Dünyanın Dört Bir Yanındaki Açlık ve Sefaletin Düşündürdükleri
Gazete ve televizyon haberlerinde sıkça rastlanan konulardan biri de insanlar arasında yaşanan adaletsizliktir.Dünyanın bir yanında son derece zengin ve refah düzeyi çok yüksek ülkeler, bir yanında da yiyecek yemeği, en basit hastalığını bile tedavi edecek ilacı olmayan, bakımsızlıktan art arda ölen insanlar bulunmaktadır. Bu durumun gösterdiği ilk gerçek ise dünyada var olan zulüm sistemidir. Zira zengin bir veya birkaç ülke için buradaki insanların kurtarılmaları son derece kolaydır. Örneğin Afrika'da açlıktan ölen insanların yakınında oradaki elmas madenlerinden zengin olmuş ve çok gelişmiş bir medeniyeti yaşayan toplumlar bulunmaktadır. Sefalet ve açlık içinde yaşayan ve ölüme terk edilen bu insanların yerlerinin değiştirilmesi, veya bulundukları yerde onların ihtiyaç duydukları imkanların sağlanması son derece kolayken, onlarca yıldır bu insanlar için köklü bir çözüm aranmamaktadır. Oysa bu insanlara yardım etmek birkaç kişinin yapabileceği bir iş değildir. Köklü çözümler bulunabilmesi için, birçok insanın fedakarlık ve özveride bulunması gerekir. Ancak böyle bir konuya sahip çıkan insan sayısı bugün dünya üzerinde çok azdır.
Bunların yanısıra dünyanın her yanında trilyonlarca lira çeşitli nedenlerle israf edilmektedir. Bir yanda yemeğinin tuzunun oranını beğenmediği için çöpe atan, bir yanda da yiyecek yemek bulamadığı için ölen insanlar bulunması, dünyada din ahlakını yaşamamanın getirdiği bir zulüm ortamının bulunduğunun çok açık delilidir.
Bunları gören kişi, bu zulmü ortadan kaldıracak tek şeyin Allah’ın emrettiği ahlakın yaşanması olduğunu düşünür. Çünkü Allah'tan korkan ve daima vicdanı ile davranan insanlar böyle bir zulme ve haksızlığa izin vermezler. Hiçbir gösterişe izin vermeden, dünyanın gerekirse tüm imkanlarını seferber ederek ihtiyaç içindeki insanlara hızlı, kesin ve kalıcı çözümlerle yardım ederler.
Yoksullara ve ihtiyaç içinde olanlara yardımda bulunmanın Allah'tan ve ahiret gününden korkup sakınan insanlara ait bir özellik olduğu ayetlerde şöyle anlatılır:
Ve onların mallarında belirli bir hak vardır: Yoksul ve yoksun olan(lar)için. Onlar, din gününü tasdik etmektedirler. Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar. (Mearic Suresi, 24-27)Yoksulu doyurmamak ise Allah korkusu olmayan, dinsiz insanların özelliğidir:Kendileri, ona duydukları sevgiye rağmen yemeği, yoksula, yetime ve esire yedirirler. "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne bir teşekkür. Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkuyoruz." (İnsan Suresi, 8-10)
(Allah buyruk verir:) "Onu tutuklayın, hemen bağlayın. Sonra çılgın alevlerin içine atın. Daha sonra onu, uzunluğu yetmiş arşın olan bir zincire vurup gönderin. Çünkü, o, büyük olan Allah'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiç bir sıcak dost yoktur. İrin ve kan karışımından başka bir yemek yoktur. Bunu da, hata edenlerden başkası yemez." (Hakka Suresi, 30-37)
.