Örneğin çevresindeki insanların çok büyük bir kısmı bir gün öleceklerini düşünmezler. Hatta ölümü hatırlamamak için bu konuda kimseyi konuşturmazlar bile. Bunu gören insan da çevresine bakar, "Herkes böyle olduğuna göre benim de böyle davranmamda bir sakınca olmaz" der ve ölümü hiç aklına getirmeden yaşamaya başlar. Oysa çevresindeki her insan Allah korkusuyla davransa ve ahiret için ciddi bir çaba içine girse, çok büyük bir ihtimalle bu kişi de tavrını değiştirecektir.
Veya televizyonlarda, dergilerde her gün yüzlerce felaket, haksızlık, adaletsizlik, zulüm, intihar, cinayet, hırsızlık, dolandırıcılık haberi okunur, binlerce yardıma muhtaç insandan söz edilir. Ancak birçok insan bu haberleri okuyup gazetenin sayfalarını gönül rahatlığı ile çevirir veya televizyonun kanalını değiştirir. Genellikle insanlar bu tarz haberlerin neden bu kadar çok olduğu, bunların engellenmesi için neler yapılması, nasıl önlemler alınması gerektiği, hatta kendilerinin bu konuda neler yapabileceklerini düşünmezler. Çünkü çevrelerindeki diğer insanların da büyük bir çoğunluğu bunları düşünmez. Çoğu kişi "dünyayı kurtarmak bana mı kaldı?" mantığı içerisinde sorumluluğu başkalarına atar.