Vicdanlarına uyanlar daima
kazanırlar
Otoyolda ilerleyen arabaları düşünün… Her birinin
içinde farklı kültürlerden gelen, farklı işlerde çalışan, karakterleri ayrı,
aldıkları eğitimleri, tipleri kısacası
herşeyleri farklı farklı olan insanlar otobanda ilerlerler.
Bu arabalardan iki tanesinin yol üzerinde bir
trafik kazası ile karşılaştıklarını varsayalım. Kaza yapan arabanın içinde
yaralı olduğu açıkça görülen bir kişi baygın bir halde olsun... Bu durumda
arabalardan bir tanesi sadece bakıp yoluna devam ederken diğeri arabayı hemen
durdurup yaralı olan kişiye yardım edip, onu en yakın hastaneye yetiştirmeye
ve elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışır…
Bu iki kişi arasındaki en önemli ayrım birinin
vicdanının sesine kulak vermesi diğerinin ise vicdanını dinlememesidir.
Aralarındaki kültür, eğitim, iş, ırk, soy vs. farkının ise aslında hiçbir
önemi yoktur. Her insan, hiçbir istisnası olmadan, hayatı boyunca, doğruları
söyleyen bu sese yani vicdana sahiptir. Yanlış bir hareket yaparken, günah
işlerken ve düştüğü her hatada vicdanı ona mutlaka doğru olanı söyler. İnsanın
vicdanının sesini teşhis etmesi ise son derece kolaydır. Çünkü bir olay
karşısında insana doğru olanı söyleyen vicdan, daima içinde ilk duyduğu
sestir. İnsan bu ilk sese uyduğu takdirde rahatlık ve huzur içinde bir hayat
yaşar. Aksinde ise, yani bu sese kulaklarını tıkayıp nefsine yönelik
bahaneler, mazeretler aramaya başlarsa, bu durumda da içinden çıkamayacağı
zorluklarla, şiddetli bir vicdan azabı ile birlikte yaşamak zorunda
kalır.
Bu nedenle vicdanın varlığı, Allah’ın insanlara
verdiği çok büyük bir kolaylık ve nimettir. Bu nimetin kıymetini bilen ve
vicdanını kullanan insan, her durumda, doğruyu yanlıştan ayıran, Allah'ın razı
olacağı ve dünyada ve ahirette kurtuluşunu sağlayan bir anlayışa da sahip
olur.
Allah insanın kurtuluşunun vicdanını dinlemekte
olduğunu şöyle bildirir:
Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', sonra
ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham
edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmustur. (Şems
suresi, 7-9)
Ayette bildirilen "onu (yani nefsi) arındırıp
temizleyen gerçekten felah bulmuştur" ifadesi vicdanına uyan kişinin huzur
bulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Vicdanının emirlerine uymayan insanların durumu ise
ayetin devamında şöyle haber verilmektedir.
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran
da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 10)
Dini uygulamayan ve Allah’ın beğendiği ahlakı yaşamayan bir insanın vicdanı sürekli iyiyi, doğruyu ve güzeli emretmeye devam eder, bunun sonucunda ise kişinin içinde bir çatışma olur. Bile bile vicdansızlık yapmanın azabı gece gündüz insanın yakasını bırakmaz. Bu ise insan için dünyada ve ahirette büyük bir yıkım getirir.