"Eğer Allah, insanları zulümleri nedeniyle sorguya çekecek olsaydı, onun üstünde (yeryüzünde) canlılardan hiç bir şey bırakmazdı; ancak onları adı konulmuş bir süreye kadar ertelemektedir. Onların ecelleri gelince ne bir saat ertelenebilirler, ne de öne alınabilirler." (Nahl, 61)
Allah, insanların işlediği suçların cezasını ertelemekle, onlara bağışlanma dileme ve tevbe etmek için süre vermektedir. İnsan, ne denli büyük günahlar işlemiş olursa olsun, bunlardan dolayı Allah’tan bağışlanma dileyebilir ve bir daha islememeyi hedefleyerek tevbe edebilir. Allah, kitabında kullarını günahları için bağışlanma dileyip tevbe etmeye şöyle çağırmaktadır:
"Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: “Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük isler sonra tevbe eder ve (kendini) islah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir.” (Enam, 54)
Bağışlanma, insanin bilerek ya da bilmeyerek yaptığı tüm hatalar, işlediği tüm günahlar için Allah’ın affediciliğine sığınmasıdır. Tevbe ise, işlenmiş olan belirli bir günah için yapılır. Tevbe eden mümin, yaptığı bir hatayı ya da sürdürdüğü bir durumunu düzeltmeye kesin olarak karar verir ve bir daha tekrarlamamak için Allah’tan güç ve destek diler. Nitekim makbul olan tevbe de, ardından fiili düzelme ile desteklenen tevbedir. Bir ayette şöyle denir: "Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner." (Furkan, 71)
İnsan tevbe edip, ancak sonra yine nefsine yenilerek ayni günahı tekrar ediyor olabilir. Belki defalarca tevbe edip, sonra bunların hepsini de bozmuş olabilir. Ama bu, bir daha tevbe edemeyeceği anlamına gelmez. Tevbe kapısı, insan yaşamını sürdürdüğü sürece açıktır. Ancak bilinmelidir ki, insanin ölümün kenarına gelip, ahirette başına gelecekleri farkederek son anda tevbe etmesi kabul edilmeyecektir. Kuran’da şöyle denir:
"Allah’ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır." (Nisa, 17)
"Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: “Ben şimdi gerçekten tevbe ettim” diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır." (Nisa, 18)
Bir başka ayet, çok geç olmadan tüm müminleri bu kurtuluş kapısına şöyle çağırmaktadır: “...Hep birlikte Allah’a tevbe edin ey mü’minler, umulur ki felah bulursunuz.” (Nur, 31)