>
Ticaret
Ticaret...
İkinci mes'ele ticaretti. Allah Resulü gördü ki Medine'de ticarî hayata Yahudi
ve Hristiyanlar hakim.. bu sultayı aşmak için emir verdi ve Müslümanların çarşı
ve pazarını ayrı bir yerde kurdurdu.(İbn
Mace,Ticarât,40)
Bundan böyle Müslümanlar alış verişlerini kendi çarşılarında, kendi pazarlarında
yapacaklardı. Bu hem Müslümanların, ticaretin içine girerek güçlenmelerini hem
de onların kendi pazarlarını kurmalarını sağlayacaktı. Bu arada, gayr-ı müslimlerin
pazar hakimiyetlerine de son verilecekti. Yeni bir pazar kuruldu. Ve Müslümanlar
birbirinden alış veriş yapmaya başladılar. Mağazî yazarları, şunu naklediyorlar:
"Çok az zaman sonra, Yahudi, Medine çarşı ve pazarında ticaret yapamaz
oldu." Evet, Müslüman pazarında artık Müslümanlarla kimse rekabet edemiyordu.
Zaten, Allah'ın istediği de bu idi. Müslüman tabi olmayacak, dahil olmayacaktı...
Evet, bize başkaları emir verecek, başkaları evirip-çevirecek ve başkalarına sığınacak,
başkalarına dehalet edecek ve "benim şu mes'elemi hallet"
diyeceğiz; Allah (cc), inananların böyle bir şahsiyetsizliğe düşmesine razı olmaz.
Mü'min kendi olmalı, kendi ayakları üzerinde durmalı, kendi ayaklarıyla yürümeli,
kendi elleriyle tutmalı, kendi gözleriyle görmeli, kendi düşünceleriyle konuşmalıdır;
kendi fikirlerine göre yaşamalı ve mutlaka kendi orijinini muhafaza etmelidir.
Medine'de Allah Resulü de işte bunu tesis etmiştir.