Fedakarlık kolay, bencillik
ise zor olandır
Cahiliye toplumlarında insanlar genellikle kendi
istek ve çıkarlarını ön planda tutar, her zaman "önce benim rahatım, zevkim,
konforum gelir" düşüncesiyle hareket ederler. Fedakarlık ise, bu insanların
nefsine çok zor gelir. Egoist tavırlar uyanıklık olarak görülürken, fedakarlık
genelde saflık olarak yorumlanır. Oysa Allah'a iman eden ve Allah'ın
hoşnutluğunu kazanmak için fedakarlıkta bulunan biri için fedakarlık hem büyük
bir kazançtır, hem de son derece kolay bir
ibadettir.
Müminlerin fedakarlık anlayışları bir ayette şöyle
bildirilir:
"Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yoksula,
yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için
yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür. Çünkü biz,
asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz." Artık Allah,
onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve
bir sevinç vermiştir." (İnsan Suresi, 8-11)
Yaptığı fedakarlığın karşılığında, ayette de
bildirildiği gibi, Allah'ın rızasını ve "parıltılı bir aydınlık ve sevinç"
duyacağı ahiret nimetlerini kazanacağını bilen bir mümin için, feda
ettiklerinin hiçbir önemi kalmaz. Geçici, kısa ve eksikliklerle dolu bir
hayatta insanın en sevdiği mal varlığının dahi, Allah'ın hoşnutluğunun ve
bunun karşılığında vereceği cennet hayatının yanında hiçbir değeri ve
güzelliği yoktur. Buna iman eden müminler, yaptıkları fedakarlık ne kadar
büyük olursa olsun ne bir takdir beklerler ne de diğer insanları minnet
altında bırakırlar.
Bütün bunların yanında Allah, kendi rızası için
fedakarlıkta bulunanlara dünyada da bolluk ve bereket vaat eder, verdiğinin
fazlasını o kişiye bağışlar. Allah bu vaadini ayetlerinde şöyle
bildirir:
Allah'a karşılığını çok arttırma ile kat kat
arttıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah, daraltır ve genişletir
ve siz O'na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi,
245)
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi
başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği
gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır,
bilendir. Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin
peşinden başa kakmayan ve eziyet
vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun
olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 261-262)
Allah'a ve ahirete inanmayanlar içinse fedakarlığın her türlüsü büyük bir kayıp, kendilerinden ve çıkarlarından önemli bir eksilmedir. İnançsız oldukları için, aslında kendilerine büyük kazanç olacak güzellikleri çirkin ve kayıp olarak görürler. Bencilliğin, malını ve parasını elinde sıkı sıkıya tutmaya çalışmanın sıkıntı ve gerilimini yaşarlar. Evlerinde otururken dahi sürekli bir huzursuzluk içindedirler. Eşyalarının yıpranması, yiyeceklerinin tükenmesi, dostlarının ziyareti bu insanlar için hep bir eziyet ve zahmet konusudur. Kötü ahlakları ile kendi kendilerine zulmeder, güzel ahlakın getireceği huzur ve bereketten mahrum kalırlar.