3. AYET (ALLAH'IN
KEREMİ)
Oku. Rabb'in en büyük kerem sahibidir.
Üçüncü ve birinci ayetin başlangıcında “ İkra ”kelimesi vardır.
Tekrarın gerekçesi için değişik yorumlar yapılmıştır.
a- Birinci ayetteki "oku emri" ile Resulün kendisine, üçüncü ayetteki ile Resulün
başkasına okuması, risaleti tebliğ etmesi emredilmiştir. [282]
b- Birinci oku emri namazda okıı manasında, ikincisi ise namaz haricinde oku, veya birinci emir, öğrenmek, ikinci emir öğretmek manasındadır. [283]
c- İkinci oku emri, birinci emrin tekidi dir ve cümle burada bitmektedir. “ Ve Rabbükel Ekrem ”cümlesi ise yeni bir başlangıçtır. [284]
d-İkinci okuma emri, Resül'de okumanın meleke alışkanlık haline gelmesini temin etmek içindir. [285]
e- İkinci okuma emri, “ Ünsiyeti ”meydana getirmek için tekrarlanmıştır.[286]
Bütün bu görüşleri incelendiğinde söylenenlerin birbirine yakın şeyler olduğu görülmektedir. Ne var ki, "birinci emir kendisine, ikincisi tebliğ için" şeklindeki Razî'nin görüşü, gerçekle örtüşmemektedir. Zira vahyin ilk ayetleri olan bu emirlerin ikisi de direk Resuledir. Tebliğ dönemi henüz başlamamıştır.
"Namazda oku emri" görüşü de uygun değildir. Çünkü namaz daha sonraları farz kılınmıştır, "okumada meleke kesb etmesi" yorumu da ayetin konumuna uygun düşmemektedir. Zira Resul vahiy ile ilk defa karşılaşmıştır. Meleke kesb etmesi bir yana, ilk etapta olayın şokunu yaşamaktadır.
Müfessirlerin kendilerini "ikinci oku emrini birincisiyle bağlantı kurmaya mecbur hissetmeleri", onları böyle değişik yorumlara yöneltmiştir. Halbuki her ayeti kendi kalıbında tüm olarak ele alırsak ayetlerde tekrar olmadığını, çok değişik manaları ihtiva ettiğini görülecektir.
Buna göre: Birinci ayette Resul, Allah'ın kendine vahy ettiklerini okumaya davet edilmektedir. Okuyacaktır, Zira vahy, Yaratan tarafından gelmektedir. Bu vahy, ne bir şair sözüdür, [287] ne kahin uydurmasıdır, [288] ne de şeytanın vahyidir.[289]
Üçüncü ayette ise Resul, Yüce Rabbinin fazlının ne kadar geniş olduğu, kereminin ne kadar fazla olduğunu ve ancak o Rabbin ibadete layık olduğunu hissederek okuması emredilmektedir.
"Rabbin en büyük kerem sahibidir."
“ el-Ekrem ” en büyük kerem sahibi demektir. Allah'ın keremine yetişecek hiçbir kerem sahibi yoktur. Allah'ın bahşettiği nîmetler sonsuzdur, saymaya gelmez. [290] Yüce Allah, keremini ya bizzat ihsan edecek ya da ona giden yolları sebeplerle kolaylaştıracaktır.[291]
Müfessirler “ el-Ekrem ” sıfatının münasebetini kurmak için değişik yorumlar ileri sürmüşlerdir.
a- O Allah en büyük kerem sahibidir. Resul'un okuduğu
her harf için on sevap verecektir. Mana: "Sen başka bir gaye için değil,
ancak benim için oku. Ben sana aklının alamayacağı kadar mükafat vereceğim."
şeklindedir.[292]
b- Sen Ey Resul, kerîmsin, ancak ben senden de kerîmim. Benim keremim en büyüktür. Zira benden başkaları bir ikram yaptıklarında menfaat, medh, sevap gibi karşılık beklerler. Ben ise ikramımı, sırf ikram olsun diye yapıyorum.[293]
c- Rabb'in Ekrem'dir. Çünkü bütün keremlerin ilk
çıkış noktası ondadır.[294]
d- Rabbin Ekrem'dir. Zira kulların cehaletine karşı müsamahakardır. Onların cezasını vermekte acele etmez.[295]
e- Rabbin Ekrem'dir. O'nun ekremiyeti; Zatında, vasıflarında, yaptığı işlerdedir. Yapmış olduğu yaratma (Halaka) ve öğretme (Alleme) tamamen kendi kereminden, iyiliğinden ve ihsanındandır.[296]
Allah-u Teala'nın yalnız bu ayette kullanmış olduğu elif lamlı “ el-Ekrem ” "sıfatını yukarıdaki görüşlerle sınırlamak yetersizdir. Nitekim Allah'ın Kerem'i zikredilenlerin hepsinin üstündedir.
Yüce Allah bu sıfatı bazen kendisine isim olarak bazen de zatına bir vasıf olarak kullanmıştır.[297] İnsanların “Kerim-Ekrem ” sıfatlarını Allah hakkında izafi olarak karşılaştırmaları her zaman eksik ve yetersiz kalacaktır.
Yüce Allah'ın bu ayetlerde vermek istediği mesaj; “Ancak kendisinin ibadete layık olması ve böyle bir Rabb'in ismiyle okumayı emretmesidir.”
Dipnotlar
282 Fahreddîn er-Razî.et-Tefsîru'l
Kebîr, XVI/ 17 (Cüz 32), B.l, Beyrut 1990, Darul - Kütübü'l- İlmiyye.
283 a.g.e., aynı sayfa.
284 Alüsî, XXX/ 119; Muhammed Tevfik Ubeyd,
Tefsiru Cüz-i Anune, s. 123, Dimeşk 1952, el-Mektebetu'l- Arabiyye,.
285 Ahmet Mustafa el-Merağî,
Tefsîru'l-Merağî, XXX/ 199, Mısır 1974, Halebî; Yazır, Hak Dini Kur'an
Dili, VIII/ 5951.
286 Cemel.IV/ 561.
287 Hakka, 69/41.
288 Hakka, 69/42.
289 Tekvîr, 81/25.
290 İbrahim, 14/34.
291 et-Teberessî, XIX/
514.
292 Razî,XV1/17
293 a.g.e., s.l7
294 a.g.e., s.l7
295 Kurtubî, XX/ 119;
Bursevî, X/ 473.
296 Kasımî, Mehasinu't-Te'vîl,
XVII/ 6210,Tahrîc: Muhammed Fuad Abdulbakî.
297 Mü'minün, 23/116; Neml, 27/40; İnfitar
82/6.