Hicret Problemi
Hicret bir problemdir. Bir vak'a olarak günümüzde de hicretler yaşanmaktadır. Devletin iki ayağının bir kaba nasıl sokulduğunu görüyorsunuz.. Bunlar, dışta planlanan oyunların, Türkiye'de sahnelendirilmeleridir. Yarın şarkta ayrı bir nifak kapısı, garpta başka bir şikak kapısı, cenupta farklı bir infilak kapısı ve şimalde koca bir iftirak kapısı açılabilir.. açılabilir; zira bir tarafta kafir ve zalimler, diğer tarafta Asya'nın münafıkları başımıza binbir gaile açmak için hazır ve tetikte bekliyorlar.
Daha önce de, böyle zayıf bir noktamızı yakalamış, koskocaman bir Devlet-i Aliye'yi hem de devletler muvazenesinde, muvazene unsuru bir Devlet-i Aliye'yi, yerle bir etmişlerdi. Millet ma'na kökünde gelen cevheri son olarak Çanakkale'de, istiklal mücadelesinde kullanmasaydı, bugün bu millet yoktu.. Sadece bu millet değil islam Alemi de yoktu. Zira bu milletin dışında devletler ve milletler muvazenesini elinde tutan ikinci bir Müslüman millet zaten olmamıştır. Keza, bu millet olmasaydı muvazene adına da bizim ümidimiz olmayacaktı. Ama, tarihten gelen o ma'na cevherleri ve kendisini ayakta tutan dinamikleri, Çanakkale ve istiklal mücadelesinde, bu şanlı şerefli son karakolun kahraman kurmayları, fedaileri, hasbileri, diğergamları ve kudsîler ordusunun neferleri kullanmasını bildiler;
Evet, hicret başlı başına zor ve müşkül bir problem.. Bir parantez cümlesi içine sığıştırmaya çalıştığım bugünkü göç hadisesi karşısında, düşünün ki, 65 milyon nüfusa sahip bir millet ve bu milleti idare edenler, şaşırmış-kalmış ve ne yapacaklarını bilemiyorlar. Halbuki, o gün yaşanan hicret, Medine'de mevcut' insanın nüfusuna denk bir oranda gerçekleşmişti. Ne var ki, Allah Resülü'nün o engin fetaneti sayesinde ne Habeşistan'a ne de Medine'ye hicret edenler, maddî hiçbir sıkıntıya maruz kalmadan, muhaceretin dünyevî sıkıntılarını rahatlıkla atlatmış olmanın yanında, büyük oluşumlar gerçekleştirmişlerdi. Doğrusu cihan tarihinde hiçbir hicret ve göç, iki Cihan Serveri'nin eliyle gerçekleştirilen bu hicretler kadar muvaffakiyetle neticelenmemişti. Acaba Allah Resulü, bu en büyük problemleri nasıl halletmişti? Şimdi, isterseniz fazla tafsile kaçmadan mevzuu biraz daha açalım: