ÜMİTSİZLİĞE VE OLUMSUZ TELKİNE FIRSAT VERMEMEK

Ümitsizlik iki türlü olabilir. Birincisi, insanın karşılaştığı zorluklar karşısında ümitsizliğe kapılmasıdır. Böyle bir durum kuskusuz asla mümine yakışmaz. Allah’ın velayeti altında yürütülen ve O’nun destekleyeceğini vaad ettiği bir mücadelenin asla kaybedilmeyeceğini bilmelidir. Üstte aktardığımız tüm ayetler, Allah’ın kesin bir biçimde müminlerin destekçisi olduğunu ve onları asla kafirler karşısında yardımsız bırakmayacağının garantisidir.

Ümitsizliğin daha tehlikeli olan ikinci türü ise, kişinin yaptığı bir hata ya da işlediği bir günah nedeniyle kendi imanından ümit kesmesidir. Allah’ın kendisini bağışlamayacağına ve artık cehennemlik olduğuna kendini inandırmasıdır. Oysa bu tamamen Kuran’a muhalif bir düşünce, bir kuruntudur. Aksine, Allah kendisine samimi bir biçimde tevbe edenlerin tüm günahlarını bağışlar. Allah’a yönelmek, O’nun rahmetine sığınmak için hiç bir nokta “çok geç” değildir. Allah, kitabında kullarına şöyle seslenmektedir:

"Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer, 53)

Ümitsizlik, şeytanın mümini Allah yolundan alıkoymak için verdiği vesveselerden biridir. Şeytan bu yolla hata yapan bir müminin moralini bozmaya ve onu daha da büyük hatalara sürüklemeye çalışır. Hedefi, mümini kendi imanından ve samimiyetinden kuşkuya düşürmek, ona kendisinin bir “sahtekar” olduğu kuruntusunu aşılamaktır. Eğer insan bu telkine kapılırsa, giderek kendine olan saygısını ve dolayısıyla imanını kaybetmeye başlar, avami lisanda “battı balık yan gider” deyimi ile ifade edilen mantık içersinde, giderek daha da büyük günahlara sürüklenir.

Mümin böyle bir hisse kapıldığında hemen Allah’a sığınmalı, Kuran’ın nuruyla düşünmeli ve bu garip ruh halinden çıkmalıdır. Bir ayet, müminin göstermesi gereken tavrı şöyle açıklar: “Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.” (Araf, 200)

Mümin, ihlaslı ve samimi olduktan sonra hata dahi yapsa, bağışlanma diledikten sonra Allah onu affedecektir. Dahası, eğer samimiyetsiz bir hareket yapmış, hatta uzun süre samimiyetsiz bir boyutta yaşamış da olsa, yine de her an tevbe edip durumunu düzeltebilir. Allah sonsuz rahmet ve adalet sahibi iken, müminlere cenneti ve zaferi vaadetmişken, ümitsizliğe kapılmak, ancak şeytanın bir hilesidir. Hz. Yakub’un Kuran’a geçmiş olan şu öğüdü, tüm müminler için yol göstericidir: “... Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden umut kesmez.” (Yusuf, 87)