Doğal seleksiyonun hiçbir evrimleştirici etkiye sahip olmadığını gören evrimciler, 20. yüzyılda iddialarına bir de "mutasyon" kavramını eklemişlerdir. Mutasyonlar, radyasyon gibi dış etkenler sonucunda canlıların genlerinde meydana gelen bozulmalardır. Evrimciler ise bu bozulmaların canlıları evrimleştirdiğini öne sürerler. Bu iddia bilimsel veriler tarafından yalanlanmaktadır. Çünkü gözlemlenen tüm etkili mutasyonlar, canlılara sadece zarar verirler. Mutasyonlar insanlarda Mongolizm, Down Sendromu, Albinizm, cücelik, Orak Hücre Anemisi gibi zihinsel ya da bedensel bozukluklara ya da kanser gibi hastalıklara neden olmaktadır. Mutasyonların canlıları evrimleştirmesinin mümkün olmamasının bir diğer sebebi, mutasyonun bir canlıya yeni genetik bilgi eklemeyişidir. Mutasyonlar var olan genetik bilginin, iskambil kağıtlarındaki gibi kendi arasında düzensiz olarak tekrar karışmasına yol açarlar; yeni genetik bilgi, mutasyonlarla oluşmaz.
Evrim teorisi ise canlıların
genetik bilgisinin zaman içinde arttığını iddia eder. Örneğin en basit
yapıda bir bakteride yaklaşık 2000 çeşit protein bulunurken insan gibi
bir organizmada 100.000 çeşit protein vardır. Bir bakterinin insana dönüşmesi
için tam 98.000 çeşit yeni proteinin "keşfedilmesi" gereklidir.
Bu proteinlerin yapısının mutasyonlar tarafından oluşturulması ise hiçbir
şekilde mümkün değildir, çünkü mutasyonlar DNA zincirini uzatmazlar. Nitekim bugüne dek, canlıların genetik bilgisini geliştiren tek bir mutasyon bile gözlemlenememiştir. Bu nedenle Fransız Bilimler Akademisi Eski Başkanı Pierre-Paul Grassé, "ne kadar çok sayıda olursa olsunlar, mutasyonlar herhangi bir evrim meydana getirmezler" demektedir.18 VRIES'İN YANILGISI |
18) Pierre-Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, Academic Press, New York, 1977, s. 88