Günlük Hayatın Akışına Kapılarak Düşünmemeleri

İnsanların büyük bir çoğunluğu tüm yaşamlarını bir "koşuşturma" içinde geçirirler. Belirli bir yaşa geldikleri andan itibaren çalışmaları, kendilerini ve ailelerini geçindirmeleri gerekir. Buna "yaşam mücadelesi" adını verirler ve bu mücadelede oradan oraya koşturmaktan başka işlere vakit kalmadığından yakınırlar. Bu sözde "vakitsizlik" içinde düşünmek, bir türlü vakit ayıramadıkları konulardandır. Böylece günlük yaşantılarının onları çektiği yere doğru sürüklenip dururlar. Bu hayat şekli içerisinde çevrelerinde olup biten olaylara karşı da duyarsızlaşırlar. 

Oysa insanın amacı bu dünyada oradan oraya koşturup, buradaki zamanı tüketmek olmamalıdır. Asıl olan dünyanın gerçek yüzünü görebilmek ve ona göre bir hayat şekli benimsemektir. Hiçbir insanın yegane amacı, para kazanmak, işe gitmek, üniversitede okumak, ev sahibi olmak değildir. Elbette insanın yaşamı içerisinde bunları yapması gerekir, ancak tüm bunları yaparken aklından çıkarmaması gereken bir konu vardır: Her insanın dünyada bulunuş amacı Allah'a kul olmak, Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için çalışmaktır. Bu amaç dışındaki tüm eylemler veya işler sadece ve sadece insanın gerçek amacına ulaşmasına yardımcı birer "araç" olabilirler. Aracı amaç edinmek ise şeytanın insanları içine düşürdüğü çok büyük bir yanılgıdır.

Ancak düşünmeden yaşayan bir insan bu araçları kolaylıkla kendine amaç edinebilir. Bu konuda günlük hayattan şöyle bir örnek verebiliriz: İnsanın çalışıp topluma faydalı şeyler üretmesi kuşkusuz güzel bir davranıştır.     Allah’a iman eden bir insan böyle bir çalışmayı şevkle yapar ve karşılığını da hem dünyada, hem de ahirette Allah’tan bekler. Ama başka bir insan aynı fiili Allah’ı unutarak, yalnızca bu dünyaya yönelik bazı çıkarlar için, insanlardan takdir görecek bir makam elde etmek için yapıyorsa, işte bu noktada yanılgıya düşmüştür. Allah’ı razı etmek için aracı olarak kullanabileceği bir olayı amaç edinmiştir. Ve ahirette gerçeklerle karşılaştığında bundan dolayı tarif edilemez bir pişmanlık duyacaktır. Allah dünya hayatına dalanlar için bir ayetinde şöyle demektedir:

Sizden önceki (münafıklar ve kafirler) gibi. Onlar sizden kuvvet bakımından daha güçlü, mal ve çocuklar bakımından daha çoktular. Onlar kendi paylarıyla yararlanmaya baktılar; siz de, sizden öncekilerin kendi paylarıyla yararlanmaya kalkışmaları gibi, kendi paylarınızla yararlanmaya baktınız ve siz de (dünyaya ve zevke) dalanlar gibi daldınız. İşte onların dünyada ahirette bütün yapıp-ettikleri (amelleri) boşa çıkmıştır ve işte onlar kayba uğrayanlardır. (Tevbe Suresi, 69)

İçindekiler