ÖLENE DEK SABIR

İnsan aceleci olarak yaratılmıştır ve bu özelliği yüzünden de türlü hatalar yapar. Uzun vadede sonuç verecek isler yerine, hep kolaya kaçmaya, yakın ancak basit menfaatlere eğilim göstermeye yatkındır. Oysa din, insanın bu aceleciliğini bırakmasını ve Allah için sabretmesini gerektirmektedir. Mümin, Allah’ın vaad ettiği büyük nimet ve kurtuluşu beklemeyi ve bu uğurda sabretmeyi bilmelidir. Bu bir ibadettir; nitekim ayette “Rabbin için sabret” (Müdessir, 7) hükmü verilir. Allah yolunda yürütülecek mücadelenin de, Allah’a yakınlaşmak için izlenecek yolun da en önemli özelliklerinden biri sabırdır. Kuran şöyle der: “Ey iman edenler, sabredin ve sabırda yarışın, nöbetleşin. Allah’tan korkun. Umulur ki kurtulursunuz.” (Ali imran, 200)

Bu arada, sabır ile “tahammül” kavramlarını ayırmak gerekir. Cahiliye toplumunda bu iki kavram birbirine karışmış durumdadır, oysa aralarında mümin tarafından kavranabilen önemli bir fark vardır. Tahammül, hoşa gitmeyen, acı veren bir sıkıntıya katlanma eylemidir. Oysa Kuran’da kast edilen sabır, mümin için bir sıkıntı kaynağı değildir. Mümin, Allah’ın rızasını kazanmak kastıyla sabreder, dolayısıyla sabrından dolayı bir sıkıntıya kapılmaz, aksine manevi bir haz duyar. Kuran, sabrın ancak müminler için bir lezzet, küfür içinse sıkıntı veren bir “tahammül” olduğunu şöyle ifade eder: “Sabır ve namazla yardım dileyin. Bu, şüphesiz, huşû duyanların dışındakiler için ağır (bir yük)dir.” (Bakara, 45)

Kuran, sabrın müminler için “müjdeli” bir ibadet olduğunu ve müminlerin karşılarına çıkan zorluklara karşı sabrederken sahip oldukları ruh halini şöyle anlatır:

"Andolsun, biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: “Biz Allah’a ait (kullar)iz ve şüphesiz O’na dönücüleriz.” (Bakara, 155-156)

Sabır öylesine üstün bir özelliktir ki, mümin topluluğuna büyük bir güç katabilir. Allah, gücün sabra göre nasıl değiştiğini aşağıdaki ayette açıklamaktadır:

"Şimdi, Allah sizden (yükünüzü) hafifletti ve sizde bir za’f olduğunu bildi. Sizden yüz sabırlı (kişi) bulunursa, (onların) iki yüzünü bozguna uğratır; eğer sizden bin (kişi) olursa, Allah’ın izniyle (onların) iki binini yener. Allah, sabredenlerle beraberdir." (Enfal, 66)

Sabır, Kuran’da anlatılan tüm mümin özelliklerini de kapsayan bir vasıftır. Çünkü bir insan; mütevazi, cömert, fedakar, itaatkar olabilir, fakat yalnızca eğer bu özelliklerinde sabır gösterirse bunların bir değeri olur. Sabır, diğer tüm mümin vasıflarını değerli ve geçerli kılan bir vasıftır. İmanı makbul kılan, onda gösterilen sabırdır.

Müminin tüm ömrü sabırla geçer. “Allah için sabret” hükmüne yaşamının her günü yeniden itaat eder. Sonunda ise, Allah canını alır ve onu rızası ve cennetiyle ödüllendirir. Cennetin kapısındaki melekler, gelen müminlere şöyle seslenirler: "Sabrettiğinize karşılık selam size. Yurdun sonu ne güzel.” (Rad, 24)