DUA

     Değerli  müslümanlar ibadet ve namazdan  bahsederken duayı unutmak gaflet olur. Bunun için biraz da duanın değer ve lüzumundan bahsedelim.

        Bu alem sebepler dünyası ve her şey de bir vasıtaya bağlıdır. Yüce Rabbimiz ihtiyaçlarımızı Zat-i İlahi'sine arz etmemiz için dua yolunu açmıştır. Dua kulun kendi aczini anlaması, dünya ve Ahirette Allah'a muhtaç olduğunu bilmesi ve ona ihtiyaçlarını arz etmesidir. Dua insanın kendi kulluğunu idrak  ve Allah-u Teala'ya ma'budiyetini itiraf etmektir. Dua ibadetin ta kendisidir. “Dua mü'mi'nin silahı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur.” (Feyzul Kadir, 3/540) Dua belaları çeviren bir kalkandır. Cenabı Hakka dua etmemek gafletten ileri geliyorsa kalbi karartır. Allah'a ihtiyaç duymamaktan doğuyorsa, Allah'ın azap ve gazabını gerektirir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki;

   “Allah-u Teâla kendisinden istemeyene muhakkak sürette kızar, öfke eder.” (Tirmizi, 3295)

   Kereminin hududu olmayan, hazineleri tükenmeyen Yaratıcımız mü'min kulu kendisine yalvardıkça ondan razı olur. Kul dua ettikçe Allah'ın rahmet deryası taşar ve istediği kendisine muhakkak verilir. Mü'minin yalvarıp yakarması Rabbimizin hoşuna gittiği için daha fazla yalvarması için kulun isteğini biraz geç verebilir. Kafirin dünyaya ait istekleri onun pis ağzı kapansın diye çabuk verilir.

   Bunu şöyle bir misalle açıklayabiliriz:

   Bir babanın büyük yaşta asi bir çocuğu ile küçük yaşta günahsız sevimli bir çocuğu olsa bunlardan büyük, bir şey istediği zaman babası dileğini bekletmeden verir. Çünkü onun karşısında durmasından hoşlanmaz, konuşması kendisini rahatsız eder. Küçük çocuk bir istekte bulunsa, onun konuşması yarım yarım sözlerle yalvarması, babasının hoşuna gider. O nazlandıkça babası biraz daha yalvarsın diye isteğini vermeyi geciktirir. Nihayet severek ve canı gönülden verir.

   Müslüman olmayan bir kul bu misaldeki asi evlat makamında, mümin de sevimli, küçük yavru Gibidir. Dua konusunda yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Habibim, kulların sana benden sorunca haber ver ki, ben onlara yakınımdır. Bana dua edince ben dualarını kabul ederim.” (Bakara-186)

   Duanın önemiyle ilgili bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır; “Dua başa inen ve inmeyen felaketlerden korur. O halde Ey Allah'ın kulları Duaya devam ediniz.” (Tirmizi, Daavat,101)

   Değerli kardeşlerimiz, Allah-u Teala'ya yalvarırken samimi bir kalp ve halis bir niyetle dua etmeliyiz. İçten gelmeyen bir dua kanadı kırık kuş gibi menziline ulaşamaz. Duanın ruhu ihlas, kanadı salavatı şerifedir. İhlassız dua uyuyan kimsenin sayıklaması gibi muteber değildir. Duanın evvelinde veya sonunda mutlaka Salavatı şerife okunmalıdır. Efendimiz bu konuda şöyle buyurdular:

  “Dua,  Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e ve aline salavat getirilinceye kadar, Allah'a karşı perdelidir.” (Tirmizi,Salat,448)

   Duanın kabul olmasının şartlarından biri de kazancın helal olması, yediğinin temiz olmasıdır.

    Dua her zaman kabul olunur. Fakat Mevlit, Berat, Regaib, Miraç ve Kadir geceleri, arefe ve bayram geceleri gibi mübarek geceler, diğer gecelerin seher vakitlerinde daha çabuk kabul olunur. Peygamber efendimize;  “Hangi dua daha kabuldür diye sorulduğunda - Gecenin ortasında ve beş vakit namazdan sonra yapılan duadır” buyurmuşlardır. (Tirmizi, Daavat,3421/3503)

    Kıymetli Müslümanlar, böylece duanın dinimizdeki önemini anlamış bulunuyoruz. İbadet ve dualarınız kabul olsun. Gönlünüz iman, eviniz huzur dolsun.

 

ibadet risalesi
index sayfası