Gününü evinde geçiren bir insanın da düşünebileceği
pek çok şey vardır. Örneğin temizlik yaparken evin bir köşesine ağını örmüş
bir örümcek görebilir. Eğer normalde kimsenin önemsemediği bu hayvan hakkında
düşünmesi gerektiğini fark ederse kendisine yeni kapılar açıldığını
görecektir. Çünkü karşısında gördüğü küçük böcek bir tasarım
harikasıdır. Bu örümceğin ördüğü ağda mükemmel bir simetri vardır. Bu
şaşırtıcı kusursuzluktaki tasarımı küçücük bir örümceğin nasıl başardığını
merak edip biraz araştırdığında başka gerçeklerle karşılaşır: Örümceğin
kullandığı ip, aynı kalınlıktaki kauçuktan % 30 daha esnektir. Örümceğin
ürettiği bu iplik öylesine üstün bir özelliğe sahiptir ki, insanlar tarafından
kurşun geçirmez yelek yapımında örnek alınmaktadır. Yani çoğu insanın basit
bir örümcek ağı olarak gördüğü şey, aslında dünyadaki en ideal endüstri
malzemeleriyle eşdeğer bir maddedir.
Çevresindeki canlılarda kusursuz bir tasarıma şahit olan insan bu
konuda düşünmeye devam ettikçe daha da şaşırtıcı gerçeklerle karşılaşır.
Sürekli karşılaştığı halde hiç umursamadığı, hatta sinirlenip öldürmeye
çalıştığı bir sineği incelediğinde onun çok titiz ve ayrıntılı bir temizlik
anlayışına sahip olduğunu görür. Sinek sık sık bir yere konarak ellerini ve
ayaklarını ayrı ayrı temizler. Daha sonra da kanatlarını, yüzüne bulaşan
tozları elleri ve ayakları ile ince ince temizler. Temizliğinden emin oluncaya
kadar da
bu işlemleri sürdürür.
Diğer tüm sinek ve böcek çeşitleri de aynı şekilde ve aynı önem ve titizlik
içerisinde temizlenirler. Bu da onlara temizlenmeyi tek bir Yaratıcı'nın
öğrettiğini göstermektedir.
Aynı sinek uçarken kanatlarını saniyede yaklaşık olarak 500 kere çırpar. Böyle bir sürate insan yapısı hiçbir makine dayanamaz, sürtünmeden paramparça olur ve yanar. Fakat sineğin ne kanatlarına ne kaslarına ne de eklemlerine hiçbir zarar gelmez. Rüzgarın şiddetini ve yönünü de hesaplayarak istediği yöne doğru sapmadan uçabilir. İnsan şu an sahip olduğu teknolojiyle bile bu üstün özelliklere, uçuş tekniklerine sahip bir makine üretmekten çok uzaktır. Ama sinek deyip de geçtiği ve umursamadığı bir canlı, insanın başaramadığı büyük bir işi başarmaktadır. Elbette bunu sineğin kendi kabiliyetleri ve zekasıyla yaptığını iddia etmek mümkün değildir. Sinekteki bu üstün özellikler Allah’ın ona verdiği yeteneklerdir.

İnsan şöyle bir etrafına baktığında gördüğü her
noktada gözle görülen ve görülmeyen bir canlılık vardır. Dünya üzerinde
canlılığın var olmadığı tek bir santimetrekare dahi mevcut değildir. İnsanlar,
bitkiler, hayvanlar görebildiği canlılardır ama bir de bunların yanında
göremediği ama varlıklarından haberdar olduğu canlılar vardır. Örneğin
oturduğu evin içinde her yer "akar" ismi verilen mikroskobik canlılarla
doludur. Aynı şekilde soluduğu havada sayısız virüs gezmektedir, ya da
bahçesindeki toprakta yaşayan bakterilerin sayısı umulmadık kadar
yüksektir.
Dünya üzerindeki inanılmaz yoğunluktaki canlılığı düşünen insanın aklına bir de bu canlılardaki kusursuz sistemler gelir. Gördüğü canlıların tümü Allah’ın sanatının apaçık birer delilidir, ama aynı şekilde mikroskobik canlılarda da büyük mucizeler gizlidir. Gözle göremediğimiz bir virüsün, bakterinin veya akarın kendilerine ait vücut mekanizmaları vardır. Her birinin yaşadığı ortam, beslenme şekli, üreme, savunma sistemleri Allah tarafından yaratılmıştır. Bunları düşünen kişinin aklına Allah’ın ayetleri gelir:
Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır. O, işitendir, bilendir. (Ankebut Suresi, 60)