Medine...
Medine küçük bir yerdi, ahalisi de ziraatçılıkla uğraşıyordu. Onun için Medine çarşı ve pazarı tamamen yahudilerin eline geçmişti. Mekkeliler, gerçi ticareti iyi bilirlerdi; fakat ellerindeki dar imkanlarla, Yahudinin karşısında tutunmaları çok zordu. Nerede ve nasıl ticaret yapacaklardı.?
Bütün mal varlıklarını Mekke'de bırakmış, öyle gelmişlerdi. Hem hicret edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor, nüfus durmadan ve hızla kabarıyordu. Hergün gelen bu insanlar nerelere yerleştirilecek ve ne yiyip ne içeceklerdi? Medine halkı zaten fakirdi. İşte bütün bunlar, üst üste yığılmış problemlerdi ve hepsi de Allah Rasulü'nden çözüm bekliyordu. Herkes O'na güvenle bakıyordu; O bu problemleri bir çırpıda çözecek ve halledecekti.. Ve neticede öyle de oldu.
Allah Resulü, Medine'ye gelir gelmez, Ensar ve Muhacirin'i birbiriyle kardeş yaptı. Onların ruhlarına öyle bir kardeşlik üfledi ki, aralarında gerçekleştirilen bu kardeşliği, nesebî kardeşlikten daha ileri görüyorlardı.. Hatta bir aralık aralarında veraset de cereyan etti! Evet bu öyle bir kardeşlik anlayışıydı ki, Ensar her şeyini ikiye böldü ve bir bölümünü muhacir kardeşine verdi. Ve işte bu esnada akıllara durgunluk verecek şu hadiseye şahit oluyoruz:
Allah Resulü, Sa'd b. Rabi ile Abdurrahman b. Avf'ı kardeş yapmıştı. Bu kardeşlik o kadar içten ve derince idi ki, cihanda bir benzerini daha göstermek mümkün değildir.
Sa'd b. Rabi (ra) bir gün kardeşinin elinden tutar ve ona şöyle der:
"Kardeşim siz her şeyinizi Mekke'de bırakıp öyle geldiniz. Şu anda sen bekarsın, benim ise iki hanımım var. Allah (cc) için söylüyorum: Sen bu hanımlarıma bak! Hangisi hoşuna giderse, ben onu boşayayım sen al!.."
Abdurrahman b. Avf (ra), gözleri dolu dolu ona şu karşılığı verir: "Kardeşim, Allah (cc) hanımını sana mübarek etsin! Sen bana çarşının yolunu göster, bu bana yeter."
Bir müddet sonra, Abdurrahman b. Avf (r.a.) evini geçindirecek hale gelir ve ilk işi de evlenmek olur. Bu da evlerine girip çıktığı insanların hissiyatına karşı bir saygının ifadesi, apayrı bir ruh inceliği ve nezaket örneğidir. (Buharî Menakıbü'1-Ensar, 3; İbn Hişam, Sîre, 2/50; İbn Kesîr, el-Bidaye, 3/279)
Bu kardeşliğin çözemeyeceği hiçbir problem yoktur. Bu derece birbirine
kenetlenmiş diğergamlar aynı zamanda dünyanın fethine namzet en seçkin
insanlardır. Medine'de üfül üfül esen bu kardeşlik havası zamanla bütün
dünyanın demine-damarına işleyecektir...