Peygamberlerin
Sýfatlarý
Peygamberlerin sýfatlarý deyince onlarda bulunmasý caiz olan sýfatlarla
gerekli (vacip) ve zorunlu olan sýfatlar anlaþýlýr. Kur'an-ý Kerîm'in pek
çok yerinde vurgulandýðý gibi peygamberler de insandýr. Onlar da diðer
insanlar gibi oturup kalkar, yiyip içerler, gezerler, evlenip çoluk çocuk
sahibi olurlar, hastalanýr ve ölürler; bu gibi özelliklere, peygamberler
hakkýnda düþünülmesi caiz özellikler denir. Bu ilahî emir ve yasaklarla yükümlü
ve sorumludurlar. Peygamberler bu gibi konularda diðer insanlar gibidirler.
Fakat onlar her hareketleriyle Allah'ýn insanlar için seçtiði kullarý ve elçileri,
insanlarýn kendilerine bakarak davranýþlarýna çekidüzen verdikleri birer
örnek olduklarýnýn bilinci içindedirler. Bu sebeple fakirken, sýkýntýdayken
bile Allah'a þükrederler. Haset etmek, içi dýþýna uymamak gibi kötü
huylardan hiçbiri onlarda bulunmaz.
Her peygamberde insan olmanýn da ötesinde birtakým sýfatlarýn bulunmasý
gerekli ve zorunludur. Bunlara vacip sýfatlar denir. Bu sýfatlar þunlardýr:
1.Sýdk. "Doðru olmak"
demektir. Her peygamber doðru sözlü ve dürüst bir insandýr. Onlar asla
yalan söylemezler. Eðer söyleyecek olsalardý kendilerine inanan halkýn güven
duygusunu kaybederlerdi. O zaman da peygamber göndermekteki gaye ve hikmet gerçekleþmemiþ
olurdu. Sýdkýn zýddý olan yalan söylemek (kizb), peygamberler hakkýnda düþünülemez.
Bütün peygamberler peygamberlikten önce de sonra da yalan söylememiþlerdir.
2. Emanet. "Güvenilir
olmak" demektir. Peygamberlerin hepsi emin ve güvenilir kiþilerdir.
Emanete asla hainlik etmezler. Bu konuda bir ayette þöyle buyurulur: "Bir
peygamber için emanete hýyanet yaraþmaz..." (Al-i Ýmran
3/161).
Emanet sýfatýnýn zýddý olan hýyanet, onlar hakkýnda düþünülmesi
imkansýz olan bir sýfattýr.
3. Ýsmet. "Günah iþlememek,
günahtan korunmuþ olmak" demektir. Peygamberler hayatlarýnýn hiçbir döneminde
þirk ve küfür sayýlan bir günahý iþlemedikleri gibi özellikle
peygamberlikten sonra kasten günah iþlememiþlerdir. Ýnsan olmalarý
sebebiyle günah derecesinde olmayan birtakým ufak tefek hatalarý bulunabilir.
Ancak onlarýn bu hatasý yüce Allah'ýn kendilerini uyarmasýyla derhal düzeltilir.
Peygamberlerin bu tip küçük hatalarýna "zelle" denilir. Ýsmetin
karþýtý olan masiyetten (günah iþlemek) Allah onlarý korumuþtur.
Peygamberler örnek ve önder kiþiler olduklarý için, konumlarýný
zedeleyecek davranýþlardan da uzaktýrlar.
4. Fetanet. "Peygamberlerin akýllý, zeki ve uyanýk olmalarý"
demektir. Bunun zýddý olan ahmaklýk peygamberlikle baðdaþmaz. Peygamberler
zeki ve akýllý olmasalardý hitap ettikleri kiþileri ikna edemezler,
toplumsal dönüþümü saðlayamazlardý.
5. Teblið. "Peygamberlerin Allah'tan aldýklarý buyruklarý ve yasaklarý ümmetlerine eksiksiz iletmeleri" demektir. Tebliðin karþýtý olan gizlemek (kitmân) peygamberler hakkýnda düþünülemez. "Ey peygamber, Rabbinden sana indirileni teblið et. Eðer yapmazsan Allah'ýn elçiliðini teblið etmemiþ olursun" (el-Maide 5/67) mealindeki ayet, bu sýfattan söz etmektedir.