|
Darwin'in kitabı: Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon
Yoluyla... |

Darwin'in evrim mekanizması
olarak öne sürdüğü doğal seleksiyonun gerçekte evrimleştirici bir
etkisi yoktur. Doğal seleksiyon, yeni canlı türleri oluşturmaz.
Canlılığın yeryüzünde tesadüfen
ortaya çıkmasının imkansız oluşu gibi, canlı türlerinin
birbirlerine dönüşmesi de imkansızdır. Çünkü doğada böyle bir güç
yoktur. Doğa dediğimiz bütün, taşı, toprağı, havayı, suyu oluşturan
bilinçsiz atomların bir toplamıdır. |
Bu cansız madde yığını, omurgasız
bir canlıyı balığa çevirecek, sonra onu karaya çıkarıp sürüngen
yapacak, sonra kuş yapıp uçuracak ve en son olarak da insana dönüştürecek
bir güce sahip değildir.
Bunun aksini iddia eden Darwin,
"evrim mekanizması" olarak tek bir kavram öne sürmüştü: Doğal
seleksiyon. Doğal seleksiyon doğal seçme demektir. Güçlü ve içinde
bulunduğu doğal şartlara uygun olan canlıların hayatta kalacağı düşüncesine
dayanır. Örneğin aslanlar tarafından tehdit edilen bir zebra sürüsünde,
daha hızlı koşabilen zebralar hayatta kalacaktır. Ama elbette bu
mekanizma, zebraları evrimleştirmez, onları başka bir canlı türüne, örneğin
fillere dönüştürmez.
ELENME, YENi TÜR OLUŞTURMAZ
Doğada zayıf olan bireyler elenirler
ve bunların yerlerine güçlü olan bireyler sağ kalırlar. Ancak bu olayın
sonunda yeni türler oluşmaz. Milyarlarca sene boyunca yırtıcı hayvanlar
zayıf ve hızlı hareket edemeyen ceylanları yakalasalar, sonuçta
ceylanlar hiçbir zaman bir başka canlı türüne dönüşmeyeceklerdir.
LAMARCK'IN ETKiSi
Darwin "doğal seleksiyon evrimleştirir"
iddiasını ortaya atarken, Lamarck'ın "kazanılmış özelliklerin
aktarılması" varsayımından da etkilenmişti. Lamarck'a göre zürafaların
boynu, yüksek ağaçlara uzanmaya çalışırken uzamıştı. Oysa 20. yüzyılda
Lamarckizm'in bir safsata olduğu ortaya çıktı.
SANAYİ DEVRİMİNDEN ÖNCE
DE SONRA DA, KOYU VE AÇIK RENKLİ KELEBEKLER ZATEN VARDI. YENİ BİR TÜR
KELEBEK ORTAYA ÇIKMAMIŞTI.
Evrimciler "doğal seleksiyonla
evrimleşmenin gözlemlenmiş örneği" olarak hemen her zaman 18. yüzyıl
ingilteresi'ndeki "Sanayi Devrimi Kelebekleri"ni gösterirler.
Anlatıldığına göre, ingiltere'de endüstri
devriminin başladığı sıralarda, Manchester yöresindeki ağaçların
kabukları açık renklidir. Koyu renkli kelebekler bu ağaçlar üzerinde
dikkat çektikleri için kuşlara yem olurlar ve bu yüzden sayıları azdır. Ama sanayi devriminin
hava kirliliği ağaçların rengini karartınca, bu kez açık renkli
kelebekler kuşlara yem olur ve koyu renklilerin sayısı artar. Bu olay bir
"evrim" örneği değildir. Çünkü yaşanan doğal seleksiyon,
daha önce doğada var olmayan bir türü ortaya çıkarmamıştır. Sanayi
devrimi öncesinde de koyu renkli kelebekler zaten vardır. Yanda bir kelebek
koleksiyoncusunun sanayi devriminden önce ve sonra biriktirdiği kelebekleri
görülmektedir. Sadece, var olan kelebek türlerinin sayıları değişmiştir.
Kelebekler "tür değişimi"ne yol açacak biçimde yeni bir organ
ya da özellik edinmemiştir.
Nitekim doğal seleksiyonun canlıları
evrimleştirdiğine dair tek bir gözlemlenmiş delil yoktur. Ünlü bir
evrimci olan ingiliz paleontolog Colin Patterson, bu gerçeği şöyle itiraf
eder:
"Hiç kimse doğal seleksiyon
mekanizmalarıyla yeni bir tür üretememiştir. Hiç kimse böyle bir şeyin
yakınına bile yaklaşamamıştır. Bugün neo-Darwinizmin en çok tartışılan
konusu da budur."17
CANLILARDA FEDAKARLIK
Darwin'in doğal seleksiyonla evrimleşme
teorisi, tüm canlıların kıyasıya bir yaşam mücadelesi sürdürdükleri
varsayımına dayanıyordu. Ancak yapılan gözlemler, hayvan topluluklarında
gerçekte büyük fedakarlık ve dayanışma örnekleri bulunduğunu ortaya çıkardı.
Yavrularını korumak için halkalar oluşturan yaban öküzleri, doğadaki
sayısız fedakarlık örneğinden yalnızca biridir.
 |