
Hulefa-i Raşidîn'den Sonra Mescidler
Emeviler
ve Abbasîler zamanında mescidler sayıca arttı ve mimari açıdan büyük
gelişme gösterdi. Bu dönemde binlerce cami ve mescid inşa edilmiştir.
Eskiden basit inşaat malzemesiyle yapılmış olanlar daha kaliteli
malzemelerle yenilendi. Muaviye Küfe, Basra ve Fustat örneğinde olduğu gibi
ortasında cami ve darülimare bulunan ordugah şehri Kayrevan'ı tesis etti. Hz.
Peygamber'in Medine'deki mescidi örnek alınarak birçok şehre yeni camiler
yapıldı. Zaman zaman fethedilen yerlerdeki eski mabedler cami olarak yeniden
imar edildi. Hz. Ömer şehirlerde sadece bir cuma camii olmasını emrettiği
halde Emevî ve Abbasîler döneminde büyüyen şehirlerde birkaç cuma camiine
ihtiyaç duyulmuştur.
İmara büyük önem veren halifelerden biri de Emevî Halifesi l. Velîd
idi. Dünyanın sayılı mimari eserleri arasında kabul edilen ve onun eseri
olan Şam (Dımaşk) Emeviyye Camii halen ayaktadır. Gerçi bu caminin asıl
binasının yukarıda sözü edilen loannes Kilisesi olup olmadığı henüz tam
açıklığa kavuşmuş değildir. Velîd, kilisenin hıristiyanlara bırakılan
kısmının kendilerine satılmasını istemiş ve büyük bir servet teklif
etmiş, ancak hıristiyanlar bunu kabul etmeyince aradaki duvarı yıktırarak
kilisenin tamamını mescide katmıştır. Ömer b. Abdülazîz halife olunca hıristiyanların
şikayeti üzerine ilave kısmın geri verilmesini emretmiş, fakat bu defa da müslümanlar
buna razı olmamışlardır. Zamanın fakihlerinden Süleyman b. Habîb
el-Muharibî, Dımaşk'ın savaşla fethedilen Gota adlı mahallinde önceden
camiye çevrilen kiliselerin tekrar eski statülerine kavuşturulması şartıyla
hıristiyanları razı etmiş ve cami olduğu gibi kalmıştır.
İslam dünyasının her tarafında zamanla birçok cami inşa edilmiştir,
İbn Havkal'in verdiği bilgiye göre Palermo'nun merkezinde 300, yukarı kısımlardaki
köylerinde 200 cami vardı. Müslümanların yaşadığı her köyde mutlaka
bir cami bulunuyor, daha ilk asırlardan itibaren köy camilerinde cuma namazı
kılınıyordu. Mısır'da hicretin 132. (750.) yılında köy camilerine minber
konulmuştur.
Daha sonraki asırlarda devlet adamları güçlerinin simgesi olarak
muhteşem camiler inşa ettirdikleri gibi bazı kişiler de cami yaptırmaya özel
bir gayret göstermişlerdir. Böylece şehirlerdeki cami sayısı hızla artmıştır.
Hicri V. (XI.) yüzyılın başlarında Hakim-Biemrillah zamanında Mısır'da
800 cami. aynı yüzyılın ortalarında Bağdat'taki yüzlerce küçük
mescidin yanında altı cuma camii vardı. Nuaymî. X. (XVI.) yüzyılda Dımaşk'taki
600'e yakın cami ve mescid hakkında bilgi verir.
Fustat'ta kuruluş yıllarında cuma namazı sadece iki camide kılınıyordu.
Bunlar Amr b. As ve el-Asker camileriydi. 259'da (873) el-Asker Camii yerini
Ahmed b. Tolun Camii'ne bıraktı. 360'ta (971) bunlara Ezher Camii eklendi ve
cuma camii sayısı üçe çıktı. 380'de (990) Hakim - Biemrillah. Maks ve Raşide
camilerini inşa ettirdi. Türkler'in hakimiyeti döneminde cami sayısı 130'a
ulaştı. Makrîzî bunların büyük bir kısmı hakkında bilgi vermektedir.
Osmanlılar döneminde de başta Bursa. Edirne ve İstanbul olmak üzere
gelişen mimari üsluplarıyla birçok cami ve mescid yapılmıştır.
Ayvansarayı’nın 1195'te (1781) yazdığı, Ali Sati' Efendi'nin ilaveleriyle
1281'de (1865) yayımlanan Hadîkatü'l-cevami'e göre XIX. yüzyılın
ortalarında İstanbul’da 900'e yakın cami ve mescid
bulunuyordu.