Azat kuşları
Baron W. Wratislav
(16. Yüzyıl. Avusturyalı diplomat)
“İstanbul’da
büyük duvarlarla çevrili devasa bahçeler vardır. Bu bahçe duvarlarının üstlerinde
ve günün belirli saatlerinde bir çok kedinin, hayırsever insanları bekledikleri
görülür. Çünkü Türklerde, kazanlar içinde kaynatılan işkembe ve sakatat artıklarını,
kenti dolaşarak bağıra bağıra satmak adettir. Bu gibi satıcıların arkasından
elli, altmış, hatta daha fazla köpeğin seğirttikleri görülür. Türkler, bu ayak
satıcılarından aldıkları çeşitli yiyecekleri köpekler arasında mümkün olduğunca
eşit biçimde dağıtırlar ve bu arada duvarlar üstünde bekleşen kedilerin de paylarını
vermeyi ihmal etmezler. Çünkü, dini emirlerin dışında kalan bazı şeylere Tanrı
buyruğu gibi değer veren bu insanlar, kedi, köpek, balık, kuş ve Tanrı’nın başka
canlı ve konuşamayan yaratıklarına yiyecek sadakası vermekle Yüce Tanrı’nın
gözüne gireceklerine inanırlar. Bu inançlarının bir sonucu olsa gerek, yakalanmış
kuşları öldürmeyi büyük günah sayarlar ve bunları bir çeşit kurtuluş akçesi
verir gibi, satın alarak azad etmekle Yüce Tanrı’nın hoşnutluğunu kazanmış olurlar.
Balıklar için de sulara ekmek kırıntısı atarlar.
(...)
Türkler, bir gülün yerde sürünmesine dayanamazlar.”