.
Kainat bu sır ile ayakta durur.
Bismillahirrahmanirrahim dediğin anda onlarla olan ilişkilerinde
onlar sana zorluk çıkaramazlar.
Yalnız şunu unutma ki, onun kılıfı kalptir, vasıtası
dil,
O ! öyle büyüktür ki, her kılıfa sığmaz, her vasıtaya
binmez.
Bunu da Akıl ile bulmak sana düşer.