4/4
 

Bütün bunlar Ebu Hanife (r.a.)`in hadisler karşısındaki tutumunu göstermektedir. Bunca delilden sonra hala onun hadis konusunda cahil olduğunu ve hadise itibar etmediğini söylemek; hakikati saptırmak, beyinleri karıştırmak, dimağları sulandırmak ve gerçeği örtbas edip, sünnet konusunda cahilce hatta kasıtlı olarak inkar edenlerin inkarlarına delil bulmaya çalışmaktan başka bir şey değildir.

Biz yine İmam-ı Azam (r.a.)`in hadislere olan düşkünlüğünü delillendirmeye devam edelim.

Ez-Zebidi  (r.a.) Yahya bin Nasr (r.a.)`den şöyle rivayet etmişti: "Ebu Hanife (r.a.)`in yanına vardım. Evi kitaplarla doluydu. Bunlar ne dedim? İmam (r.a.) " bunların hepsi hadistir. Bunlardan ancak pek azını rivayet ettim " dedi."[38]

Aliyyu`l-Kari (r.a.)`de Muhammet Bin Sem`a (r.a.)`den "Ebu Hanife (r.a.)`in  eserlerinde yetmiş bin kusur hadis zikrettiğini ve El Asar adlı eserini kırk bin hadisten seçerek meydana getirdiğini rivayet eder".[39]

Allame Es-Salihi Es-Şafii (r.a.) Ukudu`l-Cuma`nında , İbn-i Hacer El-Mekki (r.a.)`in El-Hayratu`l-Hisan`da Ez-Zerenceri (r.a.)`den şunu rivayet etmişlerdir:

"İmam Ebu Hafs El-Kebir (r.a.) İmam Ebu Hanife (r.a.)`in ustadlarının sayılmasını emretmiş, Tabiin`den olanların sayısı dört bin`i bulmuştur". Sonra Es-Salihi (r.a.) onun ustadlarından bir kısmını harf sırasına göre yazmış ve toplam 23 sayfa tutmuştur. Bu o kadar büyük bir rakamdır ki, hemen hemen onun dışında hadis ilmine kendini vermiş bir başkası için zikredilmemiştir.
İmam Buhari (r.a.)`in hocalarından Yahya Bin Adem (r.a.) şöyle demiştir:
"Ebu Hanife (r.a.) beldesinin bütün hadislerini toplamış ve vefatına kadar bunları tetkik etmeye devam etmiştir.[40]

İmam Ebu Hanife (r.a.)`in ilmi, sadece beldesinin hadisleriyle sınırlı kalmamıştır. Üstelik o hicazlıların rivayetlerini de iyi biliyordu. 6 sene Mekke'de kalmıştır. Bu müddet bir müçtehidin hayatında Mekke gibi her sene hacca gelen alimlerin ve muhaddislerin yeri olan ilmi bir mekan için kısa sayılamaz.[41]

Bu konuda bir çok kitaplar yazılmış İmam-ı Azam (r.a.)`in hadise ve sünnete verdiği değer delillerle ispatlanmıştır. Bazı seviyesizler ve haddini bilmezler hala Ebu Hanife (r.a.) hakkında edepsizce söz söylemeye cesaret edecekler midir? Elbette !!! Çünkü bu insanların mantığı "humur-rical ve nahnu rical" yani (onlar da insan biz de insanız, ne fark var ki aramızda)dır. Evet, İmam-i Azam (r.a.)de insan, biz de insanız. Ama unutmayalım ki, onun sıfatı İMAM.

Günümüz bilmişlerinde, aydınlarında, modernist (!)`lerinde bu hastalık yaygındır. Bu insanlar eleştirilerini devamlı olarak ümmetin büyük ve gerçek imamlarının da insan oldukları ve herkes gibi onların da etten ve kemikten yaratıldıkları üzerinde yoğunlaştırdılar. Gerçekte o kutlu kişilerin öğretileri, bilgelikleri, ahlakları ve İslam bilgisi ve dünya görüşüne yaptıkları katkılarıyla karşılaştırıldığında sineğin başı kadar kalan çok küçük bazı hatalarını büyüterek işi lafazanlığa vurdular. Halbuki bu sözüm ona hatalar, onların eserlerine ve eylemlerine yansıyan düşüncelerini ve çağlar boyunca ümmetin yaşamındaki haklı yerlerini geçersiz kılamamıştı. Hatta Sahabe-i Güzin bile böyle bir eleştiriden kaçamadı. Hz.Ömer (r.a.) ve Hz.Ali (r.a.) efendilerimiz bile kendilerinden çok düşük seviyedeki bazı cüceler ve küstahlar tarafından hata işlemekle suçlandılar. Halbuki onlar sahih hadise göre cennet ile müjdelenmiş sahabeler`dendi. Allah (c.c.) bile onları hatalarını gözardı ederken, nasıl olurda onlardan yüzyıllar sonra gelen bazı modernist, entellektüel ve aydınların bu yanlışları çıkarmak için israr etmesi çok şaşırtıcı gelmektedir bize. Halbuki büyük ve bilge kişileri eleştirenlerin en azından kendilerinin de büyük ve alim olduklarını görüyoruz. Bu günkü adamlar sahte gözlerle bakıyorlar ve asıl gerçeği göremiyorlar. Edindikleri fikri alışkanlıklarla İslamı güya kirli etkilerden ve bidatler`den arındırma işini üzerlerine bir vazife addediyorlar.[42]

Bütün bunlar ümmet de edep kaybolmasından kaynaklanmaktadır. Bu dini yıkamayan müsteşrik ve oryantalistler alimlerimizi hiçe sayma hastalığının nifak tohumlarını atarak ise başladılar ve Allah Rasulu (s.a.v.)`in aziz ve pak sünnetine yöneldiler. Asil hedefleri ise ümmetin sağlam dayanağı olan elindeki Kur`an-ı Azimüşşan üzerinde şüpheler oluşturmaktır. Bunda da kısmen başarılı olmuş sözde Müslüman (!) oryantalist ve müsteşrikler yetiştirmişler, Müslüman ümmetin aklını, beynini, fikrini, zihnini, dimağını, kalbini, gönlünü ifsad etmeye çalışmaktadırlar.

Unutmayalım ki , İLİMSİZLER PROFESÖR OLSALAR DA ALİM OLAMAZLAR.

Asırlarca ümmetin gönlünde taht kurmuş müctehid imamlarımız üç beş oryantalistin, profesörün ve haddini bilmezin sözüne bakılarak üzerlerine çizgi çekilemez. Bu edep kaybıdır ve unutulmamalıdır ki, İslam baştan sona edeptir.

Bu insanların Allah Rasulu (s.a.v.)`in sünnetini inkarları ve müctehid imamlarımızı karalamaları, gecenin karanlığında ay`ı havlama ve hırlamalarıyla söndürmeye çalışan çakalların durumu gibidir. Buna mukabil İslam'ın gerçek uleması ve imamları, yani, fikri, ruhi, kavrayış, fazilet ve ahlak sahibi insanlar, alimler, veliler ve arifler hala eserleriyle bize ışık saçmaktadırlar.

Rabbimize hamdolsun ki, bu araştırmamızla İmam Ebu Hanife (r.a.) hazretlerine atılan iftirayı yine alimlerimizin rivayetlerinden istifade ederek cevaplandırmış olduk. Rabbimizden niyazımız odur ki, daha nice böyle çalışmalar yapmaya bizleri muvaffak kılmasıdır.

Gayret bizden, başarı Rabbimizdendir.

Selam hidayete tabi olan erlerin üzerine olsun vesselam…


Muhammed Bahauddin
İslam Üniversitesi
İslamabad / Pakistan


[38] Ukudu`l cevahir`ul Munifeh s:32
[39] Aliyyu`l kari - El-cevahiru`l Mudiyyeh 2/474
[40] Tahanevi - Incaul Vatan  s:10
[41] M.Avvame - Eseru`l hadis fi ihtilafi`l eimmeti`l fukaha
[42] Seyyid Nakip el-attas - modern İslam düşüncesinin problemleri

 

 
3. sayfa
index sayfası