HEM KAZAYA HEM SÜNNETE NİYYET (ÇİFT NİYYET)

Hem bir kaza namazına, hem de vaktin sünnetine olmak üzere bir namazın iki ayrı niyyetle kılınması ise, kaynak niteliği taşımayan (Necatü'l-mü'minin ve benzeri) bazı ilmihal tipi kitaplar ile, bu kitaplardan nakiller yapan kişiler dışında, Hanefî müctehid ve fakihlerince caiz görülmemektedir.

Bilindiği üzere, sünnet ve nafile namazların sıhhati için, mutlak namaz niyyeti yeterli ise de, farz ve vacip namazların sıhhati için, (söz gelimi, "bu günkü öğle namazının farzı..." veya "dünkü ikindinin kazası..." gibi) niyyette kılınacak namazın hem aslını, hem isim ve vasfını tayin şarttır.[19] Bu itibarla, sünnet veya nafile bir namazda, söz gelimi hem tahıyyetü'l-mescid, hem duha (kuşluk) gibi, iki ayrı niyyet caiz görülmekte ise de, -ister eda, ister kaza olsun,- bir farz namazda iki ayrı niyyet caiz değildir. Bu takdirde niyyet, bunlardan kuvvetli olana masruf olur.

Mesela; aynı namaz için:

1. Biri farz-ı ayn, diğeri farz-ı kifaye iki ayrı farz namaza niyyet, farz-ı ayn olan namaz için;

2. Biri vakti girmiş, diğeri henüz vakti girmemiş iki ayrı namaza niyyet, vakti girmiş olan namaz için;

3. Biri eda, diğeri kaza iki ayrı farz namaza niyyet, -vakit müsait ise,- kaza için; vakit dar ise, vaktin farzının edası için;

4. İki ayrı vaktin kazasına niyyet, -kişi tertib sahibi ise,- ilk kazaya kalan için; (aksi halde bu niyyetin hükmü yoktur.)

5. Hem farz (mesela bir kaza namazı), hem de sünnet veya nafile bir namaza niyet, -İmam Ebü Yusuf a göre,- sadece farz namaz için geçerli olur.

İmam Muhammed'e göre ise, sonuncusunda her ikisi içinde geçerli olmaz.[20]

Görüldüğü üzere bir kısmı dipnotta gösterilen en muteber kaynakların beyanına göre, "hem geçmiş bir namazın kazası, hem de vaktin sünneti" niyyetiyle kılınan bir namaz, İmam Muhammed'e göre, ne farz, ne sünnet, ne de nafile olarak sahih olur. İmam Ebu Yusuf a göre ise sadece farz olarak caiz olur; ayrıca sünnet veya nafile sevabı söz konusu olmaz, iki tane müctehidin bu konudaki içtihatları, böyle olunca, fakih bile sayılmayan "filan kişinin kitabında şöyle buyruldu" demenin, hiç bir anlamı yoktur.

Şüphesiz, sünnet yerine kaza namazına niyyet ederek, sünnet namazları terkeden müslümanlar, günahkar olmazlar. Kıldıkları namazlar kaza olarak sahihtir. Ancak, sünnetlerin sevabından mahrum kalacakları gibi, -müekked sünnetlerin mazeretsiz terkinden dolayı- isaet etmiş olurlar. Ayrıca Hz. Peygamber (s.a,s.) in itab ve tekdirine maruz kalırlar.[21]


[19] İbn Hümam, a.g.e., 1/186-187; Ahmed Tahtavî, a.g.e., sh. 179; Haskefî, ed-Dürrü'l-Muhtar, 1/279-280; İbn Abidin, a.g.e., 1/279-280; Hacı Zihni Efendi, a.g.e., sh. 84.

[20] İbn Hümam, a.g.e., 1/187; İbrahim el-Halebî, Günyetü'l-mütemelli (Halebî Kebir), sh. 249-251, İst., 1325; Halebî Sağîr, sh. 121-122, İst., 1309; ibn Nüceym, el-Eşbah ve'n-nezair, sh. 39-43, Dımaşk, 1403/ 1983; el-Bahru'r-raik, 1/296-297, Beyrut, ts.; el-Fetava'1-Hindiye, 1/65; Ahmet et-Tahtavî, a.g.e., sh. 174; İbn Abidin, a.g.e., 295-296; Zihni Efendi, a.g.e., 84-86; Ö.N. Bilmen, a.g.e., sh. 118-119.

[21] Babertî a.g.e., 1/13; Ebü Gudde, Takdimetu Fethi babi'l-inaye bi şerhi kitabi'n-Nukaye, 1/14-15, Haleb, 1387/1967.