|
NAMAZ HER MÜSLÜMANIN BORCUDUR Namaz, dinimizin ifasını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehadetten sonra, İslam binasının üzerine kurulduğu beş esastan birincisidir. Akıllı ve erginlik çağına ulaşan her müslümana, istisnasız farzdır. Farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Terkedilmesi ve -geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret bulunmaksızın- vaktinde eda edilmeyip, kazaya bırakılması, en büyük günahlardan biridir. Bu itibarla, her müslümanın beş vakit namazını vakti içinde eda etmesi; geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret olmadıkça, hiçbir vaktin namazını kazaya bırakmaması gerekir. Bilindiği üzere, beş vakit namaz ve Ramazan orucu gibi, edası belirli vakitlere bağlanmış olan ibadetlerde, hem ibadetin ifası, hem de emrin belirlenen zaman içinde yerine getirilmesi olmak üzere iki ayrı mükellefiyet söz konusudur. Bu tür ibadetleri, dinimizin tayin ettiği vakti içinde eda edenler, her iki mükellefiyeti birden yerine getirmiş olurlar. Vaktinde eda etmeyip, daha sonra kaza edenler ise, bu iki sorumluluktan sadece birini yerine getirmiş olurlar. İslamî hükümlere göre, hiç kimse gücünün yetmediği bu şeyi ifa ile mükellef olmaz ve bundan dolayı sorumlu tutulmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de (Bakara Süresi, ayet : 286): "Allah kişiyi ancak gücünün yettiğinden sorumlu tutar..." buyrulmuştur. Bu itibarla, bir ibadeti meşru bir mazeret sebebiyle vakti içinde eda edemeyip, daha sonra kaza eden kişi dinen sorumlu olmaz. Fakat meşru bir mazeret olmadığı halde namazlarını vaktinde eda etmeyenler, daha sonra bunları kaza etmekle bu emri, vakti içinde yerine getirmeme sorumluluğundan kurtulmuş olmazlar. Bu gibilerin ayrıca tevbe ve istiğfarda (günahlarının affı için niyazda) bulunmaları ve bu sorumluluğu telafi edecek iyi işler ve nafile ibadetler yapmaları gerekir.[1] Nitekim Kur'an-ı Kerim'de (Hud Süresi, ayet: 114): "İyilikler kötülükleri (günahları) giderir." buyrulmuştur. [1] Ahmed b. Muhammed et-Tahtavi, Haşiye ala Merakı'l-felah, sh. 358. İst. 1985; Alaüddin el-Haskefî; ed-Dürrü'1-münteka, 1/144, İst., 1328; mlf., ed-Dürrü'l muhtar, 1/485 (Reddü'l-muhtar kenarında). Bulak, 1272; İbn Abidin, Reddü'l-Muhtar, 1/485, Bulak, 1272; H. Zihni Efendi, Nimet-i İslam (Kitabü's-salat), sh. 453, İst., 1326; Haseneyn M. Mahluf, Fetavayı Şer'iyye, 1/242-243, Kahire, 1391/1971 |
|||