|
KAZASI
OLANLAR SÜNNETLERİ KILACAK MI? Kaza namazlarının gecikmesi açısından, kaza namazı borcu olan kimselerin nafile ve sünnet namazlara vakit ayırıp ayıramayacağı konusu, mezhepler arasında ihtilaflıdır. a. Şafiî mezhebinde, kaza borcu olan kimselerin günlük farz namazlar dışında, ister beş vaktin farzı ile birlikte kılınan sünnetler, ister teravih, teheccüd... gibi diğer sünnet ve mutlak nafileler olsun, kaza borcunu tamamlamadıkça, sünnet ve nafile kılarak kaza namazlarını geciktirmeleri haramdır. Ancak bu hükmün anlamı, diğer boş zamanları değerlendirmeyip, sadece sünnet yerine kaza kılarak borçların tamamlanması değil; kaza borcu olan kimselerin, sünnet kılacak kadar zaman bile kaza borçlarını geciktirmelerinin caiz olmadığıdır. b. Malikîlere göre de, günlük farz namazlar ile sabah namazının sünneti, vitir, bayram ve tahiyyetü'l-mescid dışında sünnet veya nafile ile meşgul olarak kaza namazını geciktirenler, günah işlemiş olurlar. c. Hanbelîlere göre ise, bu durumda olan kimselerin, gerek beş vakitte farzla beraber kılınan sünnetleri, gerek bunlar dışındaki diğer sünnetleri kılmaları caiz ise de, borcu çok olanların, sabah namazının sünneti müstesna; bunların yerine de kaza namazı kılmaları efdaldir. Sünnet olmayan mutlak nafile ile meşgul olmaları ise haramdır.[14] d. Hanefîlere gelince: Üzerinde ister az, ister çok, kaza borcu olan kimselerin, gerek farz namazlarla birlikte kılınan revatib sünnetlerini, gerek Peygamber (s .a.s.) Efendimizin kılınmasını tavsiye buyurduğu teravih, teheccüd, teşbih, duha, tahiyyetü'l-mescid, evvabîn... gibi diğer sünnetleri kılmaları, -bu yüzden kaza borçlarının ödenmesi gecikmiş olsa bile-, efdal görülmektedir. Sünnet olmayan mutlak nafile namaz kılmak da -haram veya mekruh olmayıp,- caiz ise de bunların yerine kaza kılmak efdaldir.[15] Hanefî mezhebinde muteber kaynak niteliği taşıyan ve bir kısmının isim, cilt ve sahife numaraları 15'inci dipnotta gösterilen fıkıh kitaplarında bu husus bu şekilde beyan olunmaktadır. Bu itibarla, kaza borcu olan kimselerin sünnet kılmalarının ahmaklık olduğu; bunların Allah katında makbul olmayıp boşa gideceği... gibi sözler, Hanefî fukahasının kaynak olarak kabul ettiği muteber eserlerde yer almayan mesnetsiz iddialardan ibarettir. Esasen, -yukarıda görüldüğü üzere,- Şafiî’ler dışında diğer üç mezhebe göre de, kaza borcu olan kimselerin sünnet kılmaları caiz; Hanefîlere göre ise efdaldir. [15]
Ahmed
b. Muhammed et-Tahtavî, a.g.e., sh. 363; ibn Abidin, Reddu'l-Muhtar, 1/493,
Bulak, 1272; el-Fetava'l-hindiye, 1/125, Bulak, 1310; Abdurrahman el-Cezîri,
a.g.e., 1/491-492; Osmanlıca Tahtavî Tercemesi, 2/143; İst. 1285; Zühdü
Paşa, el-Mecmüatü'z-Zühdiye, 1/131-132, İst., 1311; Hacı Zihni Efendi
a.g.e., sh. 467; Hacı Muhammed Nehif Ef., ilaveli Enisü'l-abidin, sh.
67, İst., 1327; Ahmed Davudoğlu, İbn Abidin Tercemesi, 3/152, İst., 1982;
Ö.N. Bilmen, Büyük İslam İlmihali, sh. 183, İst., ts.
|
|||