Hastalıkların Düşündürdükleri

İnsan birçok eksikliği olan ve bu eksikliklerini gidermek için sürekli çaba harcaması gereken bir varlıktır. Hastalıklar insanların acizliklerini çok açık bir şekilde ortaya koyarlar. İnsan bu nedenle kendisi veya bir tanıdığı hastalandığında mutlaka bunun hikmetleri üzerinde düşünmelidir. Düşündüğünde, en basit görülen bir grip hastalığının bile insanların öğüt alabileceği ibretler taşıdığını görür. Böyle bir hastalığa yakalandığında şunları düşünür: Öncelikle gribe neden olan şey gözle bile görülemeyecek kadar küçük bir virüstür. Ancak bu kadar minik bir canlı 60-70 kilo ağırlığında bir insanı güçten düşürmeye, yürüyemeyecek, hatta konuşamayacak kadar bitkinleştirmeye yeter. Çoğu zaman aldığı ilaçlar, yediği yemekler de bir işe yaramaz. Tek yapabileceği yatıp beklemektir. Vücudunda kendisinin kesinlikle müdahale edemediği bir savaş gerçekleşir. Küçücük bir canlının karşısında insanın eli kolu bağlı kalır. Böyle bir anda ilk aklına gelmesi gereken Allah'ın şu ayetleridir:
Bana yediren ve içiren O'dur;

Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur;

Beni öldürecek, sonra diriltecek olan da O'dur,

Din (ceza) günü hatalarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur;

Rabbim, bana hüküm (ve hikmet) bağışla ve beni salih olanlara kat... (Şuara Suresi, 79-83)

Herhangi bir hastalığa yakalanan kişi aynı zamanda sağlıklı dönemlerindeki tavrı ile, hastalandıktan sonraki tavrını karşılaştırıp, ikisinin arasındaki farkı düşünmelidir. Hastalıklı zamanındaki tevazulu halini, Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu nasıl hissettiğini, örneğin bir ameliyata girerken Allah'a nasıl içten ve kuvvetle dua ettiğini hiç unutmaması gerektiğinin farkına varmalıdır.
 
Gözle görülemeyen bir virüs koskoca insan bedenini yatağa düşürebilmektedir.

Bir başkasının hastalığına şahit olduğunda da hemen kendi sağlığını düşünerek Allah'a şükretmelidir. Örneğin bir mümin, bacağı sakat kalmış birini gördüğünde, bacağının kendisi için ne kadar büyük ve önemli bir nimet olduğunu düşünür. Her sabah kalkar kalkmaz rahatlıkla istediği yere yürümenin, gerektiğinde koşabilmenin, kimseye muhtaç olmadan her işini kolaylıkla yapabilmenin Allah’ın birer lütfu olduğunu anlar. Bu şekilde kıyas yaparak düşündüğü için, elindeki nimetlerin değerini daha da iyi kavrar.



İçindekiler