Bu gerçeklerin farkında olan kişinin aklına çok önemli başka konular da gelir. Bu insanların herbiri cehennem ateşinin kenarında durduklarında tavırları bambaşka olacaktır. Örneğin bugün şımarık, küstah ve kibirli tavırlar sergilemekten kaçınmayan bir insan, hesap gününde tutuklanarak, yerlerde sürüklenerek ve sürekli aşağılanarak cehennem çukurunun yanına getirilse, yüzündeki ifade, tavrı, konuşma üslubu, kullandığı kelimeler böyle olmayacaktır.
Veya saldırgan, saygısız, suç işlemeye
açık, hiçbir insani vasfı kalmamış bir insan yine aynı şekilde cehennem
ateşinin kenarına getirilse, cehennem azabını gördüğü için sonsuz bir
pişmanlığa kapılacaktır.
|
Onlar, dinlerini bir
eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı.
Onlar bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi 'yok
sayarak tanımadıkları' gibi, biz de bugün onları
unutacağız.
(A'raf Suresi, 51) |
Dünya hayatında dini yaşamamak, ibadetlerini yerine getirmemek için türlü mazeretler sayan biri, cehennemin kapısında beklerken kendisine namaz kılması söylense aynı mazeretleri söyleyemeyecektir.
İşte Allah’tan korkan kişi bu gerçekleri asla aklından çıkarmaz. Cehennem ateşini düşünür ve bu sayede doğru tavrın, doğru sözün, güzel ahlakın ne olduğunu görür. Cehennemin varlığına kesin olarak inandığı ve sürekli olarak düşündüğü için, daima cehennem ateşinin yanıbaşındaymış gibi ve her yaptığından hesaba çekileceğini düşünerek davranır.
Allah insanlara cehennemi ve hesap gününü düşünmelerini bildirmiştir:
Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi Kendisinden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır. (Ali İmran Suresi, 30)