TEVEKKÜL

Bütün olayları meydana getiren Allah olduğuna göre, bunların hepsinde mutlaka müminler için bir hayır vardır. Tüm olaylar, mutlaka dinin menfaatlerine ve müminlerin ahiretine faydalı olacak şekilde tasarlanmışlardır ve bu plana göre de islerler. Mümin, geçmiş yaşamındaki tecrübelere bakarak da, her olayın sonucunda bir hayır oluştuğuna şahit olabilir. İşte bu nedenle, mümin için tek güvenip dayanılacak dost, Allah’tır. Tek vekil O’dur. Müminin üzerine düsen, olaylar karşısında sadece Allah’ın istediği tepkileri vermek, sebeplere sarılmak, sonucunu ise Allah’tan beklemektir. Bir ayet, kafirlerin bilmediği bu büyük sırrı şöyle ifade eder:

".. Kim Allah’tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir; Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah’a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır." (Talak, 2-3)

Başka ayetlerde de tevekkülün sırrı yine şöyle açıklanır:

De ki: “Allah’ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler.” (Tevbe, 51)

Mümin, inkarcılardan gelecek baskılara karşı şöyle demekle yükümlüdür: “Bize ne oluyor ki, Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah’a tevekkül etmelidirler.” (İbrahim, 12)

Bir başka ayette ise şöyle denir:

"Eğer Allah size yardim ederse, artık sizi yenilgiye uğratacak yoktur ve eğer sizi ‘yapayalnız ve yardımsız’ bırakacak olursa, ondan sonra size yardim edecek kimdir? Öyleyse mü’minler, yalnızca Allah’a tevekkül etsinler." (Al-i İmran, 160)