İHMAL EDİLEN BİR İBADET: ÎTİKAF

Akif Akay

Îtikaf, lûgat manası olarak, bir yerde kendini hapsederek durup beklemek demektir. Dînî manada ise, îtikaf niyetiyle Allah rızası için bir mescid ya da mescid hükmündeki bir yerde durmak, bir müddet için bile olsa kalbî, ruhî ve bedenî günahlardan uzaklaşıp kulun tamamen lâhûtî bir atmosferde Cenab-ı Hakk'la başbaşa kalması demektir. Nitekim ".. Mescidlerde îtikaf halinde iken kadınlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın (yasak) sınırlarıdır, sakın onlara yaklaşmayın. Allah, insanlara ayetlerini böyle açıklar ki korunup sakınsınlar."[1] ayeti de bunu göstermektedir. Îtikaf, Efendimiz (s.a.v)'in Medine'ye teşriflerinden vefatlarına kadar devam ettiği önemli bir ibadettir. Müslim'de rivayet edilen bir hadis-i şerifte mevzuyla alakalı olarak şöyle buyurulmaktadır: "Efendimiz (s.a.v), Ramazan'ın son on günü girince, geceleri ibadetle geçirir; ailesini de ibadet etmeleri için uyandırırdı. (Bu günlerde) İbadet için diğer zamanlardan daha fazla gayret gösterirdi."[2]

Îtikaf, Allah Rasulü (s.a.v), ashab-ı kiram ve onlardan sonra gelen büyük zâtların ısrarla üzerinde durdukları önemli bir ibadettir. İşte bu büyük şahsiyetlerden birisi olan Zührî; "Acaba insanlar îtikafı nasıl terkediyorlar? Halbuki Rasulullah, bazı şeyleri yapar, sonra da terkederdi. İtikafı ise vefatına kadar hiç terketmedi." diyerek îtikafın Rasulullah'ın hayatındaki önemini dile getirmiştir.

Yine İslam büyüklerinden Atâ da mevzuyu şu sözleriyle tavzih eder: "Îtikafa giren kimse, ihtiyacından dolayı büyük bir zâtın kapısının önüne oturup, 'ihtiyacımı karşılamadıkça buradan ayrılmam' diye yalvaran birine benzer. O da Cenab-ı Hakk'ın bir mabedine girmiş, 'Beni affetmedikçe buradan ayrılıp gitmem' demektedir."

Hayatın binbir türlü sıkıntı ve stresiyle bunalan mü'min için îtikaf, bir rahatlama ve inşirah dönemidir. Zira mü'min, sadece Allah rızası için kendisini mescide hapseder ve günahlara karşı orasını adeta bir kale haline getirerek her türlü şerir güçten Allah'a sığınır. Zaman, artık o insan için her buuduyla bir miraç dönemi; seccade, onu miraca taşıyan bir Burak haline gelir. Îtikaf, mü'min için her ânı sürpriz lütuflarla dolu bereketli bir zaman dilimidir. Kul, îtikaf sayesinde bir kere daha teslimiyet hisleriyle dolar ve isteklerini yerine getirmesi için Rabbisine dua dua yalvarır.

Biz burada, bütün ilmihal kitaplarında mevcut bulunan îtikafın tatbikatına ait bilgilerden uzun uzun bahsedecek değiliz. Bizim maksadımız, onun bugün ihmale uğrayan bir ibadet oluşuna ve bizim için ehemmiyetine dikkat çekmektir. Böylesine önemli bir ibadeti yerine getirmek isteyen her insan, ilmihal kitaplarımızda mevzuyla alakalı tefrerruâtlı bilgileri rahatlıkla bulabilir. Evet, bugün malesef ihmale uğramış bir ibadet olan îtikaf, müslümanların mutlaka yeniden hayata geçirmeleri gereken önemli bir ibadettir. Zira Efendimiz (s.a.v), hayat-ı seniyyeleri boyunca her sene îtikafa girerek Cenab-ı Hakk'la arasındaki irtibata yeni yeni buudlar kazandırmış ve bizlere, her mevzuda olduğu gibi bu mevzuda da bizzat yaşayarak örnek olmuştur.



[1] Bakara, 2/187

[2] Müslim, Îtikaf: 7

kubacami webteam