İşte böyle bir anda müminin aklına Allah’ın şu ayetleri gelecektir:
Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. İman edip salih amellerde bulunanlar; onları, içinde ebedi kalıcılar olarak, altından ırmaklar akan cennetin yüksek köşklerine muhakkak yerleştireceğiz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Ki onlar, sabredenler ve Rablerine tevekkül edenlerdir. (Ankebut Suresi, 57-59)
İnsanın kendi bedeninin de sonunda tahta bir tabuta
konulacağını, üzerinin yakınları tarafından toprakla örtüleceğini, bir mezar
taşında adının ve soyadının yazılacağını düşünmesi, onun dünyaya olan
bağlılığını ortadan kaldırır. Bunu çok samimi ve gerçekçi bir şekilde düşünen
insan bir gün toprağın altında çürüyecek bir bedene sahip çıkmanın ne kadar
anlamsız olduğunu görür.
Allah, Ankebut Suresi’ndeki ayetlerde sabredenleri ve tevekküllü olanları ölümlerinden sonra cennetle müjdelemiştir. Bu yüzden bir gün öleceğini düşünen mümin, cennete kavuşabilmek için de Allah’ın emrettiği güzel ahlakı yaşamaya çalışır. Ölümün yakınlığını her düşündüğünde bu konudaki kararlılığı pekişir ve yaşamı boyunca giderek gelişen üstün bir ahlaka sahip olmaya çalışır.
Hep başka düşüncelere öncelik verip, boş
kuruntularla hayatlarını geçirenler ise değil bir cenaze arabasıyla
karşılaşmak, her gün mezarlık önünden geçseler, hatta yanında çok değer
verdikleri biri ölse bile, bunun birgün mutlaka kendi başlarına da geleceğini
düşünmezler.