Yalnızca cahiliye ortamlarında değil, müminler arasında da ince düşünceyi ve itidali gerektiren durumlar vardır. Bir ayet, bunun önemli bir örneğini şöyle verir:
"Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesi üstünde yükseltmeyin ve birbirinize bağırdığınız gibi, ona sözle bağırıp-söylemeyin; yoksa siz şuurunda değilken, amelleriniz boşa gider." (Hucurat, 2)
Kaldı ki, helal dairesinde de “itidalsiz” davranışlar yapma tehlikesi vardır. Çünkü her tavır her ortama uymaz. Bir söz ya da davranış, haram olmasa da, bazı durumlarda “yakışıksız” olabilir. Bu nedenle, müminin aklını kullanarak aşırı ve sivri hareketlerden uzak durması gerekmektedir. Olaylar karşısında heyecanlanmayan, hiç bir zaman soğukkanlılığını kaybetmeyen, hiç bir zaman akıldan uzaklaşmayan, ani üzüntü ya da sevinçlere kapılmayan bir karakter geliştirmesi gerekmektedir. Kuran, söz konusu dengeli ve istikrarlı ruh halini şöyle tarif eder:
"Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre pek kolaydır.
Öyle ki, elinizden çıkana karşı üzüntü duymayasınız ve size (Allah’ın) verdikleri dolayısıyla sevinip-şımarmayasınız. Allah, büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez." (Hadid, 22-23)