| |
|
Kur'anın tek kaynak olma fikri 18.asrın
sonlarında önce Hindistan sonra da Mısır'da (şimdilerde Türkiyede) olmuştur.
Kendilerine "Ehli Kur'an" veya "Kur'aniyyün" adını
veren bazı kimseler pek çok konularda farklı görüşlere sahip olsalar
da ilk defa Kur'an'la yetinmek ve sünnetin hiçbir şekilde dinde hüccet
veya kaynak olmadığı fikrini seslendirmeye başlamışlardır. Bu insanların
delili şayet Ebu Hureyre (r.a.)'nin hadisi ise niye delillerini isbat
için hadis kullanıyorlar. Hem hadisi kabul etmeyecek, kabul etmezken
delili yine hadisten getirerek(!)bu bir tenakuz ve kendilerini aldatma
değildir de ya nedir.? Kur'an'ın tek kaynak olması, böyle bir vurgu,
bütün ilahi dinlerin temel yapısına ve bizzat Kur'an'ın kendisine aykırı
olur. Kur'an'ın İslam'ın ilk, temel ve en önemli kaynağı olduğunda kimsenin
şüphesi yoktur. Ancak İslam'ın tek bilgi kaynağının Kur'an olduğunu
söylemek, İslam gibi evrensel bir dini Kur'an'a da kaynaklık eden bütün
kaynaklardan mahrum bırakmak demektir. Kur'an sadece doğrudan bilgi
kaynağı değil pek çok bilgiye referansta bulunan bir kitaptır. İnsan,
varlık, akıl, tarih ve tecrübe bunların başında yer alır. Sünnetin İslam'ın
temel kaynağı olmadığını ifade etmek, hem akla ve mantığa, hem tarihi
gerçeklere, hem de Kur'an'ın kendisine aykırı olur. Her şeyden önce
böyle bir düşünce, vahyin peygamberler yolu ile, insanlığa tebliğ edilmesi
şeklindeki sünnetullahı anlamsız kılar. Zira ilahi öğretilerle, beşeri
ideolojiler arasındaki en belirgin fark ilahi öğretilerin örneklik üzerine
bina edilmesidir. Kur'an'ı Kerim inananlarını her türlü sözü dinlemek
ve en güzeline tabi olmaya davet ederken (zümer: 18) İnsanlığı hidayete
sevk edecek her türlü sünneti (sünnetül evvelin) bilgi ve amel kaynağı
olarak görürken insanlığa numune-i imtisal olarak gönderilen (Ahzap:21) En yüce ahlakın sahibi (kalem:4) Rasülü Ekremin (s.a.v.)
sünnetlerini bilgi ve amel kaynağı olmaktan çıkarmaya çalışmanın izah
edilir hiç bir tarafı olamaz. (haşr-7)
Kur'an bize yeter diyenlere bakınız Rasulü Ekrem (s.a.v.) nasıl cevap
veriyor. "Şunu kat-i olarak biliniz ki, Bana Kur'an ve onun
bir benzeri verilmiştir. Karnı tok bir halde rahat koltuğuna oturarak;
"Bize kur'an yeter! onda helal olarak ne görmüşseniz onu helal,
neyi de haram görmüşseniz onu da haram kabul ediniz. "bazı kimseler
gelmek üzeredir." (ebu davud 2/610,tirmizi 4/145,ibni
mace 1/6 darimi 1/117)
Bunu kainatın efendisi Hz Rasulü Ekrem (s.a.v.) beyan ediyor. Yine veda
Haccında:"Size iki şey bırakıyorum, onlara sarıldığınız müddetçe
sapıklığa düşmezsiniz. Bunlar Kur'an ve Sünnettir."(imam malik,muvatta,2/899,hakim
1/93,temhid 23/331)
buyurmuştur. Sünnet ve kitap birbirini tamamlayan iki unsurdur. Teşri
ancak ikisiyle tam olur. Sünnet kitabı açıklayan, beyan eden bir unsurdur.
Allame Şevkani (r.a.) İrşadül Fuhul adlı eserinde "İlim ehlince
sünneti mutahhara hüküm koymada yetkilidir. Sünnet kur'an gibidir; haramı
haram, helali helal kılmada. Çünkü Rasulü Ekrem (s.a.v.) "Bana
Kur'an ve onun benzeri verilmiştir." buyurmuştur" der.(irsadul fuhul 1/160) Evzai (r.a.) de "Kitap sünnete, sünnette kitaba ihtiyaç
duyar." demiştir. "İbnül Abdülberr (r.a.)" Sünnet Kur'an'ı
açıklar ve murad olunanı beyan eder" buyurmuştur. Yahya ibni Ebi
Kesir "Sünnet Kur'an'ın açıklayıcısıdır. Sünnetin sübutu ve ahkam
koymada yetkisi ve hüccetliği dini bir zarurettir. Kim buna muhalefet
ediyorsa onun islamdan aldığı bir nasip ve tad yoktur."(lemhatun fi tarihi s-sunne,ebu
gudde,s:24) İmamı Ebu
Hanife (r.a.) "İçlerinde hadisle meşgul olanlar bulunduğu müddetçe
insanlar kurtuluş içerisindedir. Ne zaman ilmi, hadis ve sünnet dışında
ararlarsa bozulurlar. Allah'ın diniyle ilgili bir konuda şahsi görüşünüze
göre hüküm vermekten sakınınız. Sünnete tabi olunuz. Kim sünnetten ayrılırsa
sapıtır."(sarani,mizanul kubra, 1/51) Nitekim Hariciler ve Rafiziler sünneti reddedip sadece
Kur'an'ın zahirine tabi olmuşlar ve sapıtmışlardır. (lemhatun
fi tarihi s-sunne s:21)
Şu rivayette çok mühimdir. Sahabenin büyüklerinden İmran bin Hasıyn
(r.a.) ashabıyla sohbet ediyordu. Bir adam "ya Eba Nuceyd, siz
bize bir takım hadisler rivayetler ediyorsunuz. Biz onları Kur'an'da
bulamıyoruz. Bize Kur'an'dan konuşun" dedi. İmran (r.a.) şiddetle
kızdı ve: "Ey Ahmak adam, sen Kur'an'ı okudun mu? Adam "evet"
dedi. İmran (r.a.) "öyleyse Kur'an'da yatsının 4 rekat, Akşamın
3 rekat, ikindinin 4 rekat, öğlenin 4 rekat olduğunu buldun mu?"
der. Adam "Hayır" imran (r.a.) "0 zaman kimden aldınız,
bizden almadınızmı?" buyurur. "Bizde Rasulullahtan (s.a.v.)
aldık"der. Kur'anda 40 ta 1 zekat, şu kadar dirhemden şu kadarı
diye bir şey yazılımı?" Adam "Hayır" der. "Bunu
bizden almadınızmı?" Biz de Rasulullah (s.a.v.)'tan aldık.
Yine Kur'an'da "Kabeyi tavaf ediniz" (hacc-29) buyurulur. Bunun yedi defa olduğunu nerden aldınız. Ama
siz "Rasul size ne verdiyse alın, neden nehyettiyse sakının"
(hasr-7) ayetini işittiniz değil mi? Biz bütün bunları Rasulullah
(s.a.v.)den aldık. Sonra İmran (r.a.) ellerini kenetleyerek "Ey
insanlar! Rivayet ettiğimiz hadisleri alınız ve uyunuz. Uymazsanız vallahi
sapıtırsınız"(el fakih vel mutefeggih,hatip,
1/67) dedi. Şu rivayette
önemli İmam Ebu Hanife hadis dersi yapıyordu. Bir adam gelerek: "Bırak
şu hadisleri ey imam. Bize Kur'an oku,dedi." İmam şiddetle tepki
gösterdi ve: -Şayet sünnet olmasaydı, bizden kimse Kur'an'ı anlayamazdı.
Sonra adama: -Maymun etinin haramiyetine dair Kur'an'dan delilin varmı?
Adam mat olmuş ağzı açık kalmıştı.İmam: -Sen ne dediğinin farkındamısın.
İnsanlar hadisle ameli bıraktı. Hadissiz ilim talep edenler fitne ve
fesat yayarlar" buyurdu.(59) Beyhaki rivayet eder: "Ümeyye
bin Abdullah bin Halid (r.a.) İbni Ömer'e dedi ki: "Hadr ve korku
namazını Kur'an'da buluyoruz. Ama sefer namazını bulamıyoruz. İbni Ömer(r.a.)
"Ey kadeşimin oğlu, Allah bize Rasulü ekrem (s.a.v.)'i gönderdi.
Başka bir şey bilmiyoruz. Biz ondan onun yaptığını gördüğümüz gibi yaparız."
buyurdu.(nesai 3/117,ibni mace 1/339,hakim
mustedrek 1/208) Rasulü
Ekrem (s.a.v.) de "Benim ve Raşit Halifelerimin sünnetine yapışınız"(tirmizi,ebu davud) buyurdu. Hz Ömer(r.a.) "Öyle bir zaman gelecek ki,
insanlar Kur'an'ın müteşabih ayetlerini münakaşa edecekler. Sünnetlere
sarılınız. Çünkü ehli hadis Allah'ın kitabını daha iyi bilir."(miftahul cenne(suyuti) S:41) Mesela "Ey peygamberin hanımları! Evlerinizde
okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini (peygamberin sünnetini) hatırda
tutun. Allah haberdar ve latif olandır."(ahzap-34)
Merhum Hamdi Yazır (r.a.) bu ayeti şöyle tefsir eder; "Ey peygamberin
hanımları ve kızları, evlerinizde okunan ayetleri ve hikmeti anın, toplanıp
müzakere edin. Yani Kur'an'ı ve peygamberin sünnetlerini belleyin, düşünüp
ilim tahsil edin ve bu yüzden mazhar olduğunuz şerefi hatırdan çıkarmayın,
şükrünü eda etmeniz gerektiğini bilin."(hak
dini kur`an dili 5/3893)
Yine "Biz size, ayetlerimizi okuyacak, sizi hertürlü kötülükten
arındıracak, kitabı ve hikmeti (sünneti) öğretecek ve bilmediklerinizi
bildirecek aranızdan bir peygamber gönderdik." (bakara-151)
Merhum Hamdi Yazır tefsirinde "Size bütün feylosoflara ders verecek
kitap ve hikmeti öğretiyor. Ümmi iken size yazıyı belletiyor. Hertürlü
hikmetleri ihtiva eden ilmi hukuk ve şeraitini, hikmeti teşrii; ahlak
ilmini, esrarı ictimai, mesalihi beşeriyi, kainatta geçerli olan kanunları
ve bunların icrasını sözlü ve fiili sünnetiyle öğretiyor" (hak
dini kur`an dili 1/539)
"Hüküm vermek sadece Allah'ın işidir. Kur'ani hükümler dışında,
peygamber hüküm veremez" diyenler acaba o'nun (s.a.v.) görev sınırını
nasıl çizebiliyorlar. Şu hadisi tekrar başka bir tarikten rivayet etme
ihtiyacını hissediyoruz. "Sizden biriniz gururla, kibirle koltuğuna
yaslanarak "Bize Kur'an yeter, Kur'an'dan başkasını tanımıyoruz.
-O'na benim hadislerim, emirlerim ve nehiylerim geldiği halde- diyen
adamın meclisinde bulunmasın" (tirmizi,ebu davud,ibni mace)
|