Oysa inkarcılar, bunu kavrayamaz ve ebedi sandıkları dünya hayatını varlıklarının tek amacı haline getirirler. Bu ise tam anlamıyla bir aldanıştır. Çünkü son derece geçici ve son derece eksik ve kusurlu olan dünya nimetleri, ebediyeti ve mükemmelliği istemek üzere yaratılmış olan insanı tatminden çok uzaktırlar. Allah, dünyanın nasıl bir aldanış olduğunu şöyle anlatır:
"Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama’, bir süs, kendi aranızda bir övünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir ‘çogalma-tutkusu’dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azab; Allah’tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir." (Hadid, 20)
Gerçekten de, gaflet içinde yaşayan inkarcıların hepsi, üstte sayılan bir kaç hedefe (mal ve çocuklarda çoğalma tutkusu, övünme gibi) kitlenmiş olarak yaşarlar. Bir başka ayet, dünyadaki aldatıcı süsler hakkında şöyle der:
Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüşe, salma güzel atlara, hayvanlara ve ekinlere duyulan tutkulu şehvet insanlara ‘süslü ve çekici’ kılındı. Bunlar, dünya hayatının metaıdır. Asıl varılacak güzel yer Allah katında olandır.
De ki: “Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir.” (Al-i İmran, 14-15)
Dünya, ahiretle karşılaştırılamayacak kadar basit ve değersizdir. Bunu ifade etmek için olacak, Arapça’daki “dünya” kelimesi, “dar, sıkışık, pis yer” anlamından türemiştir. İnsanlar dünya üzerinde geçirecekleri 60-70 yıllık ömrü başta çok uzun ve tatmin edici sanırlar, oysa çok kısa bir süre sonra bu ömrün sonuna gelir ve mezarın kapısına dayanırlar. Ölüm yaklaştıkça da, yasadıkları hayatın ne kadar kısa olduğunu daha iyi anlarlar. Mahşer (diriliş) günü ise, onlarla şöyle konuşulur:
Dedi ki: “Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?” Dediler ki: “Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” Dedi ki: “Yalnızca az (bir zaman) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz. Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (Müminun, 112-115)
Allah’a isyan ederek dünya hayatına hırsla kapılmak ve ahireti göz ardı etmek, ebedi cehennemle cezalandırılacak bir suçtur. Allah, “Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr edenler” hakkında şu hükmü verir: “İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.” (Bakara, 86)
Bir başka ayette ise şöyle denmektedir:
“Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, dünya hayatına razı olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden habersiz olanlar; İşte bunların, kazandıkları dolayısıyla barınma yerleri ateştir.” (Yunus, 7-8)
Dünyanın Allah tarafından yaratılmış geçici bir yurt olduğunu inkar eden, dahası Allah tarafından bu geçici yurtta yaratılmış bazı nimetlere O’ndan yüz çevirerek hırsla bağlanan, bunları sahiplenen ve bir yanda da ilahlaştıran bir insan, elbetteki azaba müstahaktır. Kuran, böylelerinin durumunu çok açık ifade eder:
"Artık kim taşkınlık edip-azarsa, Ve dünya hayatını seçerse, Şüphesiz cehennem, (onun için) bir barınma yeridir." (Naziat, 37-39)